Arþiv: November, 2006

Mortgage Nasıl Geliyor?

Sunday, November 19th, 2006

Bugünlerde literatürde yeni bir terim herkesin dilinde dolaşıyor. Mortgage; yani bir başka deyişle ipotekli konut kredisi. Nedir bu mortgage, neden bu kadar popüler oldu, hayatımıza ne farklılık getirecek?

Mortgage aslında halen ülkemizde verilmekte olan konut kredilerinden hiçbir farkı olmayan bir finansal enstrüman. Konut kredisi = Mortgage.
Mortgage in kelime anlamı zaten ipotekli konut kredisi. Her anlamıyla ülkemizdeki konut kredisi ile tamamen aynı. Dolayısıyla yeni bir şey değil. