Ariv: 'Hukuk' Kategorisi

Kira öder gibi ev alma yasası çıkıyor

Saturday, February 24th, 2007

Ev sahibi olma hayali kuran milyonlarca dar gelirlinin umutla beklediği Mortgage yasası yarın Meclis’te görüşülmeye başlanacak
Vatandaşa kira öder gibi konut sahibi olma imkanı getiren Mortgage Yasa Tasarısı yarın TBMM Genel Kurulu’na geliyor. Hükümet, yasa tasarısında özellikle dar gelirli ve ilk kez konut sahibi olacak vatandaşlara avantaj sağlayacak bir vergi teşviğine de yeşil ışık yaktı. 100 bin YTL’ye kadar kredinin faiz ödemesinin gelir vergisi matrahından düşürülmesini sağlayacak vergi teşviğinin öne çekilmesi gündeme geldi.

Geçtiğimiz yıl Mayıs ayında TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki görüşmeler sırasında konutu olmayan ücretlilere kredi faizlerini vergiden düşme olanağı tanıyan düzenleme Maliye Bakanlığı’nın müdahalesiyle 1.5 yıl ertelenmişti. Tasarıdaki vergi teşviğinin yürürlük tarihi, yasanın yürürlük tarihinden bağımsız olarak 1 Ocak 2008 olarak belirlenmişti.

Genel Kurul’da “temel kanun” olarak, hızlandırılarak görüşülmesi planlanan tasarıyı bir an önce yasalaştırmak isteyen hükümette, şimdi vergi istisnasının “yasa yürürlüğe girdiği anda başlamak üzere” ancak “kademeli bir şekilde” yeniden tanımlanması eğilimi ağırlık kazandı. Söz konusu düzenlemenin yeniden gündeme gelmesinde “sistemin vergi teşviğiyle başlaması krediyi kullananlar için bir cazibe noktası yaratır” anlayışının etkili olduğu ifade ediliyor.

Tasarıdaki vergi teşviği, ilk kez konut edinecek ücretliler ile kentsel dönüşüm projeleri çerçevesinde konut değiştirenleri kapsıyacak ve 100 bin YTL’ye kadar olan kredilerde uygulanacak. Teşvikten yararlanan ücretli kredi sahibinin kendisine ait tapuya kayıtlı bir konutunun bulunmaması şartı da aranacak.

Bu kapsamda söz konusu değişikliğin tasarının Genel Kurul’da görüşülmesi sırasında bir önerge ile yapılabileceğine dikkat çekiliyor. Bununla ilgili son kararı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın vereceği belirtiliyor.

İlk yıl tam istisna
Tasarının Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen şeklinde vergi istisnası ücretlinin “ilk evi” olması koşuluna bağlanıyor. Oluşturulacak olan Konut Finansmanı Kuruluşları Emisyon Primleri’nin de Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi’nden ve damga vergisinden muaf olması öngörülüyor. Ücretlilerin konut almasını kolaylaştırmak için, ücretlenin kullandığı kredinin 100 bin YTL’ye kadar olan bölümünün faiz ödemeleri, gelir vergisi matrahından düşülebilecek. Bunun bir ücretlinin 100 bin YTL’lik konut kredisine ilişkin toplam geri ödemesinde 16 bin YTL’ye kadar avantaj sağlayacağı tahmin ediliyor. Ancak tasarıda bu hükümlerin 1 Ocak 2008’de yürürlüğe girmesi öngörülüyor. Tasarının Genel Kurul’da görüşülmesi sırasında söz konusu düzenlemede bir önerge ile değişiklik yapılması düşünülüyor. Düşünülen değişiklik yapılırsa ilk yıl tam vergi istisnası uygulanacak, sonraki yıllarda bu istisnalar kademeli olarak azaltılacak.

Seçimin etkisi büyük
Hükümet 2006 yılı Mayıs ayından bu yana Genel Kurul’da görüşülmesi için sıra bekleyen Mortgage tasarısını 9 ay sonra raftan indirirken, ücretliyi sevindirecek vergi teşviğinin yeniden ele alınmasında yaklaşan seçimlerin etkisi olduğu yorumları yapılıyor.

Tasarının Meclis’e sevki öncesi ve sonrasında SPK ve ilgili bakanlıkla karşılıklı görüşmelerde Bankalar Birliği vergi istisnasının gerekliliği üzerinde ısrarla durmuş “Vergi teşviği sağlanmadığı takdirde konut finansman sisteminin beklenen yararı sağlamayacak” şeklinde görüş bildirmişti. Öte yandan sistemin yasanın yürürlüğe girdiği ilk yıl için Hazine garantisi olması yönündeki taleplere ise hükümetin yanaşmadığı öğrenildi.

100 bin YTL’lik kredinin taksidi 785 YTL düşecek
* Bankaların 20 yıl vadeli konut kredisi faizi şu an yüzde 1.50 seviyesinde.

* Bankadan 100 bin YTL kredi kullanan, 20 yıl vadede aylık 1.860 YTL taksit ödemek zorunda

* Mortgage yasası ile birlikte faizin bugünkü seviyesinden yüzde 1 seviyesine inmesi bekleniyor.

* Yani 100 bin YTL’lik kredinin 20 yıl vadede aylık taksiti 1.143 YTL olabilecek.

* Ancak vergi istisnası ile toplam ödemede 16 bin YTL’lik daha avantaj söz konusu olacak.

* Kademeli vergi istisnası ile aylık taksit ödemeleri 1.075 YTL’ye gerileyecek.

Finansör kuruluş inşaat kalitesini denetleyecek
Sistemin taksit ödemelerindeki kolaylıktan başka avantajları da olacak:

* Mortgage emlak sektöründe yeni istihdam yaratacak.

* Mortgage sisteminde finansör kuruluşa da sorumluluk yükleyen yasa sayesinde, finansörler inşaatın her aşamasını denetleyecek.

* Konut değeri, bir uzmanın görüşü ile belirlenecek. Uzman diplomalı ve eğitimli olacak.

* Satın alınan konut vade bitimine kadar sigorta ettirilecek, harcanan emek sigortalanmış olacak.

* Sadece iskan sahibi yasal konutlar bu sistemde yer alabilecek. Kaçak yapılar azalacak.

* Konut kredisi alan kişilerin hayat sigortası yaptırması zorunlu tutulacak. Kredi alan kişilerin vefat etmesi durumunda vefat edenin yakınları devam etmek zorunda olmayacaklar.

Türkiye’nin yeni tanıştığı mortgage ABD’de kriz riski

Saturday, February 24th, 2007

Finans uzmanları büyüklüğü 10 trilyon doları bulan ABD mortgage pazarında ani bir çöküşten endişe ediyor. FED’in faiz indirimi konusunda aceleci davranmaması ve değişken faizli krediler geri ödemeleri zorlaştırıyor. En büyük risk, düşük gelirlilere verilen yüksek faizli krediler.

Seçim arifesindeki Türkiye bu hafta mecliste kredili konut edindirme sistemi olarak bilinen mortgage yasa tasarısını tartışmaya hazırlanırken dünya finans piyasaları olası bir mortgage krizinin endişesini yaşıyor. ABD ekonomisinin istikrarı için kritik önem taşıyan emlak sektörünün şişirdiği mortgage kredilerinde batık sorunu tartışması yeniden alevleniyor. ABD’de büyüklüğü 10 trilyon doları bulan mortgage pazarında emlak kredilerine uygulanan değişken faiz oranları, batık kredi riskinin de büyümesine neden oluyor.

Wall Street Journal’da yer alan habere göre, sadece HSBC Bankası’nın batık kredilerinin boyutu 10.5 milyar dolar. Bankalardan kredi alamayan düşük gelirlilerin işini kolaylaştırmak için sunulan normalden yüksek faizli (subprime) krediler adeta mantar gibi türemiş durumda ve geri ödeme oranı da giderek azalmakta. 2000 yılında 150 milyar dolar ikincil kredi alan ABD’liler talep arttıkça tırmanışa geçen emlak fiyatları karşısında emlağı bir yatırım aracı olarak satın almaya başladı.

Son verilere göre 2000′den 2005′in sonuna gelindiğinde ise verilen yüksek faizli kredilerin büyüklüğü 650 milyar dolara ulaştı. Bu kredilerin toplam mortgage pazarı içindeki payı ise yüzde 20′ye kadar çıktı. Üstelik son dönemlerde kredi borcu olanların ümitlerini bağladığı ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz oranlarını yakın zamanda indireceği beklentisi de hemen gerçekleşecek gibi görünmüyor. Kısacası ABD, yeni yeni “yumuşak iniş” senaryosuna alışmaya çalıştığı bir dönemde mortgage pazarında bir temerrüd dalgası yaşanabileceği endişeleri de bir yandan artıyor.

Bir haftadır gündemde, borsalar inişte

Dünyanın en büyük ekonomisi ABD’de emlak alımlarının finansmanı için kullanılan mortgage kredilerin geri ödenmeme oranının giderek artması, Wall Street’i ve borsaları da olumsuz etkilemeye başladı. Son bir haftadır konuşulan mortgage kredilerindeki batıkların artabileceği değerlendirmeleri önceki gün Dow Jones endeksinin yüzde 0.2, Nasdaq’ın ise yüzde 0.4 değer kaybetmesine neden oldu. Wall Street’deki yatırım danışmanlığı şirketleri de ABD emlak sektöründe yaklaşmakta olan bir fırtınadan tedirgin. Federal Rezerv Kurulu tarafından pazartesi günü yayımlanan araştırma raporuna göre ise ülke içindeki bankaların yüzde 15′i son 3 ay içinde mortgage kredileri için standartlarını sıkılaştırdı. Bu oran, 1990′dan bu yana ilk kez bu kadar yükselmiş durumda.

Düşük gelirliye yüksek faiz kıskacı

ABD’deki bazı bankaların normal şartlarda kredi verilebilecek müşterilerine bile daha çok gelir sağlamak için yüksek faizli kredi sağladığı, bunun da geri ödeme sorununu büyüttüğü belirtiliyor. Daha da kötüsü bu kredileri alan müşteriler, her 12 ayda bir bankaları tarafından değiştirilen faiz oranlarını kabul etmek zorunda. Örneğin 2005 yılında yüksek faizli kredi alanların aylık ödemeleri her ay yüzde 30 ila yüzde 50 arasında artış gösteriyor. Bu yıl faiz artışı yapılması beklenen mortgage kredilerinin büyüklüğü ise 1.5 trilyon dolara yaklaşıyor.

Mortgage Bankaları Birliği’nin verilerine göre bu yıl bankalar, ödenmeyen mortgage kredilerini yeniden finanse edebilmek için 700 milyar dolarlık kredi daha alacak. Mortgage pazarını araştıran Center for Responsible Lending kuruluşunun verilerine göre, verilen yüksek faizli kredilerin yüzde 20’si geri ödenemeyecek ve 2 yıl içinde 2 milyondan fazla ailenin evsiz kalmasına neden olacak. 2006 sonu itibariyle mortgage pazarından bir yılda alınan yüksek faizli kredilerin yüzde 6’sının ödemelerinde en az 2 ya da 3 aylık gecikmeler yaşandı. 2003 ve 2004 yılında alınan kredilerin geri ödenmeme oranının ise 3 kat daha fazla olduğun belirtiliyor. Şimdi ise ABD’de bazı tüketici gruplarının girişimiyle kredi verilirken müşteri menfaatini göz ardı eden banka ya da aracı kurumların faaliyetten uzaklaştırılmaları talep ediliyor.

Hedge fonlar iflasa oynuyor

Yüksek faizli kredilerle desteklenen yatırımların iflasına karşı sigorta alınmasını sağlayan kredi iflası swap işlemleri olarak bilinen mali kontratların maliyetlerini izleyen endeksler ise mortgage sektöründe olası bir çöküş endişesine işaret ediyor. Wall Street’in takip ettiği ABX-HE endeksleri geçtiğimiz temmuz ayında faaliyete geçtiğinden bu yana en düşük seviyesinde. Bu düşüş ise sigorta kontratları satanların mortgage iflaslarını telafi etmek karşılığında daha fazla komisyon ödemesi talep etmeye başladığı anlamına geliyor. Yani mortgage sektörü genelinde yaşanacak bir iflas dalgası ihtimaline daha fazla şans verilmeye başlanmış durumda. Bu koruma kontratlarının en büyük talibi yani ödeme temerrütlerinin artacağına oynayanlar ise hedge fonlar.

KONUT FİNANSMANI SİSTEMİNE İLİŞKİN ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN

Saturday, February 24th, 2007

Kanun No. 5582

Kabul Tarihi : 21/2/2007

MADDE 1 - 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 45 inci maddesine birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanından kaynaklanan rehinle temin edilmiş alacaklar ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının rehinle temin edilmiş alacaklarının takibinde, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabilir veya haciz yoluna başvurulabilir.”

MADDE 2 - 2004 sayılı Kanunun 128 inci maddesine ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“İcra dairesi, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanından kaynaklanan alacaklar ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının rehinle temin edilmiş alacaklarının takibinde, satışı istenen taşınmaz için kıymet takdirini, aynı Kanunun 22 nci maddesinin birinci fıkrasının (r) bendi uyarınca yetki verilmiş kişi veya kurumlara yaptırır.”

MADDE 3 - 2004 sayılı Kanunun 128/a maddesine birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanından kaynaklanan alacaklar ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının rehinle temin edilmiş alacaklarının takibinde, birinci fıkra uyarınca yaptırılmasına karar verilen bilirkişi incelemesi, aynı Kanunun 22 nci maddesinin birinci fıkrasının (r) bendi uyarınca yetki verilmiş kişi veya kurumlara yaptırılır.”

MADDE 4 - 2004 sayılı Kanunun 134 üncü maddesine ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanından kaynaklanan alacaklar ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının rehinle temin edilmiş alacaklarının takibinde, ikinci fıkrada yer alan oran yüzde yirmi olarak uygulanır.”

MADDE 5 - 2004 sayılı Kanunun 149/a maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanından kaynaklanan alacaklar ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının rehinle temin edilmiş alacaklarının takibinde, ikinci fıkrada yer alan oran yüzde otuz olarak uygulanır. İstinaf talebinin reddi halinde, teminat olarak alınan tutarın yarısı tazminat olarak alacaklıya ödenir. Alacaklının satış talebinden sonra takdir edilen ve kesinleşen kıymete göre, merhunun alacağı karşılamayacağı anlaşılırsa kalan tutar teminatın geriye kalan kısmından karşılanır, varsa teminatın kalan kısmı teminatı yatırana iade edilir.”

