Ariv: 'İmar Durumu - İskan' Kategorisi

Bir ‘mortgage’ hikayesi

Saturday, February 24th, 2007

Bir zamanlar gündemimizde İngilizce adı ile mortgage denen bir ipotek sisteminin başlatılması vardı (morgıc şeklinde okunuyor). Kamuoyunun bu sistemden anladığı alınan gayrımenkulün teminat gösterilerek 20-30 yıl gibi uzun vadelerde ve ödenebilir faizlerde kredilendirilmesiydi. Mortgage sistemi gelince gayrımenkul talebi patlayacak diye satıcılar satmaktan vazgeçip alıcılar da saldırınca gayrımenkul fiyatları patladı. Ama sistem hâlâ kanunlaşmayı bekliyor. Pek konuşan da kalmadı.

Aslında gayrımenkul almak için bu sisteme ihtiyaç yok. Zaten son 2 yıldaki patlama sayesinde 2006 sonunda 15 milyar $’a ulaşan konut kredileri toplam kredilerin % 10’unu geçmiş durumda. Bugün bankalar gayrımenkulu teminat alarak aylık % 1.75 (+ masraf) civarında maliyetlerle 7-8 yıl vadelere yoğunlaşarak kredi veriyorlar. Bu şekilde 200 bin YTL’lik bir konut kredisi almak isteyen aylık 2,500 YTL civarında bir taksit ödemek zorunda kalıyor. Hiç de halka hitap edecek bir durum değil. Hitap edebilmesi için aylık ödemenin aylık gelirin % 30-40 gibi makul bir kısmını geçmemesi gerekli. En azından bu sistemin çok yaygın kullanıldığı ABD’de durum böyle.

Makro koşullar uygun değil

Mortgage sisteminin amacı, Türkiye’deki gayrımenkul yatırımlarını mobilize edip ekonomik işlev kazandırmak, geniş kitlelerin konut sahipliğini teşvik etmek, her türlü gayrımenkul alımlarını kolaylaştırmak, inşaat sektörünü canlı tutmak ve daha etkin çalıştırmak gibi kutsal şeyler. Ama sonuçta aylık ödemelerin gelirlere uyması şart. Bu da ancak faizler tek hanelere gerileyebilirse ve vadeler 20-30 yıla uzayabilirse kısalırsa mümkün. Mortgage sisteminin bir işe yarayabilmesi için öncelikle bu ortam sağlanmak zorunda.

Türkiye’de banka kaynaklarının % 73’ü bir yıldan kısa vadeli. Sadece mevduatların % 97’si bir yıldan, % 42’si ise 3 aydan kısa vadeli. Bu koşullarda 7-8 yıl kredi vermek bile cesaret işi. Uzun vadeli döviz kaynaklarını teminat gösterip YTL yaratabiliyorlar ama o da yetersiz. Faizlerin durumu daha da vahim. Çok iddialı enflasyon hedeflerine körlemesine kilitlenmiş bir para politikası var. Tarım ve petrol fiyatlarıyla artan enflasyonu düşürmek için faizleri rekor yüksek seviyelerde tutuyor. Bankalar da bunun altına inemiyorlar. Üstelik gayrımenkul teminat olarak da sorunlu. Ekonominin sorun yaşadığı günlerde nakde çevirmek için ekspertiz değerinin çok altına inmek gerekebiliyor.

Dolayısıyla, mevcut koşullarda finansal sistemin “ödenebilir” aylık ödemelerle gayrımenkul alımını desteklemeleri zor. Çok daha kısa vadelerde gayet yüksek faizlerle geri ödeme riski olmayan devlet tahvili alınabilirken konut kredilerine yönelmek sadece portföy çeşitliliğini arttırmak ve müşteri portföyünü büyütmek amacından öteye geçemiyor.

Mortgage Kanunu ne değiştirecek?

Yeni ipotek sistemi faizleri indirip vadeleri uzatamaz. Ama bankaların gayrımenkul kredilerinde “aracı” olmalarını sağlayabilir. Diğer bir deyişle, bankalar verecekleri konut kredilerinden gelecek vade, faiz, ve hatta kredi (geri ödenememe) risklerini en azından kısmen başkalarına devredebilirlerse önemli bir adım atılmış olur. Bu riskleri ya devlet ya da tasarruf sahipleri alacak. Devletin aynı zamanda konut alımını anlamlı boyutta vergi indirimleriyle desteklemesi de şart.

ABD’de ve Avrupa’da böyle oluyor. Nasıl yaptıklarını ve bizim benzer bir düzeni kurup kuramayacağımızı cuma günü tartışacağım.
Kaynak: Saruhan Özel / Akşam

Tarihi eserler için restorasyon kredisi

Friday, December 29th, 2006

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında, Sizin
veya şirketinizin sahip olduğu Taşınmaz Kültür Varlıklarına sahipseniz size
bir haberimiz var;

Bu tarihi eserlerin bakımı, onarımı ve restorasyonu için toplam keşif
bedelinin % 70′i kadar olmak üzere, 75.000 YTL’ye kadar, kredi
alabilirsiniz.

ÖRNEK; Keşif bedeli 100.000 YTL ise 70.000 YTL. Kredi alabilirsiniz. Ancak
keşif bedeli 130.000 YTL ise en fazla 75.000 YTL kredi alabilirsiniz.

Kredinin geri ödemesi; Restorasyon bittikten sonraki 3 ncü aydan itibaren
başlamak üzere aylık ödemeler halinde yapılacaktır.

Vade; 10 yıldır.

Geri ödemede uygulanacak faiz; Yıllık % 4

Başvuru zamanı; En geç 26 Ocak 2007

NOT: 1. Aynı anda 5 ayrı proje için ayrı, ayrı dosyalar hazırlayarak talepte
bulunabilirsiniz.
2. Başvurular yapılacak değerlendirme sonucu onaylanacaktır.
3. Verilecek kredi için ipotek veya teminat istenmektedir.

Gerekli belgeler;

1.. Onarılacak eserin, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Bölge Kurulu
tarafından onaylanmış Röleve ve Restorasyon Projeleri ile Restorasyon
raporu.
2.. Onaylı projeye göre düzenlenmiş keşif raporu.
3.. Yapılacak restorasyonun iş programı.
4.. Yapının dışını, içini ve çevresini detaylı biçimde gösteren tanıtıcı
nitelikteki fotoğrafları (En az 9×12 cm. boyutlarında.)
5.. Arsanın ve binanın durumunu gösteren, belediyesinden onaylı vaziyet
planı. (1/200 veya 1/500 ölçekli.)
6.. Tapu örneği, çaplı tasarruf vesikası,
7.. Nüfus cüzdanı örneği ve ikametgah belgesi. Şirketler için imza
sirküleri, faaliyet belgesi, ticaret sicil belgesi, v.b. belgeler.
8.. Hisseli yapılarda, hissedarların her birinin ayrı, ayrı dilekçe, nüfus
cüzdanı örneği, ikametgah belgesi ve muvafakatname.

Spor kulüplerine imar ayrıcalıkları

Sunday, November 19th, 2006
Spor kulüplerine imar ayrıcalıkları

Son zamanlarda spor kulüplerimiz futbol ligleri ve Avrupa kupalarındaki performanslarından çok, talep ettikleri imar ayrıcalıklarıyla konuşuluyorlar. Galatasaray Yöneticisi Adnan Polat’ın yaptığı konuşmalar, kulüplerimizin sadece futbol karşılaşmalarında değil imar ayrıcalığı talebinde de birbirleriyle nasıl rekabet ettiğini ortaya koydu. Kulüplerimiz Türkiye ve Avrupa’da rekabet çıtalarını yükselttikçe yeni kaynaklar yaratmak zorunda kalıyorlar. Milyonlarca dolarlık futbol pazarında kendilerine sağlam bir yer edinebilmek için futbolun endüstrileşme seviyesi yeterli bir ölçüye gelmediğinden, kulüplerimiz İstanbul’un değerli arazilerinde imar ayrıcalığı yarışına girmekte sakınca görmüyorlar. Galatasaray’ın Seyrantepe’de yapılacak yeni stat için TOKİ’yle yaptığı anlaşma bu anlamda çok konuşuldu. Ali Sami Yen’in yerinde yapılacak karlı bir yatırıma karşılık TOKİ “üst kullanım hakkı” Galatasaray’a ait olan Seyrantepe’deki araziye stat yapacak. Böylelikle hem Ali Sami Yen Stadının yerine Galatasaray yeni bir stada kavuşacak hem de Mecidiyeköy’de hayli karlı bir ortaklığa zemin hazırlanacak. TOKİ burada kamu kaynağını yatırım için kullanacak. Yine Galatasaray’ın Riva’daki arazisi için iki yıl önce emsal artışı talebinde bulunması da hala hafızalarda. % 15 yapılaşma hakkı olan arazi için kulübün % 25 talebi yetkili kurumlar tarafından uygun bulunmamıştı. Bu gelişmeler yaşanırken, acaba Galatasaray lehine haksız rekabet koşulları mı yaratılıyor diye düşündüğümüz bir aşamada Fenerbahçe’nin imar istekleri gündeme düştü. Önce Riva’da kulübün satın almayı planladığı bir arazi için elverişli imar haklarının verilmesi girişimlerinin yapıldığı haberleri yayıldı. Beykoz imar planlarında Fenerbahçe lehine bazı düzenlemelerin yapılacağı haberleri basında yer aldı. Başbakanın “tüm kulüplerimize benzer kolaylıklar sağlansın” talimatı da bu gelişmelere eşlik etti. Daha Galatasaray Adasındaki tartışmalı imar düzenlemeleriyle sağlanan fırsatlar yargı sürecini tamamlamamışken, şimdi de yeni bir tartışma Şükrü Saraçoğlu Stadının yanı başındaki Kenan Evren Lisesi için yaşanacağa benziyor. Fenerbahçe’ye tahsisiyle birlikte imar planında “küçük bir değişiklik” yapılması da söz konusu. Okulun yerine “otopark, alışveriş, spor ve kültür merkezi” yapılmasının önünü açacak bu plan değişikliği Büyükşehir Belediye Başkanına da eşine az rastlanır bir “takdir yetkisi” verecek. Topbaş’ın uygun göreceği büyüklükte yapılacak spor, kültür ve alışveriş merkezi, 55 bin kişilik stadın ve çevredeki ticari yoğunluğun yarattığı ulaşım problemlerine yeni bir halka eklemeye aday görünüyor. Bir de okul alanındaki tescilli kültür varlığı binalar var ki, onların bu projede nasıl değerlendirileceği daha doğru düzgün düşünülmüş durumda bile değil. İmar ayrıcalıkları sıralanırken Beşiktaş’ın adının geçmemesi kimseyi yanıltmasın. Beşiktaş’ın Fulya tesislerinin de imar kurallarını ne derece zorladığı hafızalarda. Ayrıca tescilli tek stadımız olan İnönü’deki bazı eklentilerin Koruma Kurulu tarafından pek sıcak karşılanmadığı da biliniyor. Mali kriz içindeki kulüplerin futbol pazarındaki aşırı pahalılık karşısında kaynak yaratamadıklarını biliyoruz. Barselona kulübünün forma reklamı almaya tenezzül etmeyecek kadar büyük kaynaklar yaratabildiği bir pazarda kulüplerimizin biraz desteklenmesi makul görülebilir. Ama kulüplerimizin de ticari rant amaçlı plan değişiklikleriyle kentimizi daha fazla içinden çıkılmaz problemlerle yüz yüze bırakmamasını bekliyoruz.

ERHAN DEMİRDİZEN

Kaynak: Sabah