Ariv: 'Emlak Network Haberleri' Kategorisi

Şener: Mortgage’ta hesabınızı iyi yapın

Saturday, February 24th, 2007

Başbakan Yardımcısı Şener, Mortgage’ın insanlara bedava ev dağıtma sistemi olmadığını belirterek, “Vatandaşlar kendi hesaplarını rasyonel bir şekilde yapmalı” dedi.
İSTANBUL - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, ipoteğe dayalı konut finansman sistemi Mortgage’la ilgili merak edilenlere açıklık getirdi. NTV’ye Sorun programına katılan Şener, sistemin insanlara karşılıksız ev dağıtmak anlamına gelmediğini belirterek, “Hesap yapmasını bilmeyenin Mortgage kredisi kullanması söz konusu olmayacaktır. Mortgage kredisi alanların hepsi hesabını iyi yapanlar olacaktır” dedi.

Mortgage ve Olası Riskler

Saturday, February 24th, 2007

Mortgage Yasa Tasarısı kısmetse yarın Meclis Genel Kurulu’nda görüşülecek. Yasa’nın hükümet ve Başbakan Erdoğan için seçimlerde önemli bir koz olarak kullanılmak istendiği anlaşılıyor. Kuşkusuz, siyasi iktidarlar için halk üzerinde heyecan yaratacak projeler geliştirilmesi, yasal düzenlemeler yapılması anlaşılabilir bir gerekçe.

Ancak yasanın ekonomik sistem ve konut edinmeyle ilgili Türk halkına ne tür katkısı olacağı ise hala belirsiz. Herkes heyecanlı, umutlu… Başta konut edinmek isteyen yurttaşlar olmak üzere, konut üreticileri, aracılık hizmetleri verenler, hatta uluslararası büyük fonlar heyecanla bu yasayı bekliyor ve herkes geleceğe ilişkin iş planlarını, hayallerini mortgage sistemine göre kuruyor.

Tasarı’nın yeniden gündeme gelmesiyle gazetelerdeki morgage haberleri de yeniden artmaya başladı. Bazı haberlere göre, tasarıda 1 Ocak 2008’de yürürlüğe girmesi beklenen 100 bin YTL’ye kadar olan konutlardaki vergi desteği yasayla birlikte yürürlüğe girecek. Ancak Maliye Bakanı yüksek sesle bu yöndeki taleplere karşı çıkıyor. Gelir kaybına uğramak istemeyen Maliye’nin bu maddeyi tasarıdan çıkaramazsa en azından 2 yıllık bir geçiş süreci yaratarak vergi teşvikinin 1 Ocak 2009’da yürürlüğe girmesi için baştırıyor.

Mortgage, rasyonel bir biçimde kurulup işletilmez ve halk hayaller peşinde koşturularak “gelir-borçlanma” dengesi gözetilmeden konut alımına teşvik edilirse, korkarım sistemi fonlayacak finans kuruluşları(başta bankalar olmak üzere) ellerinde birikmiş konut stoklarıyla karşılaşacaklar. Bu durum ister istemez arz-talep dengesini bozacak ve finans kuruluşlarının ellerinde biriken konutları yeniden satışa çıkardıklarında arzın fazlalaşmasıyla birlikte konut fiyatları hızla düşecek. Bu da piyasayı olumsuz yönde etkileyecek.

Sağlıklı bir sistem kurmak ve sistemin sağlıklı bir biçimde işlemesini sağlamak, riskleri önceden ön görmek ve “ayağın yorgana göre uzatılmasıyla” mümkündür.

Satın alma gücünün düşük olduğu, üretimin yetersiz olduğu sınırlı arz koşullarında konut talebinin hızla artması ve yüksek fiyatlardan borçlanmayla alınan konutlar üzerinde büyük risk olacak.

Ekonomide yaşanacak bir kriz, istihdamdaki daralma 20-25 yıllık vadelerle alınmış mortgage kredilerinin geri dönüşünü büyük riske sokacak. Bunun ne demek olduğunu daha iyi algılayabilmek için bugünkü bazı gazetelerin haberlerine bakmak yeterli. Büyüklüğü 10 trilyon dolara ulaşan ABD mortgage piyasasında batık kredi oranı hızla artıyor ve bu her an büyük bir krize dönüşebilir.

Burada dikkat çekmek istediğim önemli bir nokta var. Tasarı yarın Meclis’te görüşülmeye başlanacak. Uluslararsı fonlar bugünlerde büyük bir kampanya yürütüyor. Yurtdışından gelecek büyük fonların Hazine garantisini yasaya sokma girişimlerine aldanılmamalıdır.

Yabancı fonların kulislerine kulak asılmamalıdır. Evet, belki böyle bir garanti kuruluşların kredi maliyetlerini düşürebilir ve daha düşük faizle kredi kullanılmasını sağlayabilir. Ancak, burda risk devletin üzerine yıkılmaktadır. Risk devletin üzerinde olacak, getirilen paralar garantiye alınacak, ancak elde edilecek büyük karlar hiçbir risk altına girmeden ceplere indirilecek.

Eğer serbest ticaret sözkonusuysa riski özel sektör kuruluşları kendi üzerlerinde taşımalıdır. Üstelik risk faktörünü düşünmek ve hesaplamak sistemin kendi içinde dengeyi bulmasını sağlayan en önemli etkendir. Risk algılamasının arttığı koşullarda faizlerin yükselmesi, kredi kullanımının sınırlanması temelsiz konut alımlarını engelleyecek, vatandaşın konut talebini erteleyecek ve bir denge oluşturacaktır.

Düşünün, yabancı bir fon kullandırdığı kredi devlet garantisindeyse mümkün olduğunca fazla kredi kullandırmaktan neden kaçınsın. Eğer bir kriz oluşacaksa ve geri ödemelerde sorun yaşanacaksa bu riski nasıl olsa devlet üstlenmiştir. O gidip devletten zararının karşılanmasını isteyecektir. Peki, bu zararları karşılayan devlet ne yapacaktır? Bunun faturasını yine halka çıkaracak, artan vergiler, gerileyen reel yatırımlar olarak Türk halkına geri dönecektir.

Lütfen herkes, 1994 yılında Başbakan Tansu Çiller’in 5 Nisan Kararları’yla bankalara getirdiği “mevduat garantisi”nin 2001 yılında bankacılık sektörünü nasıl çökerttiğini, bu garantiden yararlanarak toplanan mevduatları banka sahiplerinin nasıl boşalttığını anımsamalı. Bunun bedeli Türk halkına milyarlarca dolar oldu. Halen tüm yurttaşlar olarak bunun bedelini ödüyoruz.

Eğer aynı yanlışa düşülürse, konut sektörünün yaratacağı on milyarlarca dolarlık yeni sistemin yaratacağı çöküntü daha büyük olacak. Böyle bir çöküntüyü ise Türkiye’de ne hükümetler, ne de Türk halkı kaldırabilir.

Mortgage’da Vergi Sancısı

Saturday, February 24th, 2007

Mortgage Yasası’yla ilgili gelişmeler medyanın gündemine oturmuş bulunuyor. Tartışmaların odağında konusu ise, bugün görüşülmesine başlanacak yasa içerisinde vergi teşviki olsun mu olmasın mı, sorusu.

Bugünkü gazetelere baktığınızda başlıklar da bunu net biçimde gösteriyor: “Mortgage’ta vergi tartışması”, “Faizler kısa süre sonra düşecek”, “Konut kredilerinde yeni yasa”.

Açıkçası, tüm piyasa aktörlerinin beklentisi vergi teşvikinin yasada yer almayacağı yönünde. Bu konuda en büyük beklenti 1 Ocak 2008′te yürürlüğe girmesi öngörülen 100 YTL’ye kadar olan konutlardaki vergi desteğinin 1 Ocak 2009 olarak düzeltilmesi şeklinde olacak.

Esasında hükümetin bu yasayı gündeme getirmesindeki en önemli nedenlerden birisi, yasanın yaratacağı etkiyle ekonominin büyümesi, istihdamın genişlemesi ve dolaylı olarak bunların sandıkta siyasi fayda olarak geri dönmesi. Kuşkusuz bir siyasi parti ve iktidar için anlaşılabilir bir beklenti.

Bir taraftan da maliye politikalarını gözetmek ve denk bütçe arayışındaki iktidar açısından büyük gelir kayıplarını önlemek de yine iktidarın siyasi sorumluluklarından birisi.

Temel soru şu: 100 YTL’ye kadar vergi teşviki sağlanırsa gelir kaybı ne kadar olur?

Bence bunu kimse hesaplayamıyor. Hesaplamak güç, çünkü ekonomi büyük ölçüde kayıtsız bir sisteme dayandığı için verileri değerlendirmek oldukça zor.

Mortgage kredi faizlerinin gelir vergisinden düşmesiyle bir gelir kaybı olacağı öngörülebilir. Ancak 300’e yaklaşan alt sektörüyle birlikte devasa sistemi oluşturan inşaat ve gayrimenkul sektörünün büyümesiyle ve yeni yatırımların gerçekleşmesiyle devletin yeni vergi mükellefleri kazanacağı, mevcut mükelleflerin iş hacimlerinin büyüyeceği ve ödeyecekleri vergi miktarların artacağı da bir başka gerçek.

Dolayısıyla vergi teşvikiyle kaybolan bir miktar gelir, dolaylı etkiyle yeni yatırımlar aracılığıyla artarak karşılanacaktır. Unutulmaması gereken, mortgage sistemi kayıtlı ekonomi üzerinden işleyeceği için, vergi kaçırma, vergiden kaçınma gibi yöntemler de zorlaşacaktır. Belki de enflasyondaki düşüşün teyit edilmesi, yasal altyapının tamamlanması ve sistem oyuncularının organize olmaları açısından bir iki yıllık süre için vergi teşvikinin ertelenmesi rasyonel olabilir. Ancak unutulmaması gereken vergi teşviki olmayan bir sistemin asla işlemeyeceği, yasanın geniş kitleler için bir anlamı olmayacağıdır.

Mortgage Kredi Kartı Batağına Dönmesin!

Saturday, February 24th, 2007

Türk halkını iki anahtarla buluşturma vaadi 1990’ların başında Türk siyasetinin gündemine girdi: Biri ev, diğeri otomobil.

Otomobil konusunda epey yol alındı. Son istatistikleri incelemeye gerek yok kanımca; yaşadığımız kentlerdeki bunaltıcı trafiği ve araç bolluğunu gözlemek yeterli.

Ev sahipliği konusunda ise sonuç o kadar parlak değil.

Kolay değil kuşkusuz; artık 4-5 bin YTL’ye bile alabileceğiniz otomobil bir tarafta, en mütevazisinin bile 40-50 bin YTL olduğu bir konut diğer tarafta. İşsizliğin yüzde 10’larda dolaştığı, ücretlilerin ezici çoğunluğunun gelir seviyesinin asgari ücret seviyesinde olduğu koşullarda konut sahibi olmak neredeyse imkansız.

Göçece toplum geleneğimizden mi geliyor, yoksa milli bir merakımız mı var, bilemiyorum ama konut edinmeye de çok meraklıyız aksi gibi.. Tabii yastık altında biriktirdiğimiz milli tasarruf aracımız altını da unutmamalı merak faslımızda. Konut edinenerek yerleşik hayata geçmenin uğraşını veriyoruz bir tarafan, diğer taraftan ise bunu başaramamanın ve yarın yaşamımızın nerede, nasıl ve hangi koşullarda süreceğini bilememenin tedirginliği altında en yoksulumuz bile elimizin altında altınları tutmayı yeğliyoruz.

Haliyle, Türkiye’de siyaset yapanlar için halkı etkilemenin en iyi araçlarından birisidir konut vaadi ve bu vaadi icraata dökebilme becerisi. Bugünlerde Mortgage Yasası’yla böyle bir beceri girişimi sözkonusu. Yüzde 10’lar sınırına kadar bastırılan enflasyon göreceli bir altyapı da yarattı. Ancak mortgage’ın ne anlama geldiğini, sistemin işlemesi için asgari koşulların neler olduğunu bilenler, bugünkü koşulların mortgage için yetersiz olduğunu hemen size anlatacaklardır. Ne var ki, “sistem hele bir başlasın, eksikler zamanla giderilir, düzeltilir” ruh hali risklerin yüksek sesle dile getirilemesini engelliyor; dile getirenlere de fazla kulak asılmıyor.

Tabii, bir siyasi partiyseniz ve üstelik iktidardaki bir siyasi partiyseniz ve bir de 3-5 aylık zaman dilimleri içerisinde birisi cumhurbaşkanlığı, diğeri genel seçim gibi iki önemli seçimi idrak edecekseniz, halk üzerinde heyecan dalgası yaratacak politikalara ihtiyacınız olabilir. Öyle anlaşılıyor ki, iktidar temsilcileri bu heyecanı mortgage’da buldular. Üstelik bu heyecanın yalnızca kentlerle sınırlı kalmayarak köylere kadar yayılmasını istiyorlar ve böylece hamlenin siyasi içeriği daha da netleşiyor.

Kimse yanlış anlamasın; ben de sağlıksız koşullarda, gecekondularda barınan, kiralık evlerle boğuşan halkımızın çağdaş koşullarda konut edinmesini ve bunun için en uygun koşulların yaratılmasını istiyorum. Ancak duygularımı bir kenara bırakıp aklımı devreye soktuğumda “5-10-20 yıl sonra nasıl bir tabloyla karşı karşıya kalabiriz” sorusuna yanıt bulmakta zorlanıyorum ve işin içinden çıkamıyorum

1- Gelir seviyemiz çok düşük ve üstelik gelir dağılımız da çok bozuk,

2- Teknoloji geliştiremiyoruz,

3- Ekonomik sitemimiz üretimi değil tüketimi teşvik ediyor.

4- Sürekli harcıyor ancak tasarruf edemiyoruz. (Bu gelirimiz ancak harcamalarımızı karşılıyabiliyor, hatta karşılayamıyor şeklinde de okunabilir.)

Şimdi böyle bir tablo karşısında, konut edinme hayaliyle yanıp tutuşan halkımıza mortgage kredileri dağıtacağız. Yani memurlar, çiftçiler, işçiler karı koca maaşları biraraya getirip bankalara koşacak ve 20 yıl vadeyle krediyi kapıp evlerimize kurulacağız. Alacağımız konutların fiyatlarını dahi teleffuz edemiyorum.

Tüm bunları niçin yazıyorum?

Çok basit; iki yıl önceden başlayan mortgage efsaneneleri tehlike sinyalleri veriyor da onun için.

Herkes iştahlı maşallah! Türkiye’ye “para yağdıracak” uluslararası fonlar, bunlara aracılık edecek bankalar ve diğer finans kuruluşları, zincir emlak firmaları, sigorta şirketleri ve daha da çok konut edinme hayalleriyle yanıp tutuşan halkımız.

Yasa çıkacak, yönetmelikler yayınlanacak, kurullar oluşacak, yeni şirketler kurulacak, resmi izinler alınacak ve televizyon ekranlarını, gazete sayfalarını size cennet vaadeden reklamlar süslemeye başlayacak.

Sonra neler olacak?

Bence bu soruyu hali hazırda kimse düşünmüyor, tartışmıyor. Belki de tartışmaktan kaçınıyor.

Sistem devreye girince konut edinme eğilimi hızla artacak. Hele vergi teşviki ve Hazine garantisi de yasada yer alırsa bu hız daha da büyüyecek. Bir süre sonra arz yönlü artış da hızlanacak. Kira ödemekten bunalan çok sayıda kişi uzun vadeli borçlanmaların altına girerek ev sahibi olduğunu ‘sanacak’.

Sanacak diyorum çünkü günlük yaşanan ya da en fazla 3-5 ay sonrasının planlanabildiği bir ülkede bir çok kişi 20 yıl vadeli, on binlerce hatta yüz binlerce YTL borcun altına girecek. Yani insanlar gelecekteki potansiyel gelirleri karşılığı borçlanacak. Ve çoğunlukla borçlanırken uzun vadeli riskleri göz ardı etmeyi tercih edecek.

Genel ekonomik kriz potansiyelinin hala sürdüğü, en azından sektörler bazında sancıların yaşandığı koşullarda birçok kişi işlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacak. İşten ayrılan bir kişinin aynı gelirle bir başka iş bulabilmesi için harcadığı zaman içerisinde kredi taksitlerini ödeyemeyecek ve satın aldığını sandığı konutu 3 ay içerisinde elinden uçup gidecek.

İstihdamdaki daralmaya göre mortgage sisteminin genel bir krize dönüşme olasılığı artacak. Finans kuruluşlarının ellerinde temerrütten devralınılmış binlerce konut birikecek. Yasa gereği bu konutlar en kısa sürede satışa çıkarılması gerektiği için arz yönlü artışın da etkisiyle konut fiyatları hızla düşecek ve mortgage krizi derinleşerek büyüyecek. Böyle bir tablonun altından Türkiye’nin kalkması mümkün olmayacak.

Böyle bir riskin ne anlama geldiğini daha iyi kavrayabilmek için bugünlerde gazete sayfalarına da yansıyan bazı haberleri okuyup ciddi anlamda düşünmeli.

Tüm bunları yazarken “Mortgage Yasası çıkmasın” demek istemiyorum. Türkiye gerçeklerini içeren bir yasa konut edinmeyi kolaylaştırabilir. Ancak her şey yasal sistemin varlığına terk edilmemeli. Yasal sistemin oluşmasıyla birlikte piyasa aktörü olacak her kişi ve kurum için “kar elde etmek ve para kazanmak” temel bir güdü halini alacak. Kuşkusuz serbest piyasa içerisinde anlaşılabilir bir kaygı.

Aslında bu yazı içerisinde anlatmak istediklerimin özü de tam da burada. Eğer fon yöneticileri, finans kuruluşları, aracılık hizmetleri sunanlar(mortgage brokerları, emlak müşavirleri), değerleme kurum ve çalışanları maksimum kar düşüncesi ve kaygısıyla hareket eder ve ödeme kabiliyeti zayıf kişilere hızlı biçimde mortgage kredileri dağıtmaya başlarsa işte o zaman orta vadede Türkiye’de olacakları düşünmek bile istemiyorum.

Sistem oyuncuları eğer sosyal sorumluluk kaygısını bir kenara bırakıp maksimum kar mantığına odaklanıp riskleri umursamazsa işte o zaman yalnızca kredi kullananların geleceğini değil kendi geleceklerini de tehlikeye atacaklar.

Herkes 2001 krinin yaşandığı günlerde rahmetli Sakıp Sabancı’nın “Bir gecede servetimin yarısını kaybettim” sözünü unutmamalıdır. Eğer sürdürülebilir bir sistem yaratamazsanız elde etiğiniz karlar tamamen sanal kardan öteye geçemez.

Sözü getirmek istediğim nokta şu: Sistem bir dönem(bence hala bu eğilim sürüyor) bankaların önüne gelene kredi kartı dağıttığı gibi mortgage kredisi dağıtılmamalıdır. Aksi halde hem sistem çökecek hem de çöken bu sistemin altında koca bir ülke, koca bir halk kalacak. Yıllarca biriktirdikleri tasarrufların birkaç ay içerisinde ellerinden uçup gitmesiyle mutsuzluğa gömülecek milyonlarca yurttaşımızın halini bugünden herkes düşünmelidir.

İş Bankası Konut Kredisi Faiz Oranlarını Düşürdü

Saturday, February 24th, 2007

Türkiye İş Bankası, konut kredisi faiz oranlarını düşürdü. İş Bankası’ndan yapılan açıklamaya göre, bugünden geçerli olmak üzere 120 aya kadar vadeli konut kredisi faiz oranı, yüzde 1,65′ten yüzde 1,55′e çekildi. ‘’Maksimum Ev Paketi'’ faiz oranı da, 120 aya kadar vadede yüzde 1,64′ten yüzde 1,54′e indirildi.

Medyada Mortgage İlgisi

Saturday, February 24th, 2007

Mortgage Tasarısı’nın TBMM’den geçmesi ve yasalaşması medyanın konuya ilgisini de zirveye taşıdı.
Şener: Mortgage’ta hesabınızı iyi yapın
Şener: Hesap bilmeyen kredi kullanamayacak
Yirmi soruda mortgage
Bankacılar: Mortgage ile faiz düşüşü beklemeyin
Mortgage neleri değiştirecek?
Mortgage’ta faiz oranları eleştiriliyor
TÜDEF’ten mortgagezede uyarısı
Mortgage ne getiriyor?
Mortgage yasalaştı…

Yeni Bir Dönem Başlıyor…

Saturday, February 24th, 2007

Mortgage Yasası, enflasyon ve faizlerdeki yükseklik nedeniyle sancılı bir ortamda yasalaşmış olmasına karşın Türkiye’de yeni bir dönemi başlatıyor. Özellikle makro ekonomik istikrarın korunması ve enflasyonun önümüzdeki bir iki yıl içerisinde yıllık yüzde 3-4 seviyesine inmesiyle mortgage’dan geniş kitlelerin yararlanmasına olanak tanınmış olacak.

YASA NELER GETİRİYOR?

Yasa daha çok kredi verenlere ilişkin düzenlemeler getirirken, ikincil piyasaların açılmasıyla faizlerde yaşanacak düşüş de tüketicinin artı hanesine yazılacak.

Yasa öncesinde sadece sabit faizli konut kredisi kullandırılabilirken, şimdi hem sabit hem de değişken faizli kredi kullandırılabilecek.

Yasaya göre, sabit faizli kredi verenler tüketicinin vadesinden önce ödeme yapması halinde, yüzde 2′lik erken ödeme ücreti talep edebilecek. Normal konut kredilerinde tüketici istediği anda herhangi bir ücret ödemeden erken ödeme yapabiliyor ve kredisini kapatabiliyordu.

Bu arada, Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kredi ve finansal kiralama sözleşmesi imzalayan tüketiciler, kanunun yayımlanmasından sonra 3 ay içinde konut finansmanı kuruluşuna başvurarak, sözleşmelerinin, bu kanun kapsamı dışında değerlendirilmesini isteyebilecek. Süresi içinde talepte bulunmayan tüketicilerin, kanunun yürürlüğe girmesinden önceki sözleşmeleri kanun kapsamında kabul edilecek.

Yasayla, kredi verenlerin müteahhitlerle birlikte düzenledikleri kampanyalarda evin teslim edilmemesi ve evdeki ayıplar karşısında tüketiciye karşı müteahhit ile birlikte olan sorumluluğu, teslim tarihinden itibaren 1 yıl ve verdiği kredi miktarı ile sınırlandırıldı. Yasa öncesinde bu sorumluluk sınırsızdı ve bankalar tüketicinin tüm zararını karşılamakla yükümlüydü.

İCRA SÜRECİNDE KREDİ VEREN LEHİNE DEĞİŞİKLİK

Uygulamada, ipotekle teminat altına alınmış kredilerde, icra iflas prosedüründe kredi veren lehine değişiklikler yapılarak ödenmeyen kredilerin tahsili de hızlandırılacak. Uygulama öncesi bu süreçlerde ciddi tıkanıklık yaşanıyordu.

Yasa öncesi konut kredilerinden alınan faizin yüzde 5′i oranındaki Banka Sigorta Muamele Vergisi (BSMV) ise bundan böyle alınmayacak.

Konut ve ipotek finansmanı kuruluşlarınca konut finansmanı kapsamında tesis olunacak ipotek işlemleri de harca tabi olmayacak.

BANKALARA RAKİP GELİYOR

Mevduat, yatırım ve katılım bankalarının (Özel Finans Kurumları) yanı sıra, artık tüketici finansman şirketleri de konut kredisi verebilecek.

Finansal kiralama şirketleri ise konutları tüketicilere finansal kiralayabilecek. Ancak bu şirketler kanunun yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde, konut finansmanı faaliyetinde bulunamayacak.

Kredi verenler, menkul kıymet ihraçlarıyla sermaye piyasasından kaynak temin edebilecek.

Bu kuruluşlar, ipotek finansmanı kuruluşları olarak adlandırılan ve toptancı olarak faaliyet gösterecek olan kuruluşlardan da kaynak alabilecek.

7 MİLYON KONUT İHTİYACI

Bu arada, önümüzdeki 10 yıl içinde Türkiye’de yaklaşık 7 milyon konuta ihtiyaç olacağı belirtiliyor.

Bunun yaklaşık yarısının hanehalkı artışı kaynaklı, 1 milyon civarındaki bölümünün göç, 800 bininin ise yenileme kaynaklı olacağı tahmin ediliyor.

Kentsel dönüşüm nedeniyle de 1,5 milyon civarında bir konut ihtiyacı olacağı düşünülüyor.

KONUTLARIN YÜZDE 55′İ RUHSATSIZ

Türkiye’de toplam konutların yüzde 55′i ya ruhsatsız ya da izinsiz durumda bulunuyor.

Uygunsuz yapılaşma dahil ev sahiplerinin oranı ise yüzde 70′leri aşıyor.

Mevcut konutların yüzde 60′ı 20 yaş üzeri evlerden oluşurken, konutların yüzde 40′ının tadilata ihtiyacı bulunuyor.

Bu çerçevede başta kayıtdışılığın engellenmesi olmak üzere depreme dayanıklı, altyapısı güçlü konutların üretilmesi önem taşıyor.
Geçtiğimiz yıl sonunda konut kredilerinin oranı milli gelirin yüzde 4,5′ine ulaşırken, mortgage ile birlikte bu oranın 2015 yılında yüzde 12′ye çıkması öngörülüyor.

Vergi Teşviki Yasadan Çıkarıldı

Saturday, February 24th, 2007

TBMM Genel Kurulu’ndan geçen Mortgage Yasası’ndan satın alınan ilk konutun 100 YTL’ye kadar bölümü için getirilen vergi teşviki yasadan beklendiği gibi bir önergeyle çıkarıldı.

Önergenin gerekçesinde, kapsamlı bir Gelir Vergisi Reformuna ilişkin çalışmaların Maliye Bakanlığı tarafından yürütüldüğü belirtilerek, ‘’Bu kapsamda Gelir Vergisine ilişkin olarak öngörülen bu düzenlemenin yürütülen çalışmalarda, sistem bütünlüğünün korunması ve reformun sıhhati açısından Gelir Vergisi Reformu’na ilişkin hazırlıklarla birlikte değerlendirilmesi daha uygun olacaktır'’ denildi.

Mortgage Nihayet Yasalaştı

Saturday, February 24th, 2007

Kamuoyunda Mortgage (Tutsat) olarak bilinen konut finansmanı sistemine ilişkin tasarı, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı.

Konut Finansmanı Sistemine İlişkin Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanuna göre, konut finansmanından kaynaklanan rehinle temin edilmiş alacaklar ile TOKİ’nin rehinle temin edilmiş alacaklarının takibinde, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabilecek veya haciz yoluna başvurulabilecek.

TEMİNAT DEĞERİ HESAPLAMASI…

Yapı kullanma izni alınmış konutlar üzerine ipotek tesis edilmek suretiyle teminat altına alınmış alacakların, ilgili konutun değerinin yüzde 75′ini, yapı kullanma izni alınmış diğer gayrimenkuller üzerine ipotek tesis edilmek suretiyle teminat altına alınmış alacakların ise ilgili gayrimenkulün değerinin yüzde 50’sini aşan kısmı teminat değerinin hesaplanmasında dikkate alınmayacak.

İpotek teminatlı menkul kıymetler ile varlık teminatlı menkul kıymetler itfa edilinceye kadar, teminat havuzlarında yer alan varlıklar, teminat amacı dışında tasarruf edilemeyecek, rehnedilemeyecek, teminat gösterilemeyecek, haczedilemeyecek.

İpotek ve varlık teminatlı menkul kıymetler teminat havuzunun, konut finansmanı fonunun, varlık finansmanı fonunun ve yatırım fonunun 3′er aylık dönemlerin son iş gününde, net varlık değerlerinin yüz binde 5′ini aşmamak üzere hesaplanacak kayda alma ücreti, 10 iş günü içerisinde özel hesaba yatırılacak.

KONUT FİNANSMANI

Konut finansmanı fonunu, ihraç edilen ipoteğe dayalı menkul kıymetler karşılığında toplanan paralarla, ipoteğe dayalı menkul kıymet sahipleri hesabına inançlı mülkiyet esaslarına göre oluşturulan malvarlığı oluşturuyor.

Fonun tüzel kişiliği olmayacak ancak mal varlığı kurucunun mal varlığından ayrı olacak.