MADDE 6 - 2004 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 8- Bu Kanunun 128 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 128/a maddesinin ikinci fıkrasının yürürlüğe girmesini izleyen üçüncü yılın sonuna kadar 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanından kaynaklanan alacaklar ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının rehinle temin edilmiş alacaklarının takibinde, taşınmaz için kıymet takdiri veya bilirkişi incelemesi, Sermaye Piyasası Kanununun 22 nci maddesinin birinci fıkrasının (r) bendi uyarınca gayrimenkul değerleme faaliyeti konusunda yetki verilmiş kişi veya kurumların yanı sıra diğer uzman bilirkişiler marifetiyle de yapılabilir.”

MADDE 7 - 28/7/1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 3 üncü maddesine aşağıdaki bent eklenmiştir.

“k) İpotekli Sermaye Piyasası Aracı: İpotek teminatlı menkul kıymetler, ipoteğe dayalı menkul kıymetler, ipotek finansmanı kuruluşları tarafından ihraç edilen hisse senedi dışındaki sermaye piyasası araçları ve konut finansmanından kaynaklanan alacaklara dayalı olarak veya bu alacakların teminatı altında ihraç edilen diğer sermaye piyasası araçlarıdır.”

MADDE 8 - 2499 sayılı Kanunun 13/A maddesi madde başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İpotek teminatlı menkul kıymetler

MADDE 13/A - İpotek teminatlı menkul kıymetler, ihraççıların genel yükümlülüğü niteliğinde olan ve oluşturulan teminat havuzundaki varlıklar karşılık gösterilerek ihraç edilen borçlanma senetleridir. İpotek teminatlı menkul kıymetler bankalar ve bu Kanunun 39/A maddesinde tanımlanan ipotek finansmanı kuruluşları tarafından ihraç edilebilir.

İhraççılar, ipotek teminatlı menkul kıymetlerin teminatı olan varlıkları, diğer varlıklarından ayrı olarak, oluşturacakları teminat havuzu içerisinde izlemekle yükümlüdür. Teminat havuzuna dahil edilen varlıklara ilişkin kayıtların tutulmasına ilişkin usûl ve esaslar Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun uygun görüşü alınmak suretiyle Kurulca belirlenir. Kurul, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun uygun görüşü alınmak suretiyle, teminat havuzuna dahil edilen varlıklara ilişkin kayıtların ihraççının yanı sıra ayrı bir kayıt kuruluşu nezdinde de tutulmasını zorunlu tutabilir.

Teminat havuzu; yapı kullanma izni alınmış konut ve diğer gayrimenkuller üzerine ipotek tesis edilmek suretiyle teminat altına alınmış alacaklar, ikame varlıklar ve bunların riskten korunması amacıyla yapılan sözleşmelerden oluşur. Bunlar dışında kalan varlık ve alacaklar teminat havuzuna dahil edilemez.

Yapı kullanma izni alınmış konutlar üzerine ipotek tesis edilmek suretiyle teminat altına alınmış alacakların ilgili konutun değerinin yüzde yetmişbeşini, yapı kullanma izni alınmış diğer gayrimenkuller üzerine ipotek tesis edilmek suretiyle teminat altına alınmış alacakların ise ilgili gayrimenkulun değerinin yüzde ellisini aşan kısmı, teminat değerinin hesaplanmasında dikkate alınmaz. Teminat havuzuna dahil edilecek yapı kullanma izni alınmış konut ve diğer gayrimenkuller üzerine ipotek tesis edilmek suretiyle teminat altına alınmış alacakların vadesi gelmiş tüm ödemelerinin yapılmış olması şarttır.

İkame varlıklar nakit, devlet iç borçlanma senetleri, hazine kefaletiyle ihraç edilen menkul kıymetler, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatına üye ülkelerin merkezi yönetimleri ile merkez bankalarınca ya da bunların kefaletiyle ihraç edilen menkul kıymetler ile Kurulca uygun görülen benzer nitelikteki varlıklardan oluşur.

Teminat havuzundaki tüm varlıklar içerisinde yapı kullanma izni alınmış diğer gayrimenkuller üzerine ipotek tesis edilmek suretiyle teminat altına alınmış alacakların ve ikame varlıkların payı ayrı ayrı yüzde onbeşi aşamaz.

İhraççılar, teminat havuzundaki varlıkların faiz, kur, kredi ve benzeri risklerden korunması amacıyla sözleşmeler yapabilir. Teminat havuzunda yer alan varlıkların riskten korunması amacıyla yapılmış sözleşmeler de teminat havuzuna dahildir.

İpotek teminatlı menkul kıymetlerin itfasına kadar olan süre boyunca;

a) Teminat havuzundaki varlıkların nominal değerinin ipotek teminatlı menkul kıymetlerin nominal değerine eşit ya da fazla olması,

b) Teminat havuzundaki varlıkların getirisinin en az ipotek teminatlı menkul kıymetlerin getirisine eşit ya da fazla olması,

c) Teminat havuzundaki varlıklardan elde edilen gelirin tutar ve ödeme dönemleri bakımından ipotek teminatlı menkul kıymet sahiplerine yapılan ödemeleri karşılaması,

d) Teminat havuzunda yer alan varlıkların net bugünkü değerinin ipotek teminatlı menkul kıymetlerin net bugünkü değerinden yüzde ikisi oranında fazla olması,

zorunludur. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurulca belirlenir.

İlave menkul kıymet ihracı veya sekizinci fıkrada belirtilen koşulların sağlanması amacıyla teminat havuzuna yeni varlıklar dahil edilebilir. Makul bir gerekçe olması durumunda, ihraççılar, teminat sorumlusunun onayını alarak, teminat havuzuna dahil edilmiş bir varlığı teminat havuzundan çıkartabilir veya teminat havuzunda bulunmayan bir varlık ile değiştirebilirler.

İhraççının Kurulun onayını almak suretiyle bir teminat sorumlusu belirlemesi zorunludur. Teminat sorumlusunun sahip olması gereken nitelikler Kurulca belirlenir. Kurul, ipotek teminatlı menkul kıymet sahiplerinin haklarının korunması amacıyla teminat sorumlusunun değiştirilmesini istemeye veya teminat sorumlusunu re’sen değiştirmeye yetkilidir.

Teminat sorumlusu, bu madde kapsamında;

a) Teminat havuzlarının oluşturulmasını ve teminat havuzlarına dahil edilen varlıkların sahip olduğu nitelikleri,

b) Teminat havuzlarına dahil edilen varlıkların mevcudiyetini koruduğunu ve bu varlıkların sahip olduğu niteliklere ilişkin değişiklikleri,

c) Kurul tarafından zorunlu tutulması halinde teminat havuzuna dahil edilen varlıklara ilişkin kayıtların ihraççının yanı sıra ayrı bir kayıt kuruluşu nezdinde de tutulmasını,

d) Sekizinci fıkrada sayılan şartlara uygunluğu,

izlemek, tespit ettiği hususlar hakkında, Kurulca belirlenecek usûl ve esaslar çerçevesinde ihraççıya ve Kurula bilgi vermekle yükümlüdür.

Teminat sorumlusu ihraççıdan, kayıt kuruluşundan ve gerek görülen durumlarda tapu sicil müdürlüklerinden teminat havuzunda yer alan varlıklara ilişkin her türlü bilgi ve belgeyi istemeye, ilgili kayıtları incelemeye ve çalışanlardan bilgi almaya yetkilidir. İhraççılar, kayıt kuruluşu ve tapu sicil müdürlükleri teminat sorumlusunun talep ettiği bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür. Teminat sorumlusu, talep ettiği bilgi ve belgelere ulaşılmasının engellenmesi halinde, durumu derhal Kurula bildirmekle yükümlüdür.

İpotek teminatlı menkul kıymetler itfa edilinceye kadar, teminat havuzlarında yer alan varlıklar, teminat amacı dışında tasarruf edilemez, rehnedilemez, teminat gösterilemez, kamu alacaklarının tahsili amacı da dahil olmak üzere haczedilemez ve iflâs masasına dahil edilemez, ayrıca bunlar hakkında ihtiyatî tedbir kararı verilemez.

Teminat havuzunda yer alan varlıkların riskten korunması amacıyla yapılacak olan sözleşmelerde, teminat havuzu ve ipotek teminatlı menkul kıymetler tasfiye edilinceye kadar, ihraççının iflâsı durumunda sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilemeyeceğine ilişkin hüküm bulunması zorunludur.

İhraççının ipotek teminatlı menkul kıymetlerden kaynaklanan yükümlülüklerini vadesinde yerine getirememesi, yönetiminin kamu kurumlarına devredilmesi, faaliyet izninin kaldırılması veya iflâsı halinde teminat havuzundaki varlıklardan elde edilen gelir öncelikle ipotek teminatlı menkul kıymet sahiplerine ve teminat havuzunda yer alan varlıkların riskten korunması amacıyla yapılmış olan sözleşmelerin karşı taraflarına yapılacak ödemelerde kullanılır. Bu durumda Kurul;

a) Tedavüldeki ipotek teminatlı menkul kıymetlerin erken itfa edilmesi, teminat havuzundaki varlıkların nakde dönüştürülmesi ile bunlara ilişkin işlemleri yürütecek bir idareci atanması veya teminat havuzundaki varlıkların tedricî tasfiyesi ile tedricî tasfiyeye ilişkin işlemlerin Yatırımcıları Koruma Fonu tarafından yürütülmesi,

b) Teminat havuzundaki varlıkların, ipotek teminatlı menkul kıymetlerden kaynaklanan her türlü yükümlülüğü üstlenecek ihraççı niteliğini haiz bir başka kuruluşa devredilmesi,

c) İpotek teminatlı menkul kıymetlerden kaynaklanan yükümlülükleri üstlenmeksizin, teminat havuzundaki varlıkların idaresi ve bu havuzdan elde edilen gelirin ipotek teminatlı menkul kıymet sahiplerine ödenmesi işlemlerini yürütecek bir idareci atanması,

hususlarında karar vermeye yetkilidir. Kurul, atanacak idareciye veya Yatırımcıları Koruma Fonuna bu fıkra kapsamındaki hizmetleri karşılığında teminat havuzundaki varlıklardan ödeme yapılması hususunda karar vermeye ve yapılacak ödemenin hesaplanmasına ilişkin usûl ve esasları belirlemeye yetkilidir.

İhraççının ipotek teminatlı menkul kıymetlerden kaynaklanan ödeme yükümlülüğünü yerine getirememesi ve teminat havuzlarına dahil edilen varlıkların menkul kıymet sahiplerinin alacaklarını karşılamaya yetmemesi halinde, alacağı teminat havuzundaki varlıklarla karşılanmayan ipotek teminatlı menkul kıymet sahipleri ihraççının diğer malvarlığına başvurabilir.

İpotek teminatlı menkul kıymetlerin ihracında 13 üncü maddede belirtilen limitler uygulanmaz. İpotek teminatlı menkul kıymet ihraç limiti, ihraç şartları, teminat havuzundaki varlıkların riskten korunması amacıyla yapılabilecek sözleşmeler ve bu menkul kıymetlerin Kurul kaydına alınmasına ilişkin usûl ve esaslar ile ipotek teminatlı menkul kıymetlerle ilgili diğer hususlar Kurulca belirlenir.”

MADDE 9 - 2499 sayılı Kanuna 13/A maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 13/B maddesi eklenmiştir.

“Varlık teminatlı menkul kıymetler

MADDE 13/B - Varlık teminatlı menkul kıymetler; ihraççıların genel yükümlülüğü niteliğinde olan, alacaklar ve duran varlıkların teminatı altında ihraç edilen borçlanma senetleridir. Varlık teminatlı menkul kıymet ihraç edecek kuruluşlar, ihraç limiti, ihraç şartları, teminat gösterilebilecek alacak ve varlık türleri, teminat gösterilebilecek varlıklara ilişkin sınırlamalar, teminat gösterilen alacak ve varlıkların değerlenmesi ve raporlanmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurulca belirlenir.

Teminat gösterilen alacak ve varlıkların kayıtlarının tutulmasına ilişkin usûl ve esaslar Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun uygun görüşü alınmak suretiyle Kurulca belirlenir.

Kurul ihraççının bir teminat sorumlusu belirlemesini zorunlu tutabilir. Teminat sorumlusu teminat havuzlarına dahil edilen varlıkların mevcudiyetini ve niteliklerini, teminat havuzlarının oluşturulmasını ve varlıkların teminat havuzlarında izlenmesini izlemek, tespit ettiği hususlar hakkında Kurulca belirlenecek usûl ve esaslar çerçevesinde, ihraççıya ve Kurula bilgi vermekle yükümlüdür.

Teminat sorumlusu ihraççıdan, kayıt kuruluşundan ve gerek görülen durumlarda tapu sicil müdürlüklerinden teminat havuzunda yer alan varlıklara ilişkin her türlü bilgi ve belgeyi istemeye, ilgili kayıtları incelemeye ve çalışanlardan bilgi almaya yetkilidir. İhraççılar, kayıt kuruluşu ve tapu sicil müdürlükleri teminat sorumlusunun talep ettiği bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür. Teminat sorumlusu, talep ettiği bilgi ve belgelere ulaşmasının engellenmesi halinde, durumu derhal Kurula bildirmekle yükümlüdür.

Varlık teminatlı menkul kıymetler itfa edilinceye kadar teminat havuzlarında yer alan varlıklar, teminat amacı dışında tasarruf edilemez, rehnedilemez, teminat gösterilemez, kamu alacaklarının tahsili amacı da dahil olmak üzere haczedilemez ve iflâs masasına dahil edilemez, ayrıca bunlar hakkında ihtiyatî tedbir kararı verilemez.

Kurul, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun uygun görüşü alınmak suretiyle teminat havuzuna dahil edilen varlıklara ilişkin kayıtların ihraççının yanı sıra ayrı bir kayıt kuruluşu nezdinde de tutulmasını zorunlu tutabilir.

Teminat sorumlusunun sahip olması gereken nitelikler Kurulca belirlenir. Kurul, varlık teminatlı menkul kıymet sahiplerinin haklarının korunması amacıyla teminat sorumlusunun değiştirilmesini istemeye veya teminat sorumlusunu re’sen değiştirmeye yetkilidir.”

