Mortgage Yolda Düzelir!

Türkiye’de son iki yıl içerisinde “mortgage” sözcüğünü duymayan kalmadı. Her ne kadar Türk Dil Kurumu girişimiyle “mortgage” sözcüğüne karşılık “tutsat” sözcüğü karşılık olarak önerildiyse de bu pek “tutmadı”. Önceki gün TV 24′te dikkatimi çekti, yasanın mimarlarından sayılabilecek isimlerden olan Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener bile ısrarla kullandığı “tutsat” sözcüğünü terk etmiş sürekli “mortgage” söcüğün kullanıyordu.

Türkçe karşılığı tutmadı, peki mortgage’ın Türkiye uygulaması tutacak mı? Şüpheli… Hükümet’in yasayı bu hafta Meclis’e getireceği zaten geçen hafta açıklandı. ‘Temel Yasa’ olarak ele alınması beklenen tasarının en geç gelecek hafta yasalaşması ve eğer Cumhurbaşkanı Sezer veto etmezse yürürlüğe girmesi bekleniyor. Ancak bugünkü bazı gazete haberlerine bakılırsa AKP tasarıyı bir seçim kozu olarak kullanmak istiyor. Ancak 2005′te büyük bir köpük oluşturan ve şişen konut fiyatlarının ardından neredeyse son bir yıldır durgunlaşan gayrimenkul piyasasının yeniden talep patlamasıyla hareketlenip hareketlenmeyeceği meçhul. Birçok piyasa yorumcusuna göre, artık o eski rüzgarın yaşanması neredeyse imkansız. Hatta yüksek fiyatlardan konut alan ve banka kredileriyle borçlananların bir kısmı bu kredilerini ödeyememe riskiyle karşı karşıya.

Mortgage Tasarısı’nın bir başka yönüyse, yasa çıksa bile tam anlamıyla uygulanması için neredeyse bir yıllık bir sürenin gerekeceği. Sistemin işlemesi 2008 yılının ortalarını bulacak. SPK ve BDDK’nın yayınlayacağı uygulama yönetmelikleri ve genelgelerinin hazırlanması, oluşacak yeni kurullar için izinlerin alınması zaman alacak.

Bir başka gerçeklikse, halen neredeyse tüm bankaların aylık kredi faizleri yüzde 1,5′un üzerinde. Uzun vadede aylık faizler hala çok yüksek. Aylık taksit ödemesini yerine getirebilecek gelir seviyesine sahip kişi sayısı hala çok az. Sistemin işleyebilmesi için birçok uzmanın dile getirdiği gibi, aylık faiz oranları yüzde 1’in altına inmesi gerekiyor. Hatta tam olarak işleyebilmesi için 0,5’i görmesi gerekiyor. Reel faizlerin bu kadar yüksek olduğu bir ortamda devlet kağıtlarının keyfini sürmek varken, hangi banka yöneticisi riski bu kadar yüksek bir sistemi bugünlerde fonlamayı göze alabilir.

Kuşkusuz, halen sis perdesi fazla, ama herkes kendini geleceğe göre ayarlıyor. Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerinden kriz çıkmayacağı analizini yapanlar, yabancı ortaklık anlaşmalarını çoktan yaptılar, yeni şirketlerini kurdular, kadrolarını kurmaya başladılar, düğmeye basıp tüketiciyle tanışacakları günleri bekliyorlar.

Ee ne de olsa burası Türkiye… Bankacı istiyor, siyasetçi istiyor, tüketici istiyor, özcesi herkes istiyor. Atasözümüz boşuna üretilmemiş… Yasası eksik de olsa, soru işaretleri çok da olsa bu ülkede “kervan yolda düzelir”…

Cevap yazn.