Fon mal varlığı, ihraç edilen ipoteğe dayalı menkul kıymetler itfa edilinceye kadar, başka bir amaçla tasarruf edilemeyecek, rehnedilemeyecek, teminat gösterilemeyecek, haczedilemeyecek.

Fonun geri ödeme güçlüğüne düşmesi halinde, fonun yönetim ve temsilinin yatırımcıları koruma fonu veya atanacak diğer bir fon kurulu tarafından yürütülmesine veya fonun başka bir kurucuya devredilmesine karar verilebilecek.

İpotek finansmanı kuruluşlarının, konut finansmanından kaynaklanan alacakların devralınması, devredilmesi, devralınan alacaklardan oluşan varlıkların yönetimi ve alacakların teminat olarak alınması suretiyle kaynak temini amacıyla kurulan bir anonim ortaklığı olarak belirtildiği tasarıya göre, konut finansmanından kaynaklanan alacakların ve diğer varlıkların teminat gösterilmesi suretiyle ipotek finansmanı kuruluşlarından kaynak temin edilmesi halinde, teminat gösterilen varlıklar, başka bir amaçla tasarruf edilemeyecek, rehnedilemeyecek, teminat gösterilemeyecek, haczedilemeyecek.

DEĞERLEME BİRLİĞİ KURULACAK

Kanunla, Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği statüsünün oluşturulmasına ilişkin esaslar da belirleniyor.

Gayrimenkul değerleme uzmanlığı lisansına sahip olanlar, kamu kurumu olan Türkiye Değerleme Uzmanları Birliğine üye olmak için başvurmak zorunda olacak. Lisans sahibi, lisans almaya hak kazandığının tebliğinden sonra 3 ay içinde gerekli başvuruyu yapacak.

Birliğin statüsü, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 yıl içinde yürürlüğe konulacak.

Yetkileri kaldırılan ipotek finansmanı kuruluşlarının tedrici tasfiyelerine karar verilecek; tasfiye işlemi Yatırımcıları Koruma Fonu tarafından yürütülecek.

Hakkında tedrici tasfiye kararı verilen ipotek finansmanı kuruluşunun ödemeleri duracak.

BAŞVURU GEREKECEK

Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kredi ve finansal kiralama sözleşmesi imzalayan tüketiciler, kanunun yayımlanmasından sonra 3 ay içinde konut finansmanı kuruluşuna başvurarak, sözleşmelerinin, bu kanun kapsamı dışında değerlendirilmesini isteyebilecek. Süresi içinde talepte bulunmayan tüketicilerin, kanunun yürürlüğe girmesinden önceki sözleşmeleri kanun kapsamında kabul edilecek.

Finansal kiralama şirketleri kanunun yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde, konut finansmanı faaliyetinde bulunamayacak.

Yasayla, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda, konut finansmanı kullanan tüketicileri korumak amacıyla tanımlar arasına, ‘’Konut Finansmanı Kuruluşu'’ eklendi. Böylelikle konut finansmanı faaliyetini yürüten kuruluşlar, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunla ilgili hükümlere de tabi olacak.

AYIPLI MAL

Aynı kanunun ayıplı mal hususunu düzenleyen maddesinde yapılan değişiklikle, konut finansmanı kuruluşu; imalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ile ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı tüketiciye karşı teslim tarihinden itibaren 1 yıl süreyle, kullandırdığı kredi miktarı kadar müteselsilen sorumlu olacak.

İlan ve taahhüt edilen konutun teslimatının zamanında yapılmaması durumunda kredi veren konut finansmanı kuruluşu, satıcı, bayi, acenta, ithalatçı, kullandırdığı kredi miktarı kadar sorumlu olacak. Kredilerin devronulması halinde dahi, kredi veren konut finansmanı kuruluşunun sorumluluğu devam edecek.

Konut finansmanı kuruluşları, tüketicilere sözleşme öncesinde kredi veya finansal kiralama işlemleriyle ilgili genel bilgiler vermek ve tüketiciye teklif ettikleri kredi sözleşmesinin koşullarını içeren sözleşme öncesi bilgi formu vermek zorunda olacak.

TEMERRÜDE DÜŞME DURUMU

Borçlunun temerrüde düşmesi halinde konut finansmanı kuruluşu, borçluya temerrüt tarihinden itibaren 5 iş günü içinde iadeli taahhütlü posta yoluyla bildirimde bulunmakla yükümlü olacak. Kredi kuruluşu, geri ödemelerin yapılmaması halinde kalan borcun tümünün ödenmesi talep hakkını saklı tutmuşsa bu hak, ancak birbirini izleyen en az iki ödemede temerrüde düşme halinde kullanılabilecek.

Finans sağlayan kuruluşun bu hakkını kullanabilmesi için en az 1 ay süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekecek.

Kullanılan finansmanın teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, konut finansman kuruluşu asıl borçluya ve diğer teminatlara başvurmadan, kefilden borcun ödemesini isteyemeyecek.

SÖZLEŞMELERDE NELER YER ALACAK

Sözleşmelerde; kredi tutarı, finansal kiralama sözleşmeleri için toplam kira bedeli, ipotek tesis edilen konuta ilişkin bilgiler, yıllık faiz oranı, toplam borcun ana para, faiz ve diğer giderler itibariyle dağılımı, değişken faiz ödemeli olan sözleşmelerde baz alınacak endeks gibi bilgiler yer alacak.

Ayrıca, ödeme planı, istenecek teminatlar, temerrüde düşülmesi durumunda kredi sözleşmeleri için akdi faiz oranının yüzde 30 fazlasını geçmeyecek şekilde gecikme faizi ve varsa konuta ait sigorta bilgileri gibi bilgiler de sözleşmelerde yer bulacak.

Kiracı, finansal kiralama işlemlerinde, kiracılık sıfatını veya sözleşmeden doğan haklarını, kiralayandan yazılı izin alarak devredebilecek.

TOKİ’nin konut satışından kaynaklanan ipotekli veya ipoteksiz alacakları, ipotek finansmanı kuruluşlarınca devredilebilecek.

KONUT FİNANSMANI KURULUŞLARI…

Emeklilik sözleşmeleri, hayat sigortaları, sağlık sigortaları ile ihracata ait nakliyat sigortalarında sözleşme ve poliçe üzerinden alınan paralar; ipotek ve konut finansmanı kuruluşlarının, konut finansmanı fonlarının yaptıkları tüm işlemler dolayısıyla lehe alınan paralar banka ve sigorta muameleleri vergisinden muaf olacak.

Konut ve ipotek finansmanı kuruluşlarınca konut finansmanı kapsamında tesis olunacak ipotek işlemleri, konutların kiracıya devri ile TOKİ’nin sattığı konutlardaki ipotek işlemlerinden harç vergisi alınmayacak.

Sermaye piyasası araçları, konut finansmanı kuruluşları ve fonları ile TOKİ’nin menkul kıymet ihracatı ve ihraca konu teminatlardan kaynaklanan her türlü işlemleriyle ilgili makbuz ve kağıtlar, damga vergisinden muaf tutulacak.

Konut finansmanı amacıyla teminat gösterilen veya ipotek konulan konutun, konut finansman kuruluşları veya ipotek finansmanı kuruluşları ya da 3. kişilere teslimi (müzayede mahallinde yapılan satışlar dahil) ile bu şekilde alınan konutun teslimi (müzayede mahallinde yapılan satışı dahil), katma değer vergisi dışında tutulacak.

Görüşmeler sırasında, ‘’Konutu olmayan ücretlilere kredi faizlerini vergiden düşme olanağı tanıyan'’ düzenleme ise kanun metninden çıkarıldı.

Mortgage Meclis’e geliyor

Saturday, February 24th, 2007

AKP seçim öncesi konut kozunu yeniden kullanmaya hazırlanıyor. İpotekli konut finansmanı sistemi mortgage yasa tasarısının en geç haftaya Meclis’e geleceği açıklandı
AHMET KIVANÇ (Arşivi)
ANKARA - Türkiye’de bankaların kullandırdığı konut kredilerinin toplam gayri safi milli hasılaya (GSMH) oranı yüzde 2′lerde. Gelişmiş ülkelerde ise bu oran yüzde 50′lere ulaşıyor. Türkiye’deki konut açığını kapatmak için yılda ortalama 300 bin yeni konut yapılması gerekiyor.
Bu açığı gören AKP iktidara gelirken, “Herkes kira öder gibi ev sahibi olacak” sloganını kullandı. Aradan geçen sürede ise Toplu Konut İdaresi (TOKİ) yaklaşık 250 bin konut inşasına başladı, bunların 150 bininin inşası halen devam ediyor.
Yıllık 300 bin konut ihtiyacına karşılık, TOKİ’nin dört yılda yaptığı konut sayısı sınırlı kaldı. Üstelik bu konutların önemli bir bölümü, dar gelirlilerin alım gücünü aşan fiyatlardan satılan konutlardan oluşuyor. Hükümet seçime giderken konut kozunu bir kere daha kullanmaya hazırlanıyor. Kamuoyunda ‘Mortgage’ olarak bilinen ipotekli konut finansmanı sistemine ilişkin yasa tasarısı ‘Konut Finansmanı Sistemine İlişkin Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’ adıyla önümüzdeki günlerde TBMM Genel Kurulu’nda ‘temel kanun’ olarak, hızlandırılmış şekilde görüşülecek.
Seçim tarihi yaklaştıkça, TBMM’nin önündeki çalışma süresi de giderek kısalıyor. Genel seçim, normal tarihi olan kasım ayında yapılsa bile Meclis sadece haziran sonuna kadar çalışabilecek. Bu sürenin kayda değer kısmı da Cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmalarıyla geçecek. Dolayısıyla hükümetin öncelik verdiği yasaların Meclis’ten çıkarılabilmesi için çok fazla vakti kalmadı.
Başbakan Tayyip Erdoğan, daralan Meclis çalışma takvimini dikkate alarak, öncelikle çıkarılacak yasalar arasına kamu finansmanı tasarısının da alınmasını, hatta mümkünse bu hafta çıkarılmasını istedi.