MADDE 10 - 2499 sayılı Kanunun 22 nci maddesinin birinci fıkrasının (r) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“r) Gayrimenkullerin değerlemesini yapabilecek değerleme kurumlarından sermaye piyasasında değerleme faaliyetinde bulunacaklara ilişkin şartları belirlemek ve bu şartlara uyan değerleme kurumlarını listeler halinde ilan etmek; bu Kanunun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanından kaynaklanan alacakların takibinde ve 38/A maddesinin dördüncü fıkrası çerçevesinde yapılacak değerlemelerde, ilgili taşınmaz için değerleme yapacak kişi ve kurumlara ilişkin şartları belirlemek ve bu şartlara uyan kişi ve kurumları listeler halinde ilan etmek,”

MADDE 11 - 2499 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin (b) fıkrasına ikinci paragrafından sonra gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“İpotek teminatlı menkul kıymetler teminat havuzunun, varlık teminatlı menkul kıymetler teminat havuzunun, konut finansmanı fonunun, varlık finansmanı fonunun ve yatırım fonunun üçer aylık dönemlerin son işgününde, net varlık değerlerinin yüzbinde beşini aşmamak üzere hesaplanacak kayda alma ücreti, izleyen on işgünü içerisinde Özel Hesaba yatırılır. Bu paragrafta belirtilen oranı aşmamak kaydıyla kayda alma ücretinin oranı Bakanlar Kurulunca belirlenir.”

MADDE 12 - 2499 sayılı Kanunun 38 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 38/A, 38/B ve 38/C maddeleri eklenmiştir.

“Konut finansmanı

MADDE 38/A - Konut finansmanı, konut edinmeleri amacıyla tüketicilere kredi kullandırılması, konutların finansal kiralama yoluyla tüketicilere kiralanması, sahip oldukları konutların teminatı altında tüketicilere kredi kullandırılmasıdır. Bu kapsamdaki kredilerin yeniden finansmanı amacıyla kullandırılan krediler de konut finansmanı kapsamındadır.

Konut finansmanı kuruluşları konut finansmanı amacıyla doğrudan tüketiciye kredi kullandıran ya da finansal kiralama yapan bankalar ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından konut finansmanı faaliyetinde bulunması uygun görülen finansal kiralama şirketleri ve finansman şirketleridir.

Hazine Müsteşarlığı konut finansmanına ilişkin sigorta sözleşmeleri ile ilgili usûl ve esasları Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği’nin, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ise konut finansmanı kapsamındaki kredilerin yeniden finansmanına ilişkin usûl ve esasları Türkiye Bankalar Birliğinin görüşlerini alarak belirlemeye yetkilidir.

Kurul, ihraç edilecek ipotekli sermaye piyasası araçlarının dayanağı veya teminatı olan kredi ve finansal kiralama alacakları için, kredi açılması veya finansal kiralama sözleşmesi yapılması, bu alacakların konut finansman fonu portföyüne alınması ya da ipotek teminatlı menkul kıymetlere dayanak oluşturan teminat havuzuna dahil edilmesi veya fon portföyüne alınan ya da teminat havuzuna dahil edilen alacakların yeniden değerlenmesi aşamalarında, konut değerlemesinin gayrimenkul değerleme faaliyeti konusunda yetki verilmiş kişi veya kurumlar tarafından yapılmış olmasını zorunlu tutmaya yetkilidir.

Konut finansmanı fonu

MADDE 38/B - Konut finansmanı fonu, ihraç edilen ipoteğe dayalı menkul kıymetler karşılığında toplanan paralarla, ipoteğe dayalı menkul kıymet sahipleri hesabına inançlı mülkiyet esaslarına göre oluşturulan malvarlığıdır.

Fon kurucuları, fon portföyünde yer alan kredilerin ve bunlarla bağlantılı işlemlerin ödemelerine aracılık edenler, fon kurma limiti, portföyün riskten korunması veya kredi değerliliğinin artırılması amacıyla yapılan sözleşmeler dahil fon portföyüne alınabilecek varlık türleri, portföy sınırlamaları ile ipoteğe dayalı menkul kıymetlerin ihraç ve Kurul kaydına alınmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurulca belirlenir. Kurucular, ihraç edilen ipoteğe dayalı menkul kıymetlere yönelik garanti verebilirler.

Fonun tüzel kişiliği yoktur, ancak malvarlığı kurucunun mal varlığından ayrıdır. Fon malvarlığı, ihraç edilen ipoteğe dayalı menkul kıymetler itfa edilinceye kadar, başka bir amaçla tasarruf edilemez, rehnedilemez, teminat gösterilemez, kamu alacaklarının tahsili amacı da dahil olmak üzere haczedilemez, ihtiyatî tedbir kararı verilemez ve iflâs masasına dahil edilemez.

Fon kurulu, ihraç edilen ipoteğe dayalı menkul kıymetlerin sahiplerinin haklarını koruyacak şekilde fonu temsil eder ve yönetir. Fon portföyüne alınan varlıkların kayıtlarının doğruluğundan ve bu varlıkların korunması ve saklanmasından fon kurulu sorumludur. Fon kuruluna ilişkin şartlar ile fon varlıklarının yönetimine ilişkin usûl ve esaslar Kurulca belirlenir.

Kurucu, fon kurulu ve ihraç edilen ipoteğe dayalı menkul kıymetlerin sahipleri arasındaki ilişkilere bu Kanunda ve ilgili mevzuatta hüküm bulunmayan hallerde Borçlar Kanununun vekâlet akdi hükümleri uygulanır.

Kurul, fon portföyündeki varlıklara ilişkin kayıtların ayrı bir kayıt kuruluşu nezdinde de tutulmasını zorunlu tutabilir.

İpotekle teminat altına alınmış bir kredi veya konusu gayrimenkul olan bir finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan alacakların fon portföyüne alınması halinde, kredi veya alacağın fona devredildiği hususu ilgili gayrimenkulün tapu sicilinde beyanlar hanesine kaydedilir. Kurul, ipotekle teminat altına alınmış bir kredi veya konusu gayrimenkul olan bir finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan alacakların fon portföyüne alınması halinde, ipoteğin veya mülkiyetin; fon hesabına, kurucu adına tapuya tescil ettirilmesini zorunlu tutabilir.

Fon içtüzüğü, ipoteğe dayalı menkul kıymetlerin sahipleri, kurucu ve fon kurulu arasında, fon portföyünün inançlı mülkiyet esaslarına göre saklanmasını ve vekâlet akdi hükümlerine göre yönetimini konu alan iltihakî bir sözleşmedir.

Fon içtüzüğü ve Kurulca belirlenecek diğer belgelerle birlikte, fon kuruluşuna izin verilmesi ve ihraç edilecek ipoteğe dayalı menkul kıymetlerin kayda alınması talebiyle Kurula başvurulması zorunludur.

Fon portföyü farklı sınıflara ayrılarak bu sınıflar üzerine farklı haklar içeren ipoteğe dayalı menkul kıymetler ihraç edilebilir. Farklı ipoteğe dayalı menkul kıymet ihraçları ile ihraç edilen ipoteğe dayalı menkul kıymetlerin sahiplerine verdiği haklara ilişkin esasların fon içtüzüğünde belirlenmesi şarttır.

Kurul, portföydeki varlıkların değerleme esaslarına, fonun faaliyet ve yönetim ilkelerine, birleşmesine, sona ermesine ve tasfiyesine, fon içtüzüğü, fon yönetim sözleşmesi ve saklama sözleşmesinin kapsamına, değiştirilmesine, tescil ve ilanına ilişkin usûl ve esasları belirlemeye yetkilidir.

Kurucu veya fonun geri ödeme güçlüğüne düşmesi halinde Kurul, fonun yönetim ve temsilinin Yatırımcıları Koruma Fonu veya atanacak diğer bir fon kurulu tarafından yürütülmesine veya fonun başka bir kurucuya devredilmesine karar verebilir. Bu durumda, kurucunun garanti vermiş olması halinde, ihraç edilen sermaye piyasası araçlarının geri ödemelerinin fon malvarlığından karşılanamayan kısmının tam ve zamanında yapılmasına ilişkin yükümlülüğü devam eder. Kurul, atanacak fon kuruluna veya Yatırımcıları Koruma Fonuna bu fıkra kapsamındaki hizmetleri karşılığında fon malvarlığından ödeme yapılması hususunda karar vermeye ve yapılacak ödemenin hesaplanmasına ilişkin usûl ve esasları belirlemeye yetkilidir.

Fon kurucusunun iflâsı veya tasfiyesi veya fon kurulu üyelerinin iflâsı halinde Kurul, gerekli tedbirleri almaya yetkilidir.

Varlık finansmanı fonu

MADDE 38/C - Varlık finansmanı fonu, ihraç edilen varlığa dayalı menkul kıymetler karşılığında toplanan paralarla, varlığa dayalı menkul kıymet sahipleri hesabına inançlı mülkiyet esaslarına göre oluşturulan malvarlığıdır. Varlık finansmanı fonu portföylerine alınabilecek varlıklar Kurulca belirlenir.

Bu Kanunun 38/B maddesinin birinci fıkra hükmü dışındaki diğer fıkra hükümleri, varlık finansmanı fonları için de uygulanır.”

MADDE 13 - 2499 sayılı Kanunun 39 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 39- Diğer sermaye piyasası kurumları; kuruluş ve faaliyet esasları Kurulca belirlenen, sermaye piyasası araçlarının takas ve saklanması, derecelendirilmesi, ihraççıların ve sermaye piyasası kurumlarının denetlenmesi ile uğraşan kuruluşlar, yatırım danışmanlığı, portföy yönetimi gibi sermaye piyasası faaliyetlerini yerine getiren şirketler, varlık yönetim şirketleri, ipotek finansmanı kuruluşları, konut finansmanı fonları, varlık finansmanı fonları, risk sermayesi yatırım fonları, risk sermayesi yatırım ortaklıkları, vadeli işlemler aracılık şirketleri, sermaye piyasasında faaliyette bulunacak gayrimenkul değerleme kurumları ve portföy saklama şirketleridir.”

MADDE 14 - 2499 sayılı Kanunun 39 uncu maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 39/A maddesi eklenmiştir.

“İpotek finansmanı kuruluşları

MADDE 39/A - İpotek finansmanı kuruluşları, münhasıran konut finansmanından kaynaklanan alacakların devralınması, devredilmesi, devralınan alacaklardan oluşan varlıkların yönetimi ve alacakların teminat olarak alınması suretiyle kaynak temini amacıyla kurulan, sermaye piyasası kurumu niteliğini haiz anonim ortaklıklardır. İpotek finansmanı kuruluşları faaliyetlerinin gerektirdiği risk yönetimi amaçlı işlemleri yürütebilirler.

İpotek finansmanı kuruluşlarının nakden ve her türlü muvazaadan âri olarak ödenmiş sermayeleri 5411 sayılı Bankacılık Kanununda kalkınma ve yatırım bankaları için öngörülen tutardan az olamaz. Kurucularının ve sermayelerinin veya oy haklarının doğrudan veya dolaylı olarak yüzde on veya daha fazlasını teşkil eden paylar ile bu oranın altında olsa dahi yönetim kurullarına üye belirleme imtiyazı veren payların sahiplerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanununda banka kurucu ortakları için aranan şartları taşımaları zorunludur.

Konut finansmanından kaynaklanan alacakların ve diğer varlıkların teminat gösterilmesi suretiyle ipotek finansmanı kuruluşlarından kaynak temin edilmesi halinde, teminat gösterilen varlıklar, başka bir amaçla tasarruf edilemez, rehnedilemez, teminat gösterilemez, kamu alacaklarının tahsili amacı da dahil olmak üzere üçüncü şahıslar tarafından haczedilemez, ihtiyatî tedbir kararı verilemez ve iflâs masasına dahil edilemez. Kurul, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun uygun görüşünü almak suretiyle, teminat gösterilen varlıklara ilişkin kayıtların ayrı bir kayıt kuruluşu nezdinde de tutulmasını zorunlu tutabilir.

İpotek finansmanı kuruluşlarının kuruluşuna, faaliyet ilke ve esaslarına, faaliyetler itibarıyla izin esaslarına, tâbi olacakları yükümlülüklere ilişkin hususlar, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun uygun görüşünü almak suretiyle, Kurul tarafından belirlenir. İpotek finansmanı kuruluşlarının kuruluş ve faaliyet izni almak üzere Kurula başvurması şarttır. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun gözetim ve denetimine tâbi olan bir kuruluşun iştirak etmesi öngörülen ipotek finansmanı kuruluşları için kuruluş izni alınmak üzere Kurula başvurulması halinde, kuruluş izni verilebilmesi için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun uygun görüşünün alınması zorunludur.”

MADDE 15 - 2499 sayılı Kanuna 40/C maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 40/D maddesi eklenmiştir.

“Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği

MADDE 40/D- Gayrimenkul değerleme uzmanlığı lisansına sahip olanlar, tüzel kişiliği haiz kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olan Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğine üye olmak için başvurmak zorundadırlar. Lisans sahibi, lisans almaya hak kazandığının kendisine tebliğinden itibaren üç ay içinde gerekli başvuruyu yapmakla yükümlüdür. Anılan yükümlülüğe uymayan kimselerin lisansı Kurulca iptal edilir.

Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği, gayrimenkul piyasasının ve gayrimenkul değerleme faaliyetlerinin gelişmesini sağlamak üzere araştırmalar yapmak, eğitim ve sertifika vermek, Birlik üyelerinin dayanışma ve mesleğin gerektirdiği özen ve disiplin içerisinde çalışmalarına yönelik meslek kurallarını ve değerleme standartlarını oluşturmak, haksız rekabeti önlemek amacıyla gerekli tedbirleri almak, kendisine mevzuatla verilen veya Kurulca belirlenen konularda düzenlemeler yapmak, yürütmek, denetlemek, Birlik Statüsünde öngörülen disiplin cezalarını vermek, ilgili konularda üyeleri temsilen ilgili kuruluşlarla işbirliği yapmak, mesleki gelişmeleri, idari ve yasal düzenlemeleri izleyerek bu konuda üyeleri aydınlatmakla görevli ve yetkilidir.

Birlik, bölgesel ve ülke genelinde gayrimenkul değerleri konusunda istatistikler oluşturur ve yayınlar. Konut finansmanı kapsamında yapılan değerlemelere ilişkin bilgilerin, Birlik tarafından belirlenecek usûl ve esaslara göre Birliğe iletilmesi zorunludur.

Birlik, alacağı kararlarda ve yapacağı düzenlemelerde, bu Kanuna, Kurul yönetmelik, tebliğ ve kararlarına ve ilgili diğer mevzuata uymakla yükümlüdür.

Üyeler, Birlik Statüsüne ve Birlikçe alınacak kararlara uymak zorundadırlar.

Birlik, 40/C maddesindeki hükümlere tâbidir.”

MADDE 16 - 2499 sayılı Kanunun 46/A maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Kurul, 46 ncı maddenin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca tedricî tasfiyesine karar verilmesi halinde ipotek finansmanı kuruluşunun tedricî tasfiyesinin Fon tarafından yürütülmesine, ayrıca ihraççının yükümlülüklerini vadesinde yerine getirememesi, yükümlülüklerinin toplam değerinin varlıklarının toplam değerini aşması, yönetiminin kamu kurumlarına devredilmesi, faaliyet izninin kaldırılması veya iflâsı halinde ipotek teminatlı menkul kıymetler ve varlık teminatlı menkul kıymetlerin teminatı olan varlıklardan oluşan teminat havuzları ile kurucusunun veya konut finansmanı fonu veya varlık finansmanı fonunun geri ödeme güçlüğüne düşmesi halinde konut finansmanı fonu ve varlık finansmanı fonu malvarlıklarının tedricî tasfiyesinin veya idaresinin Fon tarafından yürütülmesine karar verebilir. Bu fıkra uyarınca Fon tarafından yapılacak tedricî tasfiye ve idareye ilişkin harcamalarda Fon gelirlerinden hangilerinin kullanılabileceği Kurul tarafından belirlenir.”

MADDE 17 - 2499 sayılı Kanuna 46/B maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 46/C maddesi eklenmiştir.

” İpotek finansmanı kuruluşlarının tedricî tasfiyesi

MADDE 46/C- Bu Kanunun 46 ncı maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca yetkileri kaldırılan ipotek finansmanı kuruluşlarının tedricî tasfiyelerine Kurulca karar verilebilir. Bu kurumların tasfiye işlemleri Yatırımcıları Koruma Fonu tarafından yürütülür.

Tedricî tasfiyenin amacı, ipotek finansmanı kuruluşlarının mal varlığını işin niteliğine göre aynen veya nakde çevirmek suretiyle elde edilen bedeli tahsis ederek tasfiye etmektir. Tedricî tasfiye karar ve işlemlerinde 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu ve diğer mevzuatın tasfiye ile ilgili hükümleri uygulanmaz. İpotek finansmanı kuruluşlarının tedricî tasfiyelerinin uygulama usûl ve esasları Kurulca belirlenir.

Tedricî tasfiye kararı verildikten sonra, ipotek finansmanı kuruluşunun yasal organlarının görev ve yetkileri, tasfiye sonuçlanıncaya kadar Yatırımcıları Koruma Fonu tarafından yerine getirilir. Ancak, 46 ncı maddenin birinci fıkrasının (h) bendi hükmü saklıdır.

Hakkında tedricî tasfiye kararı verilen ipotek finansmanı kuruluşunun ödemeleri durur ve konut finansmanı fonları, varlık finansmanı fonları malvarlıkları ile varlık teminatlı menkul kıymetler ve ipotek teminatlı menkul kıymetler teminat havuzları hariç tüm mal varlığı üzerinde, bu karar tarihi itibarıyla sadece Fon tarafından tasarruf edilebilir. Fon, ipotek finansmanı kuruluşunun aktif ve pasifini tespit eder. İpotek finansmanı kuruluşunun, tasfiye kapsamında yer alan yükümlülüklerinden, nakit borçları, tedricî tasfiye kararının verildiği tarihteki anapara ve işlemiş faizleri toplamı üzerinden hesaplanır. İpotek finansmanı kuruluşunun tedricî tasfiye kararının verilmesinden sonra vadesi gelen menkul kıymetlerinden doğan hak ve borçları da, vadeleri itibarıyla belirlenir. İpotek finansmanı kuruluşunun, vadeli borçlarına vadeden, diğer borçlarına ise tedricî tasfiye tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen kanunî temerrüt faizi yürütülür. Mevzuat uyarınca ipotek finansmanı kuruluşu tarafından verilmiş teminatlar da, aktifin hesabında dikkate alınır.

Fon, ipotek finansmanı kuruluşunun tasfiye kapsamında yer alan gerçek hak sahiplerini ve alacak tutarlarını, Kuruldaki kayıtlar, ipotek finansmanı kuruluşunun kayıtları, bu kuruluşun ilgili olduğu diğer resmi ve özel kurumların kayıtları ile güvenilir bulunan diğer bilgi ve belgelere dayanarak tespit eder. İcra ve İflâs Kanununun 278, 279 ve 280 inci maddelerinde yazılı hallerin varlığı halinde, Fon tarafından iptal davası açılabilir.

İpotek finansmanı kuruluşunun malvarlığı, tasfiyenin amacı kapsamında yer alan hak sahiplerinin alacağının ödenmesinde kullanılır. Ancak, tasfiye bakiyesi bu alacakların tamamının karşılanmasına yetmezse, ödemeler garameten yapılır. Bu alacaklar tamamen karşılandıktan sonra artan kısımdan, öncelikle kamu alacakları ve kalandan Fonun yaptığı tasfiye giderleri nedeniyle doğan alacağı ödenir. Bakiye, diğer alacaklılara tahsis edilir. İpotek finansmanı kuruluşunun aktifleri, tasfiyenin amacı kapsamındaki hak sahiplerinin alacaklarını, Fondan yapılan ödemeleri ve tasfiye giderlerini karşılamaya yetmezse, Fon, Kurulun uygun görüşüyle ipotek finansmanı kuruluşunun iflâsını isteyebilir.”

MADDE 18 - 2499 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (5) numaralı alt bendi ile (C) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“5. Sermaye piyasası kurumlarına, bu Kanunun 13/A ve 13/B maddeleri kapsamındaki teminat sorumlularına ve 38/B ve 38/C maddeleri kapsamındaki fon kuruluna; sermaye piyasası faaliyetleri sebebiyle veya emanetçi sıfatıyla veya idare etmek için veya teminat olarak veyahut her ne nam altında olursa olsun, kayden veya fiziken tevdi veya teslim edilen sermaye piyasası araçları, nakit ve diğer her türlü kıymeti kendisinin veya başkasının menfaatine satan veya rehneden veya her ne şekilde olursa olsun kullanan, gizleyen yahut inkâr eyleyen veyahut bu amaca ulaşmak ya da bu fiillerini gizlemek için bilgisayar ortamında tutulanlar dahil kayıtları tahvil ve tağyir eden ilgili gerçek kişilerle tüzel kişilerin yetkilileri,”

“C) Bu Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasına, 7, 9, 10, 10/A, 11, 12 nci maddelerine, 13 üncü maddesinin beşinci fıkrasına, 13/A maddesinin ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı, sekizinci, dokuzuncu, onuncu, onbirinci, onikinci, onüçüncü, ondördüncü ve onbeşinci fıkralarına, 13/B maddesinin üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarına, 14 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına, 15 inci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarına, 16, 16/A maddelerine, 25 inci maddesinin (a) bendine, 28 inci maddesinin (b) bendine, 34 üncü maddesine, 38 inci maddesine, 38/A maddesine, 38/B maddesinin üçüncü, dördüncü, yedinci, dokuzuncu, onuncu ve onikinci fıkralarına, 38/C maddesi kapsamında 38/B maddesinin üçüncü, dördüncü, yedinci, dokuzuncu, onuncu ve onikinci fıkralarına, 39/A maddesine, 40/B ve 40/D maddelerine, 45 inci maddesine, 46 ncı maddesinin ikinci ve beşinci fıkralarına, 46/A, 46/B ve 46/C maddelerine aykırı hareket edenler binikiyüzelli gün adlî para cezası ile cezalandırılırlar.”

MADDE 19 - 2499 sayılı Kanunun 47/A maddesine dördüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Kanunun 40/D maddesinin beşinci fıkrasındaki yükümlülüğe uymayan üyelere, Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Yönetim Kurulunca bin YTL’den beşbin YTL’ye kadar para cezası verilir. Birlik, verdiği cezaları ilgiliye tebliğ eder ve tahsil ve gelir kaydı için Yatırımcıları Koruma Fonuna bildirir.”

MADDE 20 - 2499 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 10 - Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Statüsü bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren azami iki yıl içinde yürürlüğe konulur. Gayrimenkul değerleme uzmanlığı lisansına sahip olanlar, bu süre içerisinde Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğine üye olmak için Kurula başvurmakla yükümlüdürler.

Bu üyelik başvuruları Kurul tarafından sonuçlandırılır. Kurul, Birlik Statüsünün yürürlüğe girmesini izleyen bir ay içinde Birlik üyelerini ilk genel kurul toplantısına çağırır. İlk genel kurula ait masraflar, Birlik organları oluştuktan sonra Kurula geri ödenmek üzere Kurul tarafından karşılanır.

GEÇİCİ MADDE 11 - Bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce düzenlenmiş bulunan ve bu Kanunun 38/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan konut finansmanı tanımına uyan kredi ve finansal kiralama sözleşmelerinin tarafı olan tüketiciler, bu maddenin yürürlüğe girmesini takiben üç ay içerisinde, sözleşmenin yapılmış bulunduğu konut finansmanı kuruluşuna başvuruda bulunarak, sözleşme konusu işlemin, bu Kanunun 38/A maddesinde yer alan konut finansmanı tanımı kapsamı dışında değerlendirilmesi talebinde bulunabilirler. Süresi içinde talepte bulunmayan tüketicilerin, bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce düzenlenmiş bulunan sözleşmeleri, bu Kanunun 38/A maddesinin birinci fıkrası kapsamında kabul edilir. Bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna göre akdedilen sözleşmelerde, her halükârda borcun vadesinden önce ödenmesi durumunda 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası hükümleri uygulanır.

GEÇİCİ MADDE 12 - Finansal kiralama şirketleri ve finansman şirketleri, bu Kanunun 38/A maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içerisinde konut finansmanı faaliyetinde bulunamaz.”

MADDE 21 - 23/2/1995 tarihli ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesine aşağıdaki bent eklenmiştir.

“r) Konut finansmanı kuruluşu: 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen kuruluşları,”

MADDE 22 - 4077 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına veya 10/B maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre kredi veren, ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. 10/B maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre kredi veren konut finansmanı kuruluşunun sorumluluğu teslim tarihinden itibaren 1 yıl süre ve kullandırdığı kredi miktarı ile sınırlıdır. Konut finansmanı kuruluşları tarafından 10/B maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre verilen kredilerin devrolması halinde dahi, kredi veren konut finansmanı kuruluşunun sorumluluğu devam eder. Krediyi devralan kuruluş bu madde kapsamında sorumlu olmaz. Ayıplı malın neden olduğu zarardan dolayı birden fazla kimse sorumlu olduğu takdirde bunlar müteselsilen sorumludurlar. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.”

MADDE 23 - 4077 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İlan ve taahhüt edilen mal veya hizmetin teslimatının veya ifasının hiç ya da gereği gibi yapılmaması durumunda, satıcı, sağlayıcı, bayi, acente, imalatçı-üretici, ithalatçı ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına göre kredi veren müteselsilen sorumludur. İlan ve taahhüt edilen konutun teslimatının hiç, gereği gibi ya da zamanında yapılmaması durumunda, 10/B maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre kredi veren konut finansmanı kuruluşu, satıcı, sağlayıcı, bayi, acente, imalatçı-üretici, ithalatçı ile birlikte, kullandırdığı kredi miktarı kadar müteselsilen sorumludur. Konut finansmanı kuruluşları tarafından 10/B maddesinin dokuzuncu fıkrasına göre verilen kredilerin devrolması halinde dahi, kredi veren konut finansmanı kuruluşunun sorumluluğu devam eder. Krediyi devralan kuruluş bu madde kapsamında sorumlu olmaz.”

MADDE 24 - 4077 sayılı Kanuna 10/A maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 10/B maddesi eklenmiştir.

“Konut Finansmanı Sözleşmeleri

MADDE 10/B - Konut finansmanı kuruluşları tüketicilere sözleşme öncesinde kredi veya finansal kiralama işlemleri ile ilgili genel bilgiler vermek ve tüketiciye teklif ettikleri kredi veya finansal kiralama sözleşmesinin koşullarını içeren Sözleşme Öncesi Bilgi Formu vermek zorundadır. Tüketici teklifi kabul edip etmemekte serbesttir.

Konut finansmanı kuruluşları tarafından verilecek genel bilgilerin kapsamı ve Sözleşme Öncesi Bilgi Formunun standartları ilgili birliklerin görüşü alınmak suretiyle Bakanlık tarafından belirlenir. Sözleşme Öncesi Bilgi Formunun tüketiciye verilmesini takip eden bir iş günü geçmeden imzalanan sözleşme geçersizdir.

Konut finansmanı sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması ve bu sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunludur. Taraflar arasında akdedilen sözleşmede öngörülen şartlar, sözleşme süresi içerisinde tüketici aleyhine değiştirilemez.

Borçlunun temerrüde düşmesi halinde konut finansmanı kuruluşu borçluya temerrüt tarihinden itibaren beş iş günü içerisinde iadeli taahhütlü posta yoluyla bildirimde bulunmakla yükümlüdür.

Konut finansmanı kuruluşu, geri ödemelerin yapılmaması halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak ancak tüketicinin birbirini izleyen en az iki ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir. Konut finansmanı kuruluşunun bu hakkını kullanabilmesi için en az bir ay süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir.

Finansal kiralama işlemlerinde, tüketicinin muacceliyet uyarısında verilen sürenin sona ermesini takiben, konut finansmanı kuruluşu kalan borcun tamamını ifa etme hakkını kullanmak üzere finansal kiralama sözleşmesini feshettiği takdirde, konutu derhal satışa çıkarmakla yükümlüdür. Konut finansmanı kuruluşu satış öncesinde konut için 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 22 nci maddesinin birinci fıkrasının (r) bendi uyarınca yetki verilmiş kişi veya kurumlara kıymet takdiri yaptırtır. Takdir edilen kıymet, satıştan en az on iş günü önce tüketiciye bildirilir. Konut finansmanı kuruluşu takdir edilen kıymeti dikkate alarak basiretli bir tacir gibi davranmak suretiyle konutun satışını gerçekleştirir. Tüketici, konut finansmanı kuruluşunun zararının konutun satışından elde edilen bedeli aşan kısmından sorumludur. Konutun satışından elde edilen bedelin kalan borcu aşması halinde aşan kısım tüketiciye ödenir. Konut finansmanına yönelik finansal kiralama işlemlerinde 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununun 7, 25 ve 31 inci maddeleri uygulanmaz.

Konutun satışının gerçekleştirilmesi ve elde edilen bedelin kalan borcu aşan kısmının tüketiciye ödenmesini takiben tüketici veya zilyedliğin devredilmiş olması halinde zilyedliği elinde bulunduran üçüncü şahıslar konutu tahliye etme yükümlülüğü altındadır. Konutun tahliye edilmemesi halinde konut sahibi 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 26 ncı ve 27 nci maddeleri uyarınca tüketici veya zilyedliğin devredilmiş olması halinde zilyedliği elinde bulunduran üçüncü şahıslar aleyhine icra yoluna başvurabilir.

Kullanılan finansmanın teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, konut finansmanı kuruluşu asıl borçluya ve diğer teminatlara başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez.

2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlı konut finansmanından kaynaklanan işlemlerde kredi veren konut finansmanı kuruluşu, krediyi belirli bir konutun satın alınması ya da belirli bir satıcı ile yapılacak satış sözleşmesi şartı ile vermesi durumunda, konutun hiç ya da zamanında teslim edilmemesi halinde kredi veren satıcı ile birlikte, tüketiciye karşı, kullandırılan kredi miktarı kadar müteselsilen sorumlu olur. Konut finansmanı kuruluşları tarafından verilen kredilerin ipotek finansmanı kuruluşlarına, konut finansmanı fonlarına veya ipotek teminatlı menkul kıymet teminat havuzlarına devrolması halinde dahi, kredi veren konut finansmanı kuruluşunun sorumluluğu devam eder. Krediyi devralan kuruluş bu madde kapsamında sorumlu olmaz.

Konut finansmanı kuruluşunun ödemeleri bir kıymetli evraka bağlaması ya da kıymetli evrak kabul etmek suretiyle teminat altına alması yasaktır. Bu yasağa rağmen tüketiciden bir kıymetli evrak alınacak olursa, tüketici bu kıymetli evrakı konut finansmanı kuruluşundan geri isteme hakkına sahiptir. Ayrıca, konut finansmanı kuruluşu kıymetli evrakın başkasına devri sebebiyle tüketicinin uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

Kredilerde geri ödeme tutarlarının, finansal kiralama işlemlerinde ise kira bedellerinin anaparayı aşan kısmı bu madde kapsamında faiz olarak kabul edilir.

Sözleşmede belirtilmek suretiyle konut finansmanına yönelik kredilerde ve finansal kiralama işlemlerinde faiz oranı sabit, değişken veya aynı kredi için her iki yöntem esas alınmak suretiyle belirlenebilir. Oranın sabit olarak belirlenmesi halinde sözleşmede başlangıçta belirlenen oran her iki tarafın ortak rızası dışında değiştirilemez. Oranın değişken olarak belirlenmesi halinde ise, başlangıçta sözleşmede belirlenen oran, dönemsel geri ödeme tutarı yine başlangıçta sözleşmede belirlenecek olan azami dönemsel geri ödeme tutarını aşmamak koşuluyla ve yine sözleşmede belirlenecek yurt içinde veya yurt dışında genel kabul görmüş ve yaygın olarak kullanılan bir endeks baz alınarak değiştirilebilir. Oranların değişken olarak belirlenmesi halinde bu yöntemin muhtemel etkileri konusunda tüketicilerin bilgilendirilmesi şarttır. Bu amaçlarla kullanılabilecek referans faizler ve endeksler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, tüketicilerin bilgilendirilme yöntemlerine ilişkin usûl ve esaslar ise Bakanlık tarafından belirlenir.

Tüketici, konut finansmanı kuruluşuna borçlandığı toplam miktarı önceden ödeyebileceği gibi aynı zamanda bir ya da birden çok ödemeyi vadesinden önce yapabilir. Her iki durumda da konut finansmanı kuruluşu, vadesinden önce ödenen taksitler için gerekli faiz indirimini yapmakla yükümlüdür. Ödenen miktara göre gerekli faiz indiriminin ve kredinin tüketiciye yıllık maliyet oranının hesaplanmasında Bakanlık tarafından çıkartılan ilgili yönetmelik hükümleri uygulanır.

Faiz oranının sabit olarak belirlenmesi halinde, sözleşmede yer verilmek suretiyle, bir ya da birden fazla ödemenin vadesinden önce yapılması durumunda konut finansmanı kuruluşu tarafından tüketiciden erken ödeme ücreti talep edilebilir. Erken ödeme ücreti gerekli faiz indirimi yapılarak hesaplanan ve tüketici tarafından konut finansmanı kuruluşuna erken ödenen tutarın yüzde ikisini geçemez. Oranların değişken olarak belirlenmesi halinde tüketiciden erken ödeme ücreti talep edilemez.

Konut finansmanı sözleşmelerinde asgari olarak aşağıdaki unsurlara yer verilmesi zorunludur:

a) Konut kredisi sözleşmeleri için kredi tutarı, finansal kiralama sözleşmeleri için toplam kira bedeli,

b) Kredi sözleşmeleri için üzerine ipotek tesis edilen konuta, finansal kiralama sözleşmeleri için finansal kiralamaya konu olan konuta ilişkin bilgiler,

c) Yıllık faiz oranı ve yıllık maliyet oranı (değişken faizli sözleşmelerde yıllık faiz oranı ve yıllık maliyet oranı başlangıç ve azami faiz oranı için ayrı ayrı hesaplanır),

d) Toplam borç tutarının anapara, faiz ve diğer giderler itibarıyla dağılımı (değişken faizli sözleşmelerde başlangıç faiz oranı veya kira bedeli ve azami faiz oranı veya kira bedeli esas alınarak hesaplanacak toplam borç tutarları),

e) Değişken faizli sözleşmelerde baz alınan endeks ve faiz oranındaki veya kira bedellerindeki değişmenin hesaplanma yöntemi,

f) İlk yıl için dönemsel olarak, kalan yıllar için yıllık olarak hazırlanan, ödenen anapara, ödenen faiz, diğer giderler, kalan anapara, ilgili dönemler için geri ödeme veya kira bedellerinin yer aldığı ödeme planı (Değişken faizli sözleşmelerde, başlangıç ve azami faiz oranları kullanılarak iki ayrı ödeme planı oluşturulur.),

g) Geri ödeme veya kira ödeme sayısı, ödeme tarihleri, belirlenen ödeme tarihinin resmi tatile gelmesi durumunda ödemelerin ne zaman yapılacağı, ilk ve son ödeme tarihleri,

h) İstenecek teminatlar,

i) Ödemelerde temerrüde düşülmesi halinde, kredi sözleşmeleri için akdi faiz oranının (değişken faizli sözleşmelerde cari faiz oranının) yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere gecikme faizi oranı, finansal kiralama sözleşmeleri için uygulanacak gecikme faiz oranı,

j) Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları,

k) Kredi geri ödemelerinin veya kira ödemelerinin vadesinden önce yapılmasına ilişkin şartlar ve sabit faizli sözleşmelerde erken ödeme ücreti öngörülmekte ise hesaplanmasına ilişkin esaslar,

l) Kredinin veya kira bedellerinin yabancı para birimi cinsinden belirlenmesi durumunda, kira ve geri ödeme tutarları ile toplam borç tutarının hesaplanmasında, hangi tarihteki kurun dikkate alınacağına ilişkin şartlar,

m) Sözleşmeye konu olan konutta kıymet takdiri yapılmasını gerektirebilecek haller ve kıymet takdirinin kimler tarafından yapılabileceği,

n) Varsa sözleşmeye konu olan konuta ilişkin sigorta bilgileri.

Tüketiciye gönderilecek dönemsel ödeme dekontlarında ödemelerin onbeşinci fıkranın (d) bendinde yer aldığı şekliyle dağılımına ve kalan borç miktarına yer verilir.

Bu maddenin uygulanmasında, konut yapı kooperatiflerinin gerçek kişi ortakları tüketici kabul edilir.”

MADDE 25 - 4077 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “10/A maddesinde,” ibaresinden sonra gelmek üzere “10/B maddesinde,” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 26 - 10/6/1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununun 15 inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“Ancak, tüketicilerin konut edinmesine veya yatırımlara finansman sağlayan finansal kiralama işlemlerinde kiracı, kiracılık sıfatını ve/veya sözleşmeden doğan hak ve/veya yükümlülüklerini, kiralayandan yazılı izin alınması kaydıyla devredebilir. İş bu devir nedeniyle finansal kiralama sözleşmesinde yapılan kiracı değişikliği, bu Kanunun 8 inci maddesi çerçevesinde tescil edilir veya şerh olunur.

Konut finansmanı kapsamında yapılan finansal kiralama işlemlerinde kiracı, kiralayana bilgi vermek, diğer finansal kiralama işlemlerinde ise sözleşmede hüküm bulunmak kaydıyla finansal kiralama konusu malın zilyetliğini bir başkasına devredebilir.”

MADDE 27 - 2/3/1984 tarihli ve 2985 sayılı Toplu Konut Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“EK MADDE 10- Toplu Konut İdaresi Başkanlığının konut satışından kaynaklanan ipotekli veya ipoteksiz alacakları, ipotek finansmanı kuruluşları tarafından devralınabilir ve devredilebilir.”

MADDE 28 – 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (1) ve (5) numaralı bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“1. Her nevi hisse senetlerinin kâr payları (kurucu hisse senetleri ve diğer intifa hisse senetlerine verilen kâr payları ve pay sahiplerine hazırlık dönemi için faiz olarak veya başka adlarla yapılan her türlü ödemeler ile Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım fonları katılma belgelerine ödenen kâr payları ile konut finansmanı fonlarını temsilen ihraç edilen ipoteğe dayalı menkul kıymetlere ve varlık finansmanı fonlarını temsilen ihraç edilen varlığa dayalı menkul kıymetlere ödenen faiz, kâr payı veya benzeri gelirler dahil.);”

“5. Her nevi tahvil (ipotek finansmanı kuruluşları ve konut finansmanı kuruluşları tarafından ihraç edilen ipoteğe dayalı menkul kıymetler hariç ipotekli sermaye piyasası araçları, varlık teminatlı menkul kıymetler dahil) ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi, Kamu Ortaklığı İdaresi ve Özelleştirme İdaresince çıkarılan menkul kıymetlerden sağlanan gelirler (Döviz cinsinden yahut dövize, altına veya başka bir değere endeksli menkul kıymetlerin itfası sırasında oluşan değer artışları irat sayılmaz.);”

MADDE 29 - 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendinin (e) alt bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki alt bent eklenmiş ve mevcut (f) alt bendi (g) alt bendi olarak teselsül ettirilmiştir.

“f) İpotek finansmanı kuruluşları ve konut finansmanı kuruluşları tarafından ihraç edilen ipotekli sermaye piyasası araçlarından elde edilen kâr payı ve faiz gelirlerinden,”

MADDE 30 - 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 29 uncu maddesinin (i) ve (u) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki bent eklenmiştir.

“i) Emeklilik sözleşmeleri, hayat sigortaları (hayat sigortalarında ferdi kaza, hastalık sonucu maluliyet ve tehlikeli hastalıklar teminatlarının da ek teminat olarak verildiği sözleşmeler dahil) ve sağlık sigortaları ile ihracata ait nakliyat sigortalarında ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanı kapsamında yapılan sigortalarda sözleşme ve poliçe üzerinden alınan paralar”

“u) Bankalar, sigorta şirketleri, emeklilik şirketleri ve ipotek finansmanı kuruluşlarının kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları hisse senetlerinin itibarî değerlerinin üzerinde elden çıkarılması sonucu kendi lehlerine kalan paralar,”

“y) İpotek finansmanı kuruluşlarının, konut finansmanı kuruluşlarının ve konut finansmanı fonlarının, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanı kapsamında yaptıkları tüm işlemler dolayısıyla lehe alınan paralar.”

MADDE 31 - 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 59 uncu maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.

“o) Konut finansmanı kuruluşları ve ipotek finansmanı kuruluşları tarafından 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinde tanımlanan konut finansmanı kapsamında tesis olunacak ipotek işlemleri,

p) 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinde tanımlanan konut finansmanı amacıyla yapılacak finansal kiralamalarda kiralanan konutların kiracıya devri,

r) Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından konut satışları nedeniyle tesis olunacak ipotek işlemleri.”

MADDE 32 - A) 492 sayılı Kanuna bağlı (1) sayılı tarifenin “(A) Mahkeme Harçları” başlıklı bölümünün “III- Karar ve ilam harcı” başlıklı fıkrasının “1. Nispi harç” başlıklı bendinin, (e) alt bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki alt bent eklenmiştir.

“f) Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanından kaynaklanan alacaklar ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının rehinle temin edilmiş alacaklarının takibinde, ihalenin feshi talepleri ile ilgili olarak esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden Binde 54

Bakanlar Kurulu, dava çeşitleri itibarıyla birlikte veya ayrı ayrı olmak üzere bu alt bentte yazılı nispeti binde 10′a kadar indirmeye veya Kanunda yazılı nispete kadar çıkarmaya yetkilidir.”

B) 492 sayılı Kanuna bağlı (1) sayılı tarifenin “(B) İcra ve iflâs harçları” bölümünün “I-İcra harçları” başlıklı fıkrasının “3. Değeri belli olan icra takiplerinde tahsil harcı, değer üzerinden:” başlıklı bendinin sonuna aşağıdaki alt bent eklenmiştir.

“h) 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan konut finansmanından kaynaklanan alacaklar ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının rehinle temin edilmiş alacaklarının takibinde, bu bentte belirtilen tahsil harçları dörtte biri oranında uygulanır.”

MADDE 33 - 492 sayılı Kanuna bağlı (8) sayılı tarifenin “XI. Finansal faaliyet harçları” bölümünün (10) numaralı fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 34 - 1/7/1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa bağlı (2) sayılı tablonun “IV-Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümüne aşağıdaki (36) numaralı fıkra, “V-Kurumlarla ilgili kağıtlar” başlıklı bölümüne ise aşağıdaki (23) ve (24) numaralı fıkralar eklenmiştir.

“36. Sermaye piyasası araçlarının ihracına ilişkin olarak düzenlenen makbuz ve kağıtlar, konut finansmanı kuruluşlarının konut finansmanı işlemleri ve bu kuruluşların ipotekli sermaye piyasası araçları, varlık teminatlı menkul kıymetler ve varlık finansmanı fonlarını temsilen menkul kıymet ihracı ve bu ihraca konu teminatlarla ilgili olarak düzenlenen makbuz ve kağıtlar.”