Mortgage üçüncü sırada
AKP Grup Başkanvekili Sadullah Ergin, bu hafta öncelikle yarım kalan yabancı doktor çalıştırılmasına ilişkin yasa tasarısının görüşüleceğini söyledi. Ardından gecekondu dönüşümü konusunda TOKİ’ye yetki veren yasa tasarısı ele alınacak. Bunun ardından da konut finansmanı yasa tasarısına geçilecek. Ergin, en geç gelecek hafta konut finansmanı yasa tasarısının görüşmelerini tamamlamayı hedeflediklerini söyledi.

Yasa ne sağlayacak?
Konut finansmanı sisteminin özü, bankalar, finans kurumları, finansal kiralama şirketleri ve katılım bankalarının kullandırdığı konut kredilerinin ipotek karşılığı güvenceye alınmasını, bu ipotekler karşılığı yurtiçi ve yurtdışından finansman temin edebilmeleri ilkesine dayanıyor. Bu sistemde kullandırılacak konut kredilerinden alınacak vergi ve harçlarda da indirimler öngörülüyor.
Tasarının getirdiği en önemli teşvik ise, kullanılacak konut kredisinin 100 bin YTL’ye kadarki bölümüne karşılık gelen faiz giderlerinin, ücretlilerin gelir vergisi matrahından düşürülmesine olanak sağlaması. Tasarının bu maddesi, 1 Ocak 2008′den geçerli olmak üzere yürürlüğe girecek.
Tasarının getirdiği bir başka önemli avantaj ise, konut kredilerinde değişken faize olanak sağlaması. Kredi veren kuruluşlar, örneğin enflasyona endeksli olarak kredi kullandırabilecek. Böylece hem kredi verenler kendilerini ileride yaşanabilecek yüksek enflasyon riskinden koruyabilecek, hem de enflasyonda yaşanabilecek düşüş, tüketicilerin kredi faizi ödemelerine yansıtılabilecek. Değişken faizli kredi uygulamasının konut kredisi sürelerini uzatacağı tahmin ediliyor.

Maliye’den itiraz var
Ancak, 100 bin YTL’ye kadarlık kredilerin faizinin vergi matrahından indirilmesine Maliye Bakanlığının itirazı bulunuyor. Maliye yetkilileri, tasarının ilk halinin gerekli vergi teşviklerine yeterince yer verdiğini, komisyonda eklenen yeni vergi teşvikinin bütçeye önemli ölçüde yük getireceğini savunuyor.
Maliyeciler ayrıca, bu düzenlemenin uygulamada teknik sorunlara yol açacağını, mevcut gelir vergisi matrahında ciddi bir azalmaya neden olacağını belirtirken, sadece ücretlilere sağlanacak bu vergi avantajının adalet ilkesine de uygun olmayacağını, çünkü konut finansman sisteminden daha çok üst gelir grubunun yararlanacağını dile getiriyor.
Maliyecilerin bu düşüncesine karşılık TBMM Plan Bütçe Komisyonu üyesi CHP milletvekilleri, vergi avantajının yürürlük tarihinin ertelenmesinin doğru olmadığını, konut alacaklara önemli bir avantaj sağlayacak vergi indiriminin yasayla birlikte yürürlüğe girmesini istiyor.
AKP Grup Başkanvekili Sadullah Ergin, vergi indiriminden geri adım atılması konusunda hükümetten şu ana kadar AKP grup yönetimine herhangi bir değişiklik önerisi gelmediğini ifade etti.

Mortgage’la tüketici değil bankalar güler

Saturday, February 24th, 2007

Bu hafta Meclis genel kurulunda görüşülecek olan mortgage yasa tasarısının eksikliklerine rağmen önemli bir adım olacağını belirten uzmanlar, sistemin ancak 2008′de işlemeye başlayacağını vurguladı.

Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’in yaptığı açıklamaya göre bu hafta Meclis genel kurulunda ele alınması beklenen ipotekli konut finansmanı (mortgage) yasa tasarısı kabul edilse bile uygulama yani Türkiye’deki kredilerin Türkiye’de menkul kıymetleştirilip satılabilmesi 2008 ortalarında ancak başlayacak. Yasanın yürürlüğe girmesinin ardından Sermaye Piyasası Kurumu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun yönetmelik ve genelgelerle uygulamanın nasıl olacağını belirleyecek çok sayıda düzenleme yapması, ipotekli konut kredisi vermeye yetkili olan bankaların, finansal kiralama ve tüketici finansman şirketlerinin gerekli izinleri alması gerekiyor. Ayrıca sistemin işlerliği için bu tip menkul kıymetlerin çıkarılmasına yönelik değerleme şirketlerinin kurulması lazım. Bütün bu aşamaların bir yıldan fazla zaman alacağını belirten uzmanlar, bu nedenle bugün faizlerin yüksek olması tartışmalarının anlamlı olmadığının altını çiziyor.

Başlangıç için Hazine garantisi olmalı

Hazine garantisinin olmamasının yabancılar anlamında bir problem olduğunu belirten İş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Genel Müdürü Turgay Tanes, Hazine garantisi olmamasının yabancıları korkuttuğunu ileri sürdü. Tanes, yabancıların neden Hazine garantisi istedikleri konusunda ise şunları söyledi: “Öncelikle Türkiye’de örnek oluşturacak 20-30 yıllık bir kredi yok. Bunun yanı sıra piyasa dalgalanmaları çok yüksek. Örneğin geçen yıl mayıs-haziran aylarında yaşanan dalgalanma nedeniyle döviz ve faiz ciddi anlamda arttı. Böyle bir ortamı gören yabancı doğası gereği uzun vadeli bir kredi için kaygılanıyor. Uzun vadeli fonu yatıranın elindeki tek teminat evin ipotekli olması. 20 yıllık süre içerisinde yaşanacak bir dalgalanma bir anda kredinin teminatını ciddi anlamda düşürebilir. Yabancılarda olası bir istikrarsızlık karşılığında başlangıçta Hazine garantisini emniyet sibobu olarak görüyorlar. Bu anlamda Hazine garantisi başlangıçta teşvik için çok önemli.” Hazine garantisinin olmamasının eksiklik ancak ancak olmazsa olmaz koşul olmadığının altını çizen Tanes, 1980′li yılların sonlarına doğru bireysel kredilerin işlemeyeceğini belirten bankacıların olduğunu, ancak bugün bireysel kredilerin bankalar açısından en kârlı, en önemli enstrümanlardan biri haline geldiğini hatırlatarak, bu anlamda ipotekli konut kredisi sisteminin de ölü doğmayacağını işleyeceğini savundu. Tanes’e göre, yasa çıksa bile altyapının ancak yıl sonuna kadar tamamlanabilecek, dolayısıyla yasa ancak gelecek yılın ortalarında ilk işlemler görülecek. Tanes, mortgage yasasının çıkmasıyla faizlerin yüzde 1′lerin altına gelebileceği gibi beklentilerin olduğunu ancak bunun sağlıklı bir beklenti olmadığının altını çizdi.

Tekerleğin dönmesi anlamlı

Mortgage yasasının ölü doğacağı yönündeki yorumlara kesinlikle katılmadığını belirten Garanti GYO Genel Müdürü Kürşat Tuncel, bireysel emeklilik sistemi çıktığında da vergi istisnası zayıf diye benzer yorumlarının yapıldığını hatırlattı. Tuncel, “Vergi istisnası ile başlaması krediyi kullananlar için bir cazibe noktası olurdu. Hazine garantisi olması da sonuçta o menkul kıymetlerin ikinci elde daha fazla talep görmesini sağlayacaktı. Çünkü daha az riskli gözükecekti. Fakat önce sistemin başlayıp kurumların ve kuruluşların oluşması gerekiyor. Yani tekerleğin dönmesi lazım. Hiç bir sistem mükemmel bir şekilde kurulmuyor, eksiklerinin hatalarının gözükmesi lazım” dedi. Bu kredilerin kullanılabilir olmasının daha çok faizle ilgili olduğuna dikkat çeken Tuncel, mayıs-haziran öncesi mortgage sistemi olmamasına rağmen konut kredilerinin patladığını ve bankaların 10 yılın üzerinde vadeyle kredi kullandırdıklarını vurguladı. Tuncel, “Önemli olan ekonomik konjöktürün istikrarlı ve güvenilir olması. Hazine garantisi, vergi istisnası koyarak çok güvenli bir sistem çıkarsanızda, faiz seviyeleri aylık yüzde 1,60′ların üstüne çıktığında bugün olduğu gibi insanlar kredi kullanmayı kesiyorlar. Dolayısıyla sistemin eksiklikleri ve dezavantajları olabilir ama bu mekanizmanın çalışıp, kanunun da eksiğinin gözükmesi gerekir” diye konuştu.

Mortgage kendi faizini yaratıyor

Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Başkanı Dr. Can Fuat Gürlesel, mortgage sisteminin başlaması için faizde düşüş beklemenin yanlış olduğunu, kredi faizlerinin mortgage ile düşeceğini söyledi. Gürlesel, “Mortgage kendi faizini yaratıyor. Günlük piyasa faizinin dışında orta uzun vadeli finansmanını ağırlıklı olarak yurtdışından sağlamaya başlayacağımız için bugünkü faiz oranlarına çok da bakılmaz” dedi. Kanunun çıkması durumunda dahi mortgage dayalı bir menkul kıymet ihraç edilerek finansmanının sağlamanın ancak 2008 ortalarında mümkün olabileceğini belirten Gürlesel şunları söyledi: “SPK, BDDK’nın çıkaracağı yönetmelikler var, buna ilişkin olarak bütün kurumlar yetki belgesi alacak, bu tip menkul kıymetlerin çıkarılmasına yönelik değerleme şirketlerinin olması gerekiyor. İpotekli konut kredisi vermeye bankalar, finansal kiralama ve tüketici finansman şirketleri yetkili olacak. Bunların üçünün de denetimini BDDK yapıyor. Bu nedenle bu kredilerin kullandırılması şartları, kredi piyasasının oluşturulması, denetimi ve kredi verecek şirketlere izin verme yetkisi BDDK’da olacak. Hukuki düzenlemeler ve kurumsal yapının tamamlanması için enaz bir yıllık süreye ihtiyaç var.”

Potansiyel iştah kabartıyor

Mayıs-haziran dalgalanmasına kadar hızlı bir artışın gözlendiği konut kredileri hala dünya ortalamalarının çok gerisinde. 2006 yılı sonu itibariyle Türkiye’de kullandırılan konut kredilerinin Gayri Safi Milli Hasıla’ya (GSMH) oranı yüzde 3′lere yükseldi. Ancak son yıllardaki artışa rağmen bu oran diğer bir çok ülkeye göre oldukça düşük seviyede. Konut kredilerinin GSMH’ye oranı 2005 yılı itibariyle Hollanda’da yüzde 97,1, Danimarka’da yüzde 94,0, ABD’de yüzde 65, Portekiz’de 53,9, Almanya’da yüzde 51,7, Kanada’da ise yüzde 40 civarında. Söz konusu oranlar 2005 yılı sonu itibariyle Yunanistan’da yüzde 25,1, Malezya’da yüzde 22, Şili’de yüzde 17, Meksika’da yüzde 11,5, Macaristan’da 9,6, Çek Cumhuriyeti’nde yüzde 6,1, Polonya’da yüzde 6. En yakın ülkenin oranı bile Türkiye’nin iki katından fazla olduğu göz önünde bulundurulduğunda konut kredisi piyasasının ne kadar sığ olduğu görülüyor.

İpotekli konut kredilerinin GSMH’ye oranı

Hollanda 97,1
Danimarka 94
İzlanda 82,9
ABD 65
Portekiz 53,9
İspanya 52,6
Almanya 51,7
Kanada 40
Lüksemburg 34,1
Malta 33,8
AB-15 48,9
AB-25 47,5
Yunanistan 25,1
Malezya 22
Şili 17
Meksika 11,5
Çek Cumhuriyeti 6,1
Polonya 6
Kaynak: European Mortgage Federation, International Finance Corparation
Kaynak:
http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=58954&ForArsiv=1

Bankalar Faizi İndermeyi Sürdürüyor

Saturday, February 24th, 2007

Bankaların konut kredilerine uyguladıkları faiz oranlarındaki düşüş sürüyor. Faiz oranlarını indiren bankalar arasına Anadolubank, Denizbank ve Halkbank’ta katıldı.

Anadolubank’tan yapılan yazılı açıklamada, ‘’120 ay vadede 1,56 olan faiz oranını 0,2 puan indirimle 1,54′e çeken Anadolubank, piyasanın en uygun koşullu konut kredisi hizmetini sunmaya devam ediyor'’ denildi.

Denizbank’tan yapılan yazılı açıklamada ise, daha önce yüzde 1,75 olan konut kredisi faiz oranının yüzde 1,67′ye, yüzde 2,05 olan tüketici kredisi faiz oranının ise yüzde 1,99′a indirildiği bildirildi.

Halk Bankası’ndan yapılan yazılı açıklamada ise, konut kredilerinde uygulanmakta olan yüzde 1,80 faiz oranının yüzde 1,67′e çekildiği bildirildi. Açıklamada, ekspertiz komisyon oranının yüzde 0,2, tahsis komisyonunun ise yüzde 2 olarak belirlediği kaydedildi.

Mortgage’ta vergi teşviki kaosu…

Saturday, February 24th, 2007

Mortgage Yasası nihayet Meclis’te görüşülmeye başlandı. Yeni bir sistem getiren yasanın gündeme alınmasıyla “vergi teşviki olsun mu, olmasın mı” en önemli tartışma konusu oldu.

“Teşvik olsun” diyenlerle, “hayır olmasın” diyenler iki ayrı cepheye bölünerek hararetle tezlerini savunuyorlar.

Hükümet’in bazı bakanlarının(Abdüllatif Şener) teşvige sıcak baktığı anlaşılırken, IMF’nin çalıştığı en yakın bakanlar olan Ali Babacan ile Maliye Bakanı Kemal Unakıtan bu teşvike karşı çıkıyorlar.

Destek verenlerin en önemli argümanı, bu teşvik olmadan sistemin işlemeyeceği ve uluslararası fonların da iştahlı davranmayacağı yönünde. Karşı çıkanlar ise, önemli vergi kayıpları olmasından kaygılı. Kuşkusuz, devletin temel vergi topladığı kesimlerin ücretliler ve dolaylı vergiler olduğu anımsanınca bu kaygılar daha iyi anlaşılıyor.

Dolayısıyla, yasanın yürürlüğe girdiğini düşünelim. Eğer vergi teşviki varsa, herkes pozisyonunu (konut üreticileri de dahil) vergi teşvikinden yararlanmak için koşullar arayacak. Bunu Ercan Kumcu bugünkü yazısında anlatmış. Bu da vergi gelirlerinde azalmaya neden olacaktır.

Eğer yasa da vergi teşviği yer almazsa, bu kez de mortgage kredilerinden yararlanacak nüfus oranı son derece sınırlı olacak. Bu enflasyon rakamları ve faiz oranlarıyla alınacak kredilerin aylık taksitlerini ödemek deyim yerindeyse yürek isteyecek!

Dolaysıyla yasa bu durumda da beklenen sonucu vermeyecek. Yalnızca belirli gelir seviyesindeki kişilerin konut edinme sürecini kolaylaştıran bir yasa olarak kalacak.

Aslında bu noktada yasanın son şeklini almasından hemen önce ilgili bakanlıkların olasılık hesaplarını yapmış olması gerekirdi.

Şöyle ki, bu faiz oranlarıyla bir yıl içerisinde kaç kişinin kredi kullanabileceği, bu kredilerin ne kadar vergi kaybına neden olabileceği hesaplanabilirdi. Bu kayıpların da yeni vergi getirmeden nasıl karşılanabileceği planlanabilirdi.

Örneğin, mortgage kredilerinin yaklaşık 250 alt sektörüyle inşaat sektörünü büyüteceği, yeni yatırımların realize olacağı ve ekonomik hacmin büyümesiyle yeni vergi mükelleflerinin sisteme dahil olacağı; mevcut işletmelerin de iş hacimlerinin artarak ödeyecekleri vergi miktarlarının da yükseleceği de bir gerçek. Ayrıca mortgage sistemi kayıtlı ve gerçek rakamlar üzerinden işleyen bir sistem yaratacaktır. Yani vergiden kaçınmayı zorlaştıracaktır.

Dolayısıyla vergi teşvikiyle azalacak gelirler, yeni mükelleflerle karşılanabilir. Bu durumun ilgili kamu birimlerinin araştırmasıyla ortaya çıkarılması pek ala mümkün.

Vergi teşviki bir açmaza sürüklenmeden çözülebilir. Büyük bir konut sorunun yaşandığı ülkemizde vergi teşvikini yeni adaletsizliklere yol açmadan sisteme dahil etmek gerekiyor. Bu aynı zamanda devletin Anayasa’yla belirlenmiş sorumlulukları arasında.

Tabii tüm bu tartışmaların gelip kilitlendiği nokta ise, enflasyon ve faiz oranları. Bu enflasyon (yıllık yüzde 10) ve faiz (şu anda en düşüğü aylık yüzde 1.54) oranlarıyla mortgage sisteminin gelişmesi ise neredeyse imkansız. Vergi teşviki olsa da olmasa da eflasyon oranları önümüzdeki 2 yıl içerisinde yüzde 3-4′lere (bu da azami) indirilemezse, galiba bazı yasalar gibi doğru dürüst uygulanamadan rafa kaldırılan yasalardan birisi olarak kalacak.

Enflasyon rakamlarının yeniden yüzde 20′li 30′lu rakamlara doğru tırmandığı bir ekonomik ortamı ise düşünmek bile istemiyorum. Böyle bir durumda Maliye Bakanımızın mortgage yerine türetilen ve beğenmediği “tutsat” sözcüğü yerine yeni bir Türkçe sözcük arayışa girmesine hiç gerek yok. O halde bırakın öyle kalsın!

Bir ‘mortgage’ hikayesi

Saturday, February 24th, 2007

Bir zamanlar gündemimizde İngilizce adı ile mortgage denen bir ipotek sisteminin başlatılması vardı (morgıc şeklinde okunuyor). Kamuoyunun bu sistemden anladığı alınan gayrımenkulün teminat gösterilerek 20-30 yıl gibi uzun vadelerde ve ödenebilir faizlerde kredilendirilmesiydi. Mortgage sistemi gelince gayrımenkul talebi patlayacak diye satıcılar satmaktan vazgeçip alıcılar da saldırınca gayrımenkul fiyatları patladı. Ama sistem hâlâ kanunlaşmayı bekliyor. Pek konuşan da kalmadı.

Aslında gayrımenkul almak için bu sisteme ihtiyaç yok. Zaten son 2 yıldaki patlama sayesinde 2006 sonunda 15 milyar $’a ulaşan konut kredileri toplam kredilerin % 10’unu geçmiş durumda. Bugün bankalar gayrımenkulu teminat alarak aylık % 1.75 (+ masraf) civarında maliyetlerle 7-8 yıl vadelere yoğunlaşarak kredi veriyorlar. Bu şekilde 200 bin YTL’lik bir konut kredisi almak isteyen aylık 2,500 YTL civarında bir taksit ödemek zorunda kalıyor. Hiç de halka hitap edecek bir durum değil. Hitap edebilmesi için aylık ödemenin aylık gelirin % 30-40 gibi makul bir kısmını geçmemesi gerekli. En azından bu sistemin çok yaygın kullanıldığı ABD’de durum böyle.

Makro koşullar uygun değil

Mortgage sisteminin amacı, Türkiye’deki gayrımenkul yatırımlarını mobilize edip ekonomik işlev kazandırmak, geniş kitlelerin konut sahipliğini teşvik etmek, her türlü gayrımenkul alımlarını kolaylaştırmak, inşaat sektörünü canlı tutmak ve daha etkin çalıştırmak gibi kutsal şeyler. Ama sonuçta aylık ödemelerin gelirlere uyması şart. Bu da ancak faizler tek hanelere gerileyebilirse ve vadeler 20-30 yıla uzayabilirse kısalırsa mümkün. Mortgage sisteminin bir işe yarayabilmesi için öncelikle bu ortam sağlanmak zorunda.

Türkiye’de banka kaynaklarının % 73’ü bir yıldan kısa vadeli. Sadece mevduatların % 97’si bir yıldan, % 42’si ise 3 aydan kısa vadeli. Bu koşullarda 7-8 yıl kredi vermek bile cesaret işi. Uzun vadeli döviz kaynaklarını teminat gösterip YTL yaratabiliyorlar ama o da yetersiz. Faizlerin durumu daha da vahim. Çok iddialı enflasyon hedeflerine körlemesine kilitlenmiş bir para politikası var. Tarım ve petrol fiyatlarıyla artan enflasyonu düşürmek için faizleri rekor yüksek seviyelerde tutuyor. Bankalar da bunun altına inemiyorlar. Üstelik gayrımenkul teminat olarak da sorunlu. Ekonominin sorun yaşadığı günlerde nakde çevirmek için ekspertiz değerinin çok altına inmek gerekebiliyor.

Dolayısıyla, mevcut koşullarda finansal sistemin “ödenebilir” aylık ödemelerle gayrımenkul alımını desteklemeleri zor. Çok daha kısa vadelerde gayet yüksek faizlerle geri ödeme riski olmayan devlet tahvili alınabilirken konut kredilerine yönelmek sadece portföy çeşitliliğini arttırmak ve müşteri portföyünü büyütmek amacından öteye geçemiyor.

Mortgage Kanunu ne değiştirecek?

Yeni ipotek sistemi faizleri indirip vadeleri uzatamaz. Ama bankaların gayrımenkul kredilerinde “aracı” olmalarını sağlayabilir. Diğer bir deyişle, bankalar verecekleri konut kredilerinden gelecek vade, faiz, ve hatta kredi (geri ödenememe) risklerini en azından kısmen başkalarına devredebilirlerse önemli bir adım atılmış olur. Bu riskleri ya devlet ya da tasarruf sahipleri alacak. Devletin aynı zamanda konut alımını anlamlı boyutta vergi indirimleriyle desteklemesi de şart.

ABD’de ve Avrupa’da böyle oluyor. Nasıl yaptıklarını ve bizim benzer bir düzeni kurup kuramayacağımızı cuma günü tartışacağım.
Kaynak: Saruhan Özel / Akşam

Erdoğan’dan Mortgage Talimatı

Saturday, February 24th, 2007

Yaklaşık 1,5 yıldır yılan hikayesine dönüşen Mortgage Yasası için hükümet harekete geçiyor. Posta Gazetesi’nin bugünkü sayısında yer alan habere göre Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 9 ay önce Plan Bütçe Komisyonu’ndan geçen ve Genel Kurul’a gelmesi için sıra bekleyen mortgage tasarısının şubat ayı sonuna kadar yasalaştırılması için talimat vermiş. Cumhurbaşkanlığı seçimine günler kala yasalaşacak mortgage rüzgarını arkasına almaya hazırlanan hükümetin oluşacak havayı genel seçimlere de taşımayı planladığı anlaşılıyor.

Bugünkü enflasyon ve yüzde 1,5 ile yüzde 2 arasında dağılan aylık banka faiz oranlarının tüketicileri mortgage kredileriyle konut almaya ikna edip etmeyeceği ise meçhul. Kaldı ki, tasarı yasalaşsa dahi yasaya bağlı ilgili yönetmeliklerin yürülüğe girmesi için en az 6 aya ihtiyaç duyuluyor. Her ne kadar başta SPK olmak üzere ilgili kurumlar taslak yönetmelikleri çoktan hazırlamış dahi olsa 2007 sonundan önce kredileri mortgage’a çevirmek olanaklı olmayacaktır. Tabii 2005 ve 2006′nın ilk 5 ayında esen konut kredisi rüzgarının benzerinin yeniden yaşanmasını ise kimse beklemiyor.

Mortgage Tasarısı 15 Şubat’ta Meclis Gündemine Geliyor

Saturday, February 24th, 2007

Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Mortgage Yasa Tasarısı’nın 15 Şubat Perşembe günü Meclis Genel Kurulu’nda ele alınabileceğini söyledi. Şener, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Hükümet’in ve parti grubunun tasarının yasalaştırılması için gerekli iradeye sahip olduğunu kaydetti.

NTV’nin sorularını yanıtlayan Başbakan yarıdmıcısı Şener, Meclis gündeminin yoğunluğu nedeniyle tasarının bugüne kadar gündeme alınamadığını belirterek, tasarının birkaç hafta içerisinde yasalaşmasını umduklarını söyledi. Şener, gelecek hafta perşembe günü tasarının Genel Kurul gündemine alınabileceğini öngördüklerini ifade etti.

Bir soru üzerine de Şener, bugünkü konut kredisi faiz oranlarının mortgage sisteminin uygulanması için engel olmadığını söyledi. Şener, sistemin finanmanı açısından piyasayı olumlu etkilemesini beklediklerini dile getirdi.

Erdoğan: Mortgage Haftaya Çıkacak

Saturday, February 24th, 2007

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Mortgage Tasarı’nın gelecek hatfa Meclis gündemine alınacağını söyledi.
2006 yılı bütçe gerleşmeleriyle ilgili basın toplantısı düzenleyen Başbakan Erdoğan, bugün Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’in açıklamalarını doğrulayarak Mortgage Yasa Tasarısı’nın gelecek hafta Meclis’te ele alınacağını söyledi. Erdoğan, yasa çıktıktan sonra vatandaşların istedikleri konutu alma fırsatını yakalayacağını dile getirdi. Başbakan, yasanın orta tabakanın güçlemesini sağlayacağını savundu.

Mortgage Yolda Düzelir!

Saturday, February 24th, 2007

Türkiye’de son iki yıl içerisinde “mortgage” sözcüğünü duymayan kalmadı. Her ne kadar Türk Dil Kurumu girişimiyle “mortgage” sözcüğüne karşılık “tutsat” sözcüğü karşılık olarak önerildiyse de bu pek “tutmadı”. Önceki gün TV 24′te dikkatimi çekti, yasanın mimarlarından sayılabilecek isimlerden olan Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener bile ısrarla kullandığı “tutsat” sözcüğünü terk etmiş sürekli “mortgage” söcüğün kullanıyordu.

Türkçe karşılığı tutmadı, peki mortgage’ın Türkiye uygulaması tutacak mı? Şüpheli… Hükümet’in yasayı bu hafta Meclis’e getireceği zaten geçen hafta açıklandı. ‘Temel Yasa’ olarak ele alınması beklenen tasarının en geç gelecek hafta yasalaşması ve eğer Cumhurbaşkanı Sezer veto etmezse yürürlüğe girmesi bekleniyor. Ancak bugünkü bazı gazete haberlerine bakılırsa AKP tasarıyı bir seçim kozu olarak kullanmak istiyor. Ancak 2005′te büyük bir köpük oluşturan ve şişen konut fiyatlarının ardından neredeyse son bir yıldır durgunlaşan gayrimenkul piyasasının yeniden talep patlamasıyla hareketlenip hareketlenmeyeceği meçhul. Birçok piyasa yorumcusuna göre, artık o eski rüzgarın yaşanması neredeyse imkansız. Hatta yüksek fiyatlardan konut alan ve banka kredileriyle borçlananların bir kısmı bu kredilerini ödeyememe riskiyle karşı karşıya.

Mortgage Tasarısı’nın bir başka yönüyse, yasa çıksa bile tam anlamıyla uygulanması için neredeyse bir yıllık bir sürenin gerekeceği. Sistemin işlemesi 2008 yılının ortalarını bulacak. SPK ve BDDK’nın yayınlayacağı uygulama yönetmelikleri ve genelgelerinin hazırlanması, oluşacak yeni kurullar için izinlerin alınması zaman alacak.

Bir başka gerçeklikse, halen neredeyse tüm bankaların aylık kredi faizleri yüzde 1,5′un üzerinde. Uzun vadede aylık faizler hala çok yüksek. Aylık taksit ödemesini yerine getirebilecek gelir seviyesine sahip kişi sayısı hala çok az. Sistemin işleyebilmesi için birçok uzmanın dile getirdiği gibi, aylık faiz oranları yüzde 1’in altına inmesi gerekiyor. Hatta tam olarak işleyebilmesi için 0,5’i görmesi gerekiyor. Reel faizlerin bu kadar yüksek olduğu bir ortamda devlet kağıtlarının keyfini sürmek varken, hangi banka yöneticisi riski bu kadar yüksek bir sistemi bugünlerde fonlamayı göze alabilir.

Kuşkusuz, halen sis perdesi fazla, ama herkes kendini geleceğe göre ayarlıyor. Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerinden kriz çıkmayacağı analizini yapanlar, yabancı ortaklık anlaşmalarını çoktan yaptılar, yeni şirketlerini kurdular, kadrolarını kurmaya başladılar, düğmeye basıp tüketiciyle tanışacakları günleri bekliyorlar.

Ee ne de olsa burası Türkiye… Bankacı istiyor, siyasetçi istiyor, tüketici istiyor, özcesi herkes istiyor. Atasözümüz boşuna üretilmemiş… Yasası eksik de olsa, soru işaretleri çok da olsa bu ülkede “kervan yolda düzelir”…

‘Yabancıya toprak satışı azaldı’

Saturday, February 24th, 2007

Yabancıların aldığı gayrimenkullerin adedinin arttığını ancak alan olarak azaldığını belirten Tapu ve Kadastro Genel Müdürü Adlı, ‘Satışları günlük izliyoruz. Binde 5′lik satış oranı illere göre yeniden belirlenecek’ dedi.

TARIK IŞIK (Arşivi)
ANKARA - Tapu ve Kadastro Genel Müdürü Zeki Adlı, ilgili yasa gereği Hatay’da ‘binde 5′lik sınır dolduğu için’ yabancılara artık satış yapılmadığını hatırlatırken, yabancılara yapılan satışların “günlük olarak” takip edildiğini söyledi. Binde 5′lik oranın ‘en fazla satılabilecek toprak miktarını’ gösterdiğini belirten Adlı, “İllerin stratejik ve ekonomik durumlarına göre yeni oranlar belirlenecek” diye konuştu.

‘Hatay’da satış durdu’
Radikal’in yabancılara toprak satışıyla ilgili sorularını yanıtlayan Adlı, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nün (TKGM), ‘Yabancı gerçek kişilere’ yapılan satışları takip ettiğini ifade etti.
Yabancı tüzelkişilerin aldığı taşınmazlarla ilgili bilgilerin TKGM’de bulunmadığını söyleyen Adlı, “Yabancı tüzelkişilerle ilgili yetki Hazine Müsteşarlığı’nda. Şirket hareketleri ve bunların aldığı taşınmazların da Hazine’de tutulması gerekiyor. Bu ayrımı kamuoyu bilmediği için şirketlerin aldığı gayrimenkulleri de gerçek kişiler alıyormuş gibi speküle konusu ediliyor ve bize yükleniliyor” diye konuştu.
Hatay’da yabancılara taşınmaz satışının durdurulduğuna dikkat çeken Adlı şöyle devam etti:
“Hatay, aslında yabancılara gayrimenkul satış yapmak suretiyle dolmadı. Hatay’ın Türkiye’ye ilhakı 1939. O tarihten sonra orda yaşayan kişilerin bazıları Suriye vatandaşlığında kaldı.
Burada ‘yabancılara ait görünen’ gayrimenkullerin büyük kısmı da bu statüde. Dolayısıyla o rakam yüksek olunca, bunlar da binde 5 sınırını geçti. Biz de satışları durdurduk. Zaten eskinden de Hatay’da, Türk kökenli dahi olsa, yabancı biri satış talebinde bulunduğu zaman İçişleri Bakanlığı’ndan gerekli araştırmaları yapıp oradan aldığımız izinlere göre gayrimenkulü satıyorduk.”
Otomasyona geçen 120 müdürlükte yabancılara satılan gayrimenkullerin günü gününe takip edildiğini söyleyen Adlı, “Otomasyona geçmeyen birimler ise internetten merkeze bildiriyorlar. Bir aya kadar bütün Türkiye genelindeki yabancılara ait gayrimenkullerin hepsini yeniden elden geçirmiş olacağız. Çünkü bu bilgiler geçmişte manuel tutulmuş. Mükerrer kayıt veya başka hatalar olabilir. Maliye Bakanlığı’na ve valiliklere ‘uç’ vereceğiz. Böylece valilikler yeşil kartla, Maliye ise karapara aklamayla ilgili araştırmalarını daha hızlı yapabilecek. Tabii onların girebileceği bilgiler de sınırlı olacak” diye konuştu.

‘Bakanlar Kurulu yetkili’
Yabancıların aldığı gayrimenkullerin adedinde artma olduğunu, ancak alan olarak azaldığını belirten Adlı şöyle dedi: “Kanunun verdiği yetki en fazla binde 5. Bu satış oranını belirleme yetkisi de Bakanlar Kurulu’na verilmiş. Hangi ilde oran ne olmalı bununla ilgili çalışma yapıyoruz”
Oran belirlenirken bölgenin stratejik ve ekonomik durumunun da göz önüne alındığını söyleyen Adlı, “Yakında Bakanlar Kurulu’na gelmesini bekliyoruz. Eğer belirlenen oranın üzerinde satış yapılmışsa satışı durduracağız bir daha satılmayacak. Yapılan kontrollerde bir kişinin 25 dönümden fazla aldığı tespit edilirse mal sahibinden fazlasını satmasını isteyeceğiz. Satmazsa Maliye fazla olan kısmını satacak” diye konuştu.

‘Yunanlıya kıyıdan yok’
Adlı, “Satışlarda karşılıklılık ilkesi ne gerektiriyorsa o uygulanıyor. Mesela bir Türk vatandaşı kanunen Yunanistan’da gayrimenkul alabiliyor. Ama fiilen sınır bölgelerinde kıyı bölgelerinde alamıyor. Bizde de Yunanlılar gayrimenkul alabiliyor. Ama biz de aynı şekilde deniz sahillerinde ve sınır bölgelerinde Yunanlılara gayrimenkul satmıyoruz” dedi. Daha önce de yabancıların gayrimenkul alabildiğini belirten Adlı şöyle devam etti:
“Şimdi bir yabancının Türkiye’de alabileceği gayrimenkulün toplam alanı 25 dönümle sınırlı. 1934′teki uygulamada üst sınır 300 dönümdü. Eskiye göre çok daha katı hale getirildi. Ama kamuoyuna öyle yansıtıldı ki; sanki yabancıya gayrimenkul satışı yeni başladı. Bu dönemde başlatıldı, talan ediliyor. Yok böyle bir şey.”
Kaynak: Radikal

Erdoğan: Vatandaş Kira Öder Gibi Ev Sahibi Olacak

Saturday, February 24th, 2007

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Mortagage Yasa Tarası’nın bu hafta Meclis’te görüşüleceğini kaydederek, “Yasa çıktıktan sonra vatandaşlar kira öder gibi aylık taksitlerle ev sahibi olma imkanına kavuşmuş olacak” dedi.

Partisinin grup toplantısında Mortgage Yasa Tasarısı hakkında bilgi veren Başbakan Erdoğan, “Çalışmalarda sarkma olmazsa tasarı bu hafta Meclis’te görüşülecek. Yıllarca emek sarfeden vatandaşlarımız bu yasayla birlikte artık hayallerine gerçekleştirmeye yaklaşmış olacaktır” dedi.

Glişmiş ülkelerde 200 yıldır uygulanan sistemin Türkiye’de de uygulanacağını kaydeden Erdoğan, “Vatandaşlar kira öder gibi aylık taksitlerle ev sahibi olma imkanına kavuşmuş olacak” diye konuştu. Erdoğan, şunları söyledi:

“Ekonomin geleceği artık daha net görülebilir hale geldi. 20-30 yıl sonrasına ilişkin gönül rahatlığıyla artık kararlar alınabilmekte. İstikrarının Türkiye’ye sağladığı imkan budur.

Mortgage bizim iktidarımıza kadar telaffuz bile edilemedi. Pamuk ipliğine bağlı iktidarlar uzun vadeli hesapları nasıl yapsın. Ekonominin bırakın 10 yılını 10 günü bile tahmin edilemiyordu. Onun için bu yasa gündeme getirelememiştir.”

İŞSİZLİK SORUNUNU ÇÖZECEK

Konut finansmanı yasasıyla hem finansal sektörde hem konut sektöründe kayda değer hareketlenme olacağını bnun da ekonomiyi etkileyeceğini söyleyen Başbakan, “Halen sağlıksız konutlar, yüksek kiralar önemli sorun. Yasa bu sorunları da çözecek. Mali sektörle, konut sektörü buluşacak. Planlı kentleşmeyi sağlayacak, gayrimenkul sektörünü kayıt altına alarak sağlıklı bir yapı oluşacak” dedi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yasa, 250’ye yakın alt sektör hareketlenecek; işsizlik sorununun çözümüne de katkıda bulunacak. Ülkenin birçok sorununun çözümüne aracılık edecek. Kaçak yapılaşma tarihe karışacak Ülkemiz planlı konut dönemini yaşar hale gelecek. Biz TOKİ’yle işte bunu sağladık.

Arz ortaya konulduğu zaman vatandaş ister istemez diğer yollardan vazgeçecek. Zamanla arzın fiyatı da düşecek.”

Yasa tasarısında konut fiyatlarını artmasını önlemek için yapılmakta olan konutların da sisteme dahil edileceğini ifade eden Erdoğan, “Krediler sabit ve değişken faizle verilebilecek. Vatandaşlar tercih yapabilecek. Yüzde 2 erken ödeme cezası olacaktır. Bu kredi maliyetlerinin düşmesini sağlayacak” dedi.