“23. İpotek finansmanı kuruluşları ile konut finansmanı fonlarının kuruluş ve ipotekli sermaye piyasası araçları, varlık teminatlı menkul kıymetler ve varlık finansmanı fonlarını temsil eden menkul kıymetlerin ihracı ve ihraca konu teminatlardan kaynaklananlar dahil her türlü işlemleri ile ilgili olarak düzenlenen ve damga vergisi bu kuruluşlar veya fonlar tarafından ödenmesi gereken makbuz ve kağıtlar.

24. Toplu Konut İdaresi Başkanlığının menkul kıymet ihracı ve ihraca konu teminatlardan kaynaklananlar dahil her türlü işlemleri ile ilgili olarak düzenlenen ve damga vergisi bu kuruluş tarafından ödenmesi gereken makbuz ve kağıtlar.”

MADDE 35 - 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

“ş) 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinde tanımlanan konut finansmanı amacıyla teminat gösterilen veya ipotek konulan konutun, konut finansman kuruluşları, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, ipotek finansmanı kuruluşları ya da üçüncü kişilere teslimi (müzayede mahallinde yapılan satışlar dahil) ile bu şekilde alınan konutun, konut finansman kuruluşları, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı veya ipotek finansmanı kuruluşları tarafından teslimi (müzayede mahallinde yapılan satışı dahil).”

MADDE 36 - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 37 - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Kaynak: http://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5582.html

Unakıtan: Mortgage’ta vergi muafiyetine karşıyız

Saturday, February 24th, 2007

Maliye Bakanı Unakıtan, Mortgage sistemine ilişkin faizlerde vergi muafiyetine karşı olduklarını kaydetti.
İSTANBUL - 4. Uluslararası Kamu ve Yerel Yönetim Finansmanı Kongresi sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Halkbank’a ilişkin sorular üzerine, hükümet olarak özelleştirmeden asla taviz vermediklerini, bundan vazgeçmeyeceklerini ve aynı kararlılıkla devam edeceklerini vurgulayarak, “İnşallah bundan sonra da devam edeceğiz. Hükümetimiz seçimlerden sonra da aynı kararlılıkla devam edecektir. Bundan vermek istediğimiz mesajı da vermiş olayım” diye konuştu.
Bakan Unakıtan, daha önce beklentilerin blok satış yönünde olması nedeniyle keskin değişimden dolayı hükümetin neden karar değiştirdiği şeklinde bir soruyla muhatap olduklarını kaydederek, “Hükümet karar değiştirmedi. Doğru yol olduğuna inanarak bu kararı verdi. Bunu böyle yorumlamanızda büyük fayda var” dedi.

Kemal Unakıtan, “Halk Bankası büyük bir lokma, burayı almak isteyen bankaların birisi hariç hemen hemen tamamı belki sermayelerini artırmak mecburiyetinde olan bir yapıda” dedi.

‘FAİZLERDE MUAFİYET OLMASIN İSTİYORUZ’
Maliye Bakanı Unakıtan, Tutsat (Mortgage) sisteminde faiz harcamalarının vergiden düşürülmesiyle ilgili soru üzerine de, “Faizlerde vergi muafiyetine karşıyız. Herhangi bir şekilde faizlerde muafiyet olmasın istiyoruz. Arzumuz düşüncemiz o yöndedir” dedi.

Kemal Unakıtan, seçimlerden önce hangi özelleştirmelerin gerçekleştirileceği sorusu üzerine de büyük limanların özelleştirilmesi çalışması bulunduğunu, İzmir Limanı özelleştirmesinin ihale sürecinde olduğunu, bunun için Danıştay’ın Mersin Limanı kararının beklendiğini kaydetti.

Ayrıca otoyolların özelleştirilmesi Tekel ve Milli Piyango’da da bu yönde çalışmalar bulunduğunu anımsatan Unakıtan, “Seçimi kendimize bir takvim olarak koymadık. Seçim bizim özelleştirme çalışmalarımızın önemli mihenk taşı değil. Seçim gelir gider ama Türkiye’nin özelleştirmeye devam etmesi lazım. Nereye kadar devam etmeli. Devleti ekonomik faaliyetlerden kurtarana kadar devam etmeli” şeklinde konuştu.

‘FİŞ ALMAYINCA DEVLET BORÇLANIYOR’
Maliye Bakanı Unakıtan, fiş toplama alışkanlığında bir azalma gözlendiği yönündeki değerlendirmelerin hatırlatılması üzerine, Türkiye’de fiş toplama alışkanlığını bir vergi şuuru olarak yerleştirmek istediklerini ifade etti.

Unakıtan, şöyle devam etti: “Fiş alınmayınca vergisi devlete gitmiyor. Devlet vergi toplayamayınca hizmetini borçlanarak yapmak zorunda, başkasına el açmak zorunda kalıyor. Bu durumda da vergiden bin beter kat be kat faiz ödüyor. Türk milletinin 2006’da ödediği faiz 46 milyar YTL civarında. Eğer altından kalkılamayacak yüksek faizler ödenmek istenmiyorsa fiş ve fatura alınmalıdır.”

Mortgage yasalaştı

Saturday, February 24th, 2007

Kamuoyunda mortgage (tutsat) olarak bilinen tasarının Meclis’ten geçerek yasalaşmasının ardından konut sektöründe yeni bir dönem başlıyor.

Bakan Şener, mortgage kredisinin ancak hesabını iyi yapan insanlar tarafından kullanılabileceğini belirterek, “Düzenli bir gelir olmazsa olmaz” dedi. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, mortgage’ın insanlara bedava ev dağıtma sistemi olmadığını, bir kredilendirme sistemi olduğunu söyledi. Şener, tutsat ile ellerinde az miktar para olan ve belli miktar taksit ödeyebilecek durumda olanların ev sahibi olabileceklerini kaydetti. Şener, “Düzenli ödeme yapma imkanı olmayan mortgage kredisinden yararlanamayacak'’ dedi. Şener sistemin gerekçesini ve getirilerini şöyle sıraladı: “Ne avantajı var? Yok gibi görünüyor. Bankaya gidecek, kredi alacak, herhangi bir konut kredisi gibi kredisini alacak. Örneğin, şu an konut kredisi alanlar faizin yüzde 5′i kadar Banka Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) ödemeyecekler. Mortgage çıkmasa bankalar konut kredilerine sınır getirmek zorunda kalacaklardı. Bankalar konut kredisi vermeye devam edecekler. Uzun vadede sistem tamamıyla oturmuş, yerleşmiş olacak. Gelecek kuşaklar için de güçlü kredilendirme mekanizması oluşacak.'’

Mortgage ne getiriyor?

Saturday, February 24th, 2007

Kamuoyunda mortgage (tutsat) olarak bilinen tasarının dün Meclis’ten geçerek yasalaşmasının ardından konut sektöründe neler değişecek?

Yasa daha çok kredi verenlere ilişkin düzenlemeler getirirken, ikincil piyasaların açılmasıyla faizlerde yaşanacak düşüş de tüketicinin artı hanesine yazılacak.

Yasa öncesinde sadece sabit faizli konut kredisi kullandırılabilirken, şimdi hem sabit hem de değişken faizli kredi kullandırılabilecek.

Yasaya göre, sabit faizli kredi verenler tüketicinin vadesinden önce ödeme yapması halinde, yüzde 2′lik erken ödeme ücreti talep edebilecek. Normal konut kredilerinde tüketici istediği anda herhangi bir ücret ödemeden erken ödeme yapabiliyor ve kredisini kapatabiliyordu.

Bu arada, Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kredi ve finansal kiralama sözleşmesi imzalayan tüketiciler, kanunun yayımlanmasından sonra 3 ay içinde konut finansmanı kuruluşuna başvurarak, sözleşmelerinin, bu kanun kapsamı dışında
değerlendirilmesini isteyebilecek. Süresi içinde talepte bulunmayan tüketicilerin, kanunun yürürlüğe girmesinden önceki sözleşmeleri kanun kapsamında kabul edilecek.

Yasayla, kredi verenlerin müteahhitlerle birlikte düzenledikleri kampanyalarda evin teslim edilmemesi ve evdeki ayıplar karşısında tüketiciye karşı müteahhit ile birlikte olan sorumluluğu, teslim tarihinden itibaren 1 yıl
ve verdiği kredi miktarı ile sınırlandırıldı. Yasa öncesinde bu sorumluluk sınırsızdı ve bankalar tüketicinin tüm zararını karşılamakla yükümlüydü.

İCRA SÜRECİNDE KREDİ VEREN LEHİNE DEĞİŞİKLİK
Uygulamada, ipotekle teminat altına alınmış kredilerde, icra iflas prosedüründe kredi veren lehine değişiklikler yapılarak ödenmeyen kredilerin tahsili de hızlandırılacak. Uygulama öncesi bu süreçlerde ciddi tıkanıklık
yaşanıyordu.

Yasa öncesi konut kredilerinden alınan faizin yüzde 5′i oranındaki Banka Sigorta Muamele Vergisi (BSMV) ise bundan böyle alınmayacak.

Konut ve ipotek finansmanı kuruluşlarınca konut finansmanı kapsamında tesis olunacak ipotek işlemleri de harca tabi olmayacak.

BANKALARA RAKİP GELİYOR
Mevduat, yatırım ve katılım bankalarının (Özel Finans Kurumları) yanı sıra, artık tüketici finansman şirketleri de konut kredisi verebilecek.

Finansal kiralama şirketleri ise konutları tüketicilere finansal kiralayabilecek. Ancak bu şirketler kanunun yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde, konut finansmanı faaliyetinde bulunamayacak.

Kredi verenler, menkul kıymet ihraçlarıyla sermaye piyasasından kaynak temin
edebilecek.

Bu kuruluşlar, ipotek finansmanı kuruluşları olarak adlandırılan ve toptancı olarak faaliyet gösterecek olan kuruluşlardan da kaynak alabilecek.

7 MİLYON KONUT İHTİYACI
Bu arada, önümüzdeki 10 yıl içinde Türkiye’de yaklaşık 7 milyon konuta ihtiyaç olacağı belirtiliyor.

Bunun yaklaşık yarısının hanehalkı artışı kaynaklı, 1 milyon civarındaki bölümünün göç, 800 bininin ise yenileme kaynaklı olacağı tahmin ediliyor.

Kentsel dönüşüm nedeniyle de 1,5 milyon civarında bir konut ihtiyacı olacağı düşünülüyor.

KONUTLARIN YÜZDE 55′İ RUHSATSIZ
Türkiye’de toplam konutların yüzde 55′i ya ruhsatsız ya da izinsiz durumda bulunuyor.

Uygunsuz yapılaşma dahil ev sahiplerinin oranı ise yüzde 70′leri aşıyor.

Mevcut konutların yüzde 60′ı 20 yaş üzeri evlerden oluşurken, konutların yüzde 40′ının tadilata ihtiyacı bulunuyor.

Bu çerçevede başta kayıtdışılığın engellenmesi olmak üzere depreme dayanıklı, altyapısı güçlü konutların üretilmesi önem taşıyor.

Geçtiğimiz yıl sonunda konut kredilerinin oranı milli gelirin yüzde 4,5′ine ulaşırken, tutsat ile birlikte bu oranın 2015 yılında yüzde 12′ye çıkması öngörülüyor.

NE DEDİLER?
İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş, kamuoyunda Mortgage (Tutsat) olarak bilinen ve yasalaşan konut finansman sisteminin, ‘bu reel faiz oranlarıyla’ başarılı olamayacağını savundu.
Demirtaş, ‘Mortgage kredilerinde faizleri yüzde 10′un altına düşmezse, bu olanaktan sadece üst gelir grupları yararlanabilecek gibi görülüyor’ dedi.

Bunun için yüzde 4 olarak belirlenen enflasyon hedefinin, gerçekleşeceğinden piyasaların emin olması gerektiğine işaret den Demirtaş, ‘Aksi takdirde Merkez Bankası tarafından faizlerin indirilmeyeceği ve herkesin yararlanamayacağı anlaşılıyor. Konut kredilerinin değişken faizli olarak verilmesini kısıtlayan hükmün kaldırılması olumlu bir gelişme’ değerlendirmesinde bulundu.

GENEL EKONOMİK BÜYÜMEYE ETKİDE BULUNACAK
Sistemin, etkin çalışması halinde 200′den fazla ilişkili sektörün canlandırılması yoluyla genel ekonomik büyümeye çok önemli etkisi bulunacağını kaydeden Demirtaş, tutsat sisteminin planlı kentleşmeyi ve sosyal gelişimi besleyeceğini, kaçak yapılaşmanın önünü keseceğini, gayrimenkul sektöründe kayıt dışılığı engelleyeceğini dile getirdi.

Demirtaş, sistemin ayrıca, finansal piyasalara derinlik kazandırarak uzun vadeli enstrümanların yolunu açacağını, bu şekilde kredi kullanımına ayrılmış kaynakların verimliliğinin ve devir hızının artırılmış olacağını kaydetti.
Demirtaş, ‘Ancak bir kez daha belirtmek gerekiyor ki bu reel faiz oranlarıyla Mortgage Sisteminin başarılı olması çok zor’ görüşünü savundu.

EMLAK MÜŞAVİRLERİ
İzmir Emlak Müşavirleri Derneği Başkanı Yılmaz Özcan da sistemin krediye dayalı bir usul olduğunu belirterek, dar gelirlilerin bu sistemle ev sahibi olabileceğine inanmadığını kaydetti.

Aylık geliri 500-700 YTL olan bir ailenin aylık ödeyebileceği kredi miktarının en fazla 200-300 YTL olabileceğini ifade eden Özcan, ‘Geliri en az bin 500 YTL olanlar için faydalı bir sistem. Dar gelirli vatandaş bu sistemden yararlanamayacak, parası olanlar da yakınları üzerine alacağı evlerle birden fazla ev sahibi olabilecek’ dedi.

TÜRK AİLE YAPISINA UYMUYOR
Ege Koop Genel Başkanı Hüseyin Aslan da sistemin iki yıldır konuşulduğunu ve 2008 yılında yürürlüğe gireceği halde şimdiden yasalaşmasını seçim yatırımı olarak gördüğünü ifade etti.
Sistemin konuşulmaya başlanmasıyla konut fiyatlarında ve kira bedellerinde artışlar yaşandığını öne süren Aslan, yasanın Türk aile yapısına uymayan hükümler içerdiğini iddia ederek, ‘Mesela bu sistemle ev alan bir kişi tapusunu eline almak ister, ancak borçların tamamını ödemeden tapuyu alması mevcut yasa tasarısında mümkün olmuyor. Taksitleri arka arkaya 2 ay ödeyemeyenin evi elinden alınacak. Bu sosyal sıkıntılara yok açacaktır’ diye konuştu.

‘Yeni konutlar yapılmadan bu sistem, mevcut konut ve kira fiyatlarını yükseltir. Hükümetin, önce devam eden inşaatlara yatırım yapması gerekir. Ayrıca Borçlar Kanununun da değişmesi gerekir. Kredi faiz oranları düşse bile konut fiyatları artacağından, sistemle tek maaşlı öğretmenin, polisin, memurun ev sahibi olması zor. Sistem, zaten varlıklı olan kişilere yarayacak. Evi olan başka bir ev daha alacak.’ Türkiye’de iş güvencesinin olmadığını işaret eden Aslan, ‘İş güvencesinin olmadığı bir ülkede uzun vadeli borç ödeme planı nasıl uygulanabilir’ sorusunu yöneltti.

Aslan, dar gelirlilerin konut sahibi olmasının, Hazine arsalarına maliyetinin bir kısmının devlet tarafından karşılanan konutların yapılmasıyla mümkün olacağını belirtti.

Mortgage yasası ve gerçekler

Saturday, February 24th, 2007

Seçim yaklaşırken hükümet düğmeye bastı. Dokuz aydır TBMM’de görüşülmeyi bekleyen mortgage yasasını hayata geçirmek için adım attı. Ev almak isteyenler heyecanlı, konut işindeki girişimciler sevinçli. Siyasetçiler de bunun nemasını toplama peşinde.

Peki bu yasa ile her şey çözümlenecek mi, yoksa genel tabloda eksik ya da dikkat edilecek yönler var mı? Bunları irdelemek istedim. Her şeyden önce unutmayalım ki piyasa sistemi kurallarının geçerli olduğu bir düzende yaşıyoruz. Yasa yapmakla kimse kredi vermeye zorlanamaz. Faiz maliyeti yüksekse, ya da aylık taksitler ağırsa, konut kredisine talep de düşük kalır. Bunları dikkate almadan, mortgage yasasına ne yazarsanız yazın, kağıt üzerinde kalacaktır.

Yatırım kredisi
Yasa tüketiciyi koruma mevzuatı çerçevesinde düzenleniyor. Konut kredilerinin, yatırım kredisi olduğunu düşünmeden yapılan bu yanlışlık sonucu, yasa, konut kredisini kullananı korumaya yönelik bir düzenleme gibi algılanıyor.

Oysa, Bankalar Birliği Başkanı Ersin Özince’nin de belirttiği gibi, konut kredisi bir yatırım kredisidir. Bu tür krediyi kullanmanın amacı yatırımdır. Tüketim değildir. Avrupa Birliği’nin direktiflerinde de tanım bu şekildedir. Dolayısıyla, konut kredisini kullananı koruyacağım mantığı ile konuya yaklaşmak sistemi baştan başarısızlığa iter. Kredi veren kuruluşları zorladığınızda sistem çalışmaz. Kimse zarar edeceği ya da riske gözü kapalı gireceği bir yere kredi vermez.

İkinci bir nokta, faiz oranlarının düzeyi ve şekli ile ilgili. Mortgage kredilerinde faizler yüzde 10’un altına düşmezse bu olanaktan sadece üst gelir grupları yararlanabilir. Siyaset açısından da iç açıcı bir durum değildir.

Bunun için yüzde 4 olarak hedeflenen enflasyonun gerçekleşeceğinden piyasaların emin olması gerekir. Aksi takdirde Merkez Bankası faizi indirmez. Kredi kullanımı da düşük kalır. Herkes yararlanamaz.

Değişken faiz
Konut kredilerinin değişken faizli olarak verilmesini kısıtlayan hükmün kaldırılmasının olumlu bir gelişme olduğuna kuşku yok. Aksi halde ya bankacılık sisteminin riski artacak, ya da yurtdışı swap’ların bir limiti olması nedeniyle kredi olanakları kısıtlanacaktı.Burada kritik nokta, faizlerin genel düzeyinin artmamasıdır. Aksi taktirde oluşacak stres ve kayıplardan hem bankalar, hem de konut kredisi kullananlar nasiplerini alacaklardır. Faiz artışının ortaya çıkmaması için içten ve dıştan kaynaklanan olumsuz dinamiklerin etkisini güçlü bir biçimde yansıtan kırılganlıklarımızı azaltmamız gerekiyor.

Konut kredilerine en anlamlı katkının vergi muafiyetleri ile yapılacağına kuşku yok. “Muafiyeti kimlere tanıyacağım” şeklinde siyasi düşünceleri bir tarafa bırakırsak, bu olanağın önkoşulu bütçe imkanlarıdır. Hesabı ve kitabı iyi yapılarak ve IMF ikna edilerek bu yola girilebilir. Aksi taktirde mortgage’dan doğan ayrı bir kamu borcu cinsi daha yaratırız. Borçlarımıza ekleriz. Sonunda da bu kamu borcunu hep beraber öderiz.
Kaynak: Gazi Erçel

‘Mortgage’ı beklerken!

Saturday, February 24th, 2007

Uğur Gürses

19/02/2007 (1701 kişi okudu)

Geçtiğimiz yıl şubat-mart aylarında, hani nominal faizlerin yüzde 13, reel faizlerin de yüzde 7-8 seviyesinde olduğu zamanlarda, şu ‘mortgage’ yasası Meclis’ten geçmiş olsaydı tamamdı. En azından, ‘hukuksal altyapı tamamlanıyor, piyasa koşulları bakımından da olmadığımız kadar yakınız’ diye düşünülebilirdi.
Şimdi bugünlerde, tekrar ‘mortgage’ yasa tasarısı Meclis gündeminde. Piyasa koşulları bakımından ise 2006 Şubat-Mart aylarından daha olumsuz koşullara sahibiz. Nominal faizler yüzde 19, reel faizler yüzde 12 seviyesinde.
Yasa tasarısının Meclis’e tekrar gelmesi ile yine ‘eski hastalık’ nüksediyor. Nedendir bilinmez, ‘mortgage’ sisteminin fiilen işlemesi ile hukuksal altyapısının kurulması fena halde karıştırılıyor.
Ne zaman, hükümet ‘mortgage’ yasa tasarısını Meclis gündemine getirse, hem siyasal faydayı bugünden haneye yazma beklentisi içinde olan siyasetçiler, onlara ’sevimli görünmeye çalışan’ bürokratlar, pazarlama sıkıntısında olan inşaatçılar yanlarına medya desteği de bularak, ‘Mortgage geliyor, geç kalmayın’ tarzından bir kampanyayı başlatıyorlar.
Oysa şunun altının kalınca çizilmesi gerekiyor; ‘mortgage’ sisteminin hukuksal altyapısının kurulması başka bir şey, sistemin çalışmaya başlaması ve beklenen nitelikte sonuçlarının olması, bunun hane halkına yansıması başka bir şey.
Ancak ne yazık ki, mevcut piyasa koşullarında, ne ‘mortgage’ için gerekli fonların sağlanabileceği piyasa, ne de faiz seviyesi sağlanmış durumda.
Başlı başına sadece yüzde 12′lik bir reel faizin bulunması bile sistemin ‘dar gelirli’ için işler olmadığının işaretidir. Dolayısıyla, ‘normal koşullarda’ her kesimden hane halkına yararlı olabilecek bu sistem, bu kadar yüksek bir reel faizin olduğu bir piyasada, belli gelir grubunda bulunan haneler için sınırlı olarak çalışabilecektir.
Bu sistemin çalışmasının temel koşulu, fiyat istikrarının sağlandığı bir ortamdır. Yani, enflasyonun yüzde 2-3 aralığında bir seviyede, kalıcı olarak süreceği bir ortamdır. Bu sağlandığında, uzun vadeli fon arz ve talebi oturacak, derinlik kazanacaktır. ‘Mortgage’ sisteminin çalışma mekanizmasındaki temel unsur, uzun vadeli fon piyasasının oluşması ve derinlik kazanmasıdır.
Bu unsurlar öne çıkarılmadan, ‘mortgage geliyor, herkes konut sahibi olacak, konut almakta geç kalmayın’ tarzı anlamlar yaratan açıklamalar, yarattığı zararlar bakımından, sisteme olan güveni de baştan sarsmaktadır.
Doğrusu, ‘mortgage’ gelmiyor, hukuksal altyapısı kuruluyor. Yasanın çıkması, ‘düğmeye basınca hemen çalışan’ bir işlerliği olacağı anlamına gelmiyor. Tam işlerlik, sermaye piyasasında uzun vadeli fon oluşumu ile bağlantılıdır.
2005 yılında yapılan açıklamaları anımsayalım, ‘Mortgage 2006 başında çalışmaya başlayacak’ açıklaması yapan, SPK yetkililerini de!
Bugünlerde SPK değil, örneğin İstanbul Emlakçılar Odası uyarıyor ‘Mortgage yasa tasarısının gündeme gelmesiyle konut fiyatları yapay olarak yüzde 20-30 artabilir’ diye!
Konut sahibi olmak isteyenlerin ve kamuoyunun doğru olarak bilgilendirilmesi gerekiyor. Bunu yapması gereken kurum da SPK’dır.

‘Mortgage’ta faiz oranları eleştiriliyor

Saturday, February 24th, 2007

Kamuoyunda ‘’mortgage'’ olarak bilinen tasarının dün yasalaşmasının ardından konut sektöründe yeni bir dönem başlıyor. Ancak yasa bankacılık ve emlak piyasalarında temkinli karşılandı. Yasaya yönelik en önemli eleştiri, faiz oranları nedeniyle sistemin ‘’orta'’ ve ‘’dar gelirli'’den çok, ‘’üst gelir grubu'’na yarayacağı şeklinde.

Yasa daha çok kredi verenlere ilişkin düzenlemeler getirirken, ikincil piyasaların açılmasıyla faizlerde yaşanacak düşüş de tüketicinin artı hanesine yazılacak.

Yasa öncesinde sadece sabit faizli konut kredisi kullandırılabilirken, şimdi hem sabit hem de değişken faizli kredi kullandırılabilecek.

Erken ödeme için ek ücret

Yasaya göre, sabit faizli kredi verenler tüketicinin vadesinden önce ödeme yapması halinde, yüzde 2′lik erken ödeme ücreti talep edebilecek.

Normal konut kredilerinde tüketici istediği anda herhangi bir ücret ödemeden erken ödeme yapabiliyor ve kredisini kapatabiliyordu.

Bu arada, kanunun yürürlüğe girmesinden önce kredi ve finansal kiralama
sözleşmesi imzalayan tüketiciler, kanunun yayımlanmasından sonra üç ay içinde konut finansmanı kuruluşuna başvurarak, sözleşmelerinin, bu kanun kapsamı dışında değerlendirilmesini isteyebilecek.

Süresi içinde talepte bulunmayan tüketicilerin, kanunun yürürlüğe girmesinden önceki sözleşmeleri kanun kapsamında kabul edilecek.

Yasayla, kredi verenlerin müteahhitlerle birlikte düzenledikleri kampanyalarda evin teslim edilmemesi ve evdeki ayıplar karşısında tüketiciye karşı müteahhit ile birlikte olan sorumluluğu, teslim tarihinden itibaren bir yıl ve verdiği kredi miktarı ile sınırlandırıldı.

Yasa öncesinde bu sorumluluk sınırsızdı ve bankalar tüketicinin tüm zararını karşılamakla yükümlüydü.

İcra sürecinde kredi veren lehine değişiklik

Uygulamada, ipotekle teminat altına alınmış kredilerde, icra iflas prosedüründe kredi veren lehine değişiklikler yapılarak ödenmeyen kredilerin tahsili de hızlandırılacak. Uygulama öncesi bu süreçlerde ciddi tıkanıklık yaşanıyordu.

Yasa öncesi konut kredilerinden alınan faizin yüzde 5′i oranındaki Banka Sigorta Muamele Vergisi (BSMV) ise bundan böyle alınmayacak.

Konut ve ipotek finansmanı kuruluşlarınca konut finansmanı kapsamında tesis
olunacak ipotek işlemleri de harca tabi olmayacak.

Bankalara rakip

Mevduat, yatırım ve katılım bankalarının (Özel Finans Kurumları) yanı sıra artık tüketici finansman şirketleri de konut kredisi verebilecek.

Finansal kiralama şirketleri ise konutları tüketicilere finansal kiralayabilecek. Ancak bu şirketler kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde, konut finansmanı faaliyetinde bulunamayacak.

Kredi verenler, menkul kıymet ihraçlarıyla sermaye piyasasından kaynak temin edebilecek.

Bu kuruluşlar, ipotek finansmanı kuruluşları olarak adlandırılan ve toptancı
olarak faaliyet gösterecek olan kuruluşlardan da kaynak alabilecek.

7 milyon konut ihtiyacı

Önümüzdeki 10 yıl içinde Türkiye’de yaklaşık 7 milyon konuta ihtiyaç olacağı belirtiliyor. Bunun yaklaşık yarısının hanehalkı artışı kaynaklı, 1 milyon civarındaki bölümünün göç, 800 bininin ise yenileme kaynaklı olacağı tahmin ediliyor. Kentsel dönüşüm nedeniyle de 1.5 milyon civarında bir konut ihtiyacı olacağı düşünülüyor.

Türkiye’de toplam konutların yüzde 55′i ya ruhsatsız ya da izinsiz durumda
bulunuyor. Uygunsuz yapılaşma dahil ev sahiplerinin oranı ise yüzde 70′leri aşıyor.

Mevcut konutların yüzde 60′ı 20 yaş üzeri evlerden oluşurken, konutların yüzde 40′ının tadilata ihtiyacı bulunuyor. Bu çerçevede başta kayıtdışılığın engellenmesi olmak üzere depreme dayanıklı, altyapısı güçlü konutların üretilmesi önem taşıyor.

Geçtiğimiz yıl sonunda konut kredilerinin oranı milli gelirin yüzde 4.5′ine ulaşırken, tutsat ile birlikte bu oranın 2015 yılında yüzde 12′ye çıkması öngörülüyor.

YASAYA TEPKİLER

İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş, sistemin, ‘’bu reel faiz oranlarıyla'’ başarılı olamayacağını savundu. Demirtaş, ‘’Mortgage kredilerinde faizleri yüzde 10′un altına düşmezse, bu olanaktan sadece üst gelir grupları yararlanabilecek gibi görülüyor'’ dedi.

Bunun için yüzde 4 olarak belirlenen enflasyon hedefinin, gerçekleşeceğinden piyasaların emin olması gerektiğine işaret den Demirtaş, ‘’Aksi takdirde Merkez
Bankası tarafından faizlerin indirilmeyeceği ve herkesin yararlanamayacağı
anlaşılıyor” diye konuştu.

İzmir Emlak Müşavirleri Derneği Başkanı Yılmaz Özcan da sistemin krediye
dayalı bir usul olduğunu belirterek, dar gelirlilerin bu sistemle ev sahibi olabileceğine inanmadığını kaydetti.

Aylık geliri 500-700 YTL olan bir ailenin aylık ödeyebileceği kredi miktarının en fazla 200-300 YTL olabileceğini ifade eden Özcan, ‘’Geliri en az bin 500 YTL olanlar için faydalı bir sistem. Dar gelirli vatandaş bu sistemden yararlanamayacak, parası olanlar da yakınları üzerine alacağı evlerle birden
fazla ev sahibi olabilecek'’ dedi.

Ege Koop Genel Başkanı Hüseyin Aslan, yasanın Türk aile yapısına uymayan hükümler içerdiğini iddia ederek, ‘’Mesela bu sistemle ev alan bir kişi tapusunu eline almak ister, ancak borçların tamamını ödemeden tapuyu alması mevcut yasa tasarısında mümkün olmuyor. Taksitleri arka arkaya iki ay ödeyemeyenin evi elinden alınacak. Bu sosyal sıkıntılara yok açacaktır'’ diye konuştu.

Aslan, “Yeni konutlar yapılmadan bu sistem, mevcut konut ve kira fiyatlarını
yükseltir. Hükümetin, önce devam eden inşaatlara yatırım yapması gerekir. Ayrıca Borçlar Kanununun da değişmesi gerekir. Kredi faiz oranları düşse bile konut fiyatları artacağından, sistemle tek maaşlı öğretmenin, polisin, memurun ev sahibi olması zor. Sistem, zaten varlıklı olan kişilere yarayacak. Evi olan başka bir ev daha alacak'’ dedi.

Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren, sistem çerçevesinde yalnız uygun koşullarda inşa edilmiş konutlara kredi sağlanacağını belirterek, ‘’Vicdansız diyebileceğimiz müteahhitlerin yaptıkları konutların satılamayacağını, böylelikle de konut piyasasının biraz daha güvenli hale geleceğini düşünüyorum'’ dedi.

Şu andaki faiz oranlarının yasanın işlerlik kazanması açısından ‘’yüksek'’ olduğunu dile getiren Eren, ‘’Bu faizlerle vatandaş, (mortgage yasası veya başka bir düzenleme yapıldı) diye hemen taksitle konut alabilecek gibi düşünmüyorum. Faizlerin daha yüzde 1′lerin altına mutlaka düşmesi lazım'’ dedi.

Eren, yasanın, uluslararası fonların Türkiye’ye gelmesinin cazip hale getireceğini ve bu yolla da faiz oranlarındaki düşüşe ivme kazandıracağına inandığını ifade etti.

Türk Ekonomi Bankası (TEB) Genel Müdürü Varol Civil, konut finansmanı sistemiyle ilgili yasanın çıkmasıyla faizlerin düşmesini beklemenin doğru olmadığını bildirdi.

Civil, ‘’Ama yasanın çıkmasıyla faizlerin düşmesini beklemek doğru değil. Çünkü faizlerin düşmesinin yasa ile birebir bir ilişkisi yok. Birtakım pazarlama ve reklam amaçlı faizlerde belki böyle bir şey olabilir, ama ciddi bir faiz düşüşü beklemek şu an için bence çok gerçekçi bir bekleyiş olmaz. Faizlerin düşmesinin esas temel nedenleri, Merkez Bankası’nın politikalarıyla ilgili. Merkez Bankası, kendi enflasyon hedeflemesi açısından uygun gördüğü anda faizleri düşürdüğünde
ancak bu kredilerinin faizlerinde düşüş görebiliriz'’ dedi.

Fortis Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Bayazıt da sistemde iki unsurun mutlaka olması gerektiğini, bunlardan birincisinin vadelerin daha fazla
uzayabilmesi olduğunu, bunun fonlama imkanlarının uzaması veya tutsat ile ikincil piyasanın kullanılmasıyla vadelerin daha geniş zamana yayılmasını sağlayacağını vurguladı.

Bayazıt, ‘’İkincisi de özellikle orta ve düşük gelir grubundakiler için nominal faizlerin daha düşük olması lazım ki aylık taksitler daha rahat karşılanabilir hale gelsin. Bu, tabii ki yasal mevzuatın çıkması ve piyasaların çalışmasıyla mümkün. Ancak yasanın çıkmasının hemen ertesi günü olmaz. Bununla ilgili alt düzenlemeler de şart'’ şeklinde konuştu.

Ankara Tüm Emlakçılar Meslek Odası Genel Başkanı Hacı Ali Taylan, tapu harçlarının ciddi bir maliyet oluşturduğunu, bu yüzden harçların bir an önce düşürülmesi gerektiğini söyledi.

Kısa dönemde bakıldığında yasadan çok fazla beklenti içinde olmadıklarını belirten Taylan, konutların gerçek değerlerinin tespiti noktasında da ciddi bir alt yapı hazırlanması gerektiğini belirtti.

Taylan, ‘’Aksi halde gayrimenkuller arasında fiyat farklıkları oluşacak ve bu ciddi tapu harçları maliyetleri getirecektir. Tapu harçlarında alıcı ve satıcının ödediği oran toplam yüzde 1.5. Bunun toplamda yüzde 1′e indirilmesi lazım. Aksi takdirde bunlar kredi maliyetlerini zora sokuyor. Biz şuna bakarız, iki gün önce konut kredisi almış bir vatandaşla bugün, yasa çıktıktan sonra kredi alan arasında bir artı puan mı var, yoksa eksi puan mı var, şu an bu durum dezavantajlı, mortgage (tutsat) bir avantaj sağlaması gerekirken, bir dezavantaj sağlıyor” dedi.

TOKİ’YE SON DAKİKA DESTEĞİ

Mortgage yasasında son dakikada yapılan değişiklik ile Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ) önü açıldı. Buna göre, TOKİ’ye bütün gayrimenkul satışlarından kaynaklanan alacakları teminat göstererek, menkul kıymet ihraç ederek, kaynak sağlama olanağı getirildi.

Böylece TOKİ, bütün başlamış inşaat projelerinden kaynaklanan alacaklarını teminat göstererek finansman amacıyla menkul kıymet ihraç edebilecek.

TOKİ Başkan Vekili Erdoğan Bayraktar, idarenin halen gayrimenkul satışlarından 6-7 milyar YTL alacağı bulunduğunu belirterek, ‘’Bu düzenleme bize ilaç gibi geldi. 1 milyar YTL’lik alacağımız karşılığında menkul kıymet ihraç etsek finansman sorunlarımızı çözeriz'’ dedi.

Bayraktar, yasa Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülürken TOKİ için sadece iskan ruhsatı alınan gayrimenkullerden kaynaklanan alacaklarını menkul kıymetleştirmeye ilişkin hükme yer verildiğini hatırlattı.

Oysa bankalar ve özel sektöre yapı kullanım şartı aranmaksızın her türlü konut satışından kaynaklanan alacaklarını teminat gösterme imkanı verildiğini kaydeden Bayraktar, bunun TOKİ’ye gelir sağlama açısından önemli bir haksız rekabet nedeni olduğunu söyledi.

TOKİ’nin mevcut durumda da finansman amacıyla tahvil ihraç etme olanağı bulunuyor. Ancak mortgage yasasıyla tahvil ihraç etmek için teminat gösterilebilecek alacakların kapsamının genişletilmesi ve menkul kıymet ihraçlarında, damga vergisi banka sigorta muameleleri vergisi gibi istisnalar sağlanması nedeniyle bu imkan daha da kolaylaştırılmış oldu.

Diğer taraftan yine tutsat yasası ile TOKİ’ye iskan ruhsatı almış gayrimenkul satışlarından kaynaklanan alacaklarını finansman kuruluşlarına devretme olanağı getirildi. Böylece TOKİ, bu alacaklarını ipotek finansman kuruluşlarına devrederek daha kolay kredi sağlayabilecek.

Bankacılar: Mortgage ile faiz düşüşü beklemeyin

Saturday, February 24th, 2007

A.A.

Türk Ekonomi Bankası (TEB) Genel Müdürü Varol Civil, konut finansmanı sistemiyle ilgili yasanın çıkmasıyla faizlerin düşmesini beklemenin doğru olmadığını bildirdi.

Civil ve Fortis Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Bayazıt, kamuoyunda mortgage (tutsat) olarak bilinen konut finansmanı sisteminin yasalaşmasına ilişkin, “’Başarıya Giden Yolda Fırsatlar Ülkesi Türkiye” konulu konferans sırasında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Yasanın uzun süredir beklenen bir düzenleme olduğunu ve konut kredilerinde büyük bir potansiyelin bulunduğu Türkiye’de bu yasal düzenlemenin etkisinin mutlaka görüleceğini belirten Civil, şöyle devam etti: “Ama yasanın çıkmasıyla faizlerin düşmesini beklemek doğru değil. Çünkü faizlerin düşmesinin yasa ile birebir bir ilişkisi yok. Birtakım pazarlama ve reklam amaçlı faizlerde belki böyle bir şey olabilir, ama ciddi bir faiz düşüşü beklemek şu an için bence çok gerçekçi bir bekleyiş olmaz. Faizlerin düşmesinin esas temel nedenleri, Merkez Bankasının politikalarıyla ilgili. Merkez Bankası, kendi enflasyon hedeflemesi açısından uygun gördüğü anda faizleri düşürdüğünde ancak bu kredilerinin faizlerinde düşüş görebiliriz.”

Bankaların yasa çıkmadan önce de konut kredisi verdiğine işaret eden Civil, yasanın çıkmasının çok düzenli bir yapıda olmayan Türkiye’deki konut piyasasının daha fazla kayıt altına alınmasını sağlayacağını, piyasayı daha düzenli ve sağlıklı yapıya kavuşturacağını vurguladı. Varol Civil, diğer taraftan yasanın esas itibarıyla krediyi veren bankalar ve finans kuruluşlarının fonlama tarafını rahatlatıcı, kendilerini yeniden fonlamalarına imkan sağlayan bir düzenleme olduğunu ifade etti.

Genel olarak kredi kullananlara, her zaman gelirleriyle doğru orantılı olarak borçlanmaları tavsiyesinde bulunan Civil, “Gelir, tasarruf edebilecek tutar dikkate alınmadan yapılan borçlanmanın sonu hüsrandır. Bu, ev kredilerinde çok daha önemli. Çünkü 10 yıllık bir periyottan bahsediliyor. Dolayısıyla çok iyi düşünülmesi gerekir” diye konuştu.

KREDİ KARTLARI AİDATI

Civil, kredi kartlarından üyelik aidatı alınması konusuyla ilgili olarak da aslında bankacılık sektörünün Türkiye’nin “gözbebeği”, kayıt dışılığın hemen hemen hiç olmadığı, en şeffaf, en fazla denetlenen, uluslararası reyting şirketlerinin izlediği, uluslararası rekabete en açık olan sektörlerden biri olduğunu söyledi.

Bankacılık sektörü büyüdükçe Türkiye’de kayıt dışılığın azalacağını dile getiren Civil, şunları kaydetti: “Ne kadar çok kredi kartı kullanılırsa, o kadar işlemi kayıt altına almış oluruz. Dolayısıyla kayıt dışılıkla mücadelenin en önemli unsurlarından biri ekonomiyi büyütmektir. Biz tam bunu yaparken, (bankacılık işlemlerinden komisyon alınmasın) demek hakikaten abesle iştigal. Neden? Biz ne diyoruz gururla dışarıya? Bizim sektörümüzün çok iyi bir işlem yatırımı, çok iyi eğitilmiş insan gücü var. Bunlar bedava olmuyor. Bu yatırımlar parayla oluyor. İnsanlara, kullanıcılara kolay geliyor. Türkiye’nin bir ucundan para yatırıyorsunuz Kars’tan, Erzurum’dan, Malatya’dan alıyorsunuz. Bunun bir yatırımı var. Bu yatırımı bedava hiç kimse kimseye sunmaz.”

TEB Genel Müdürü Civil, komisyon gelirleri ve üyelik aidatı konusunda bankaların farklı uygulamaları olabileceğini ifade ederek, bunun serbest rekabet ortamında çok normal karşılanması gerektiğini, müşteriye düşen görevin bilinçli davranıp kendisine en uygun komisyonu isteyen bankayı tercih etmesi olduğunu söyledi. Civil, Türkiye’nin komisyonları aslında yeni almaya başladığını, uzun süreden beri alınan Avrupa ülkeleri ile Türkiye’deki miktarlar arasında çok fark bulunduğunu kaydetti.

“ALT DÜZENLEMELER DE ŞART”

Fortis Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Bayazıt da konut finansmanı yasasının etkisinin zaman içinde görüleceğini ifade ederek, sistemde iki unsurun mutlaka olması gerektiğini, bunlardan birincisinin vadelerin daha fazla uzayabilmesi olduğunu, bunun fonlama imkanlarının uzaması veya tutsat ile ikincil piyasanın kullanılmasıyla vadelerin daha geniş zamana yayılmasını sağlayacağını vurguladı.

Bayazıt, “İkincisi de özellikle orta ve düşük gelir grubundakiler için nominal faizlerin daha düşük olması lazım ki aylık taksitler daha rahat karşılanabilir hale gelsin. Bu, tabii ki yasal mevzuatın çıkması ve piyasaların çalışmasıyla mümkün. Ancak yasanın çıkmasının hemen ertesi günü olmaz. Bununla ilgili alt düzenlemeler de şart” şeklinde konuştu.
Sistemde vergi teşvikinin getirilmesinin işin boyutunu çok daha fazla artıracağına dikkat çeken Bayazıt, “Ama özellikle Maliye Bakanının açıklamalarından görüldüğü gibi vergi teşviği gibi bir konu şu anda tartışılmıyor bile. Gelişmekte olan ülkelerde gerekli yasal altyapı oluşturulduğunda mortgage kredileri çok süratli büyüyor. Bizim öncelikle bu altyapıyı oluşturmamız lazım” dedi.

Kredi kartlarından üyelik aidatı alınması konusuna ilişkin de Bayazıt, bankaların ücret almaması gerektiği yönündeki tepkileri doğru bulmadığını, bankaların ciddi bir nitelikli insan kaynağı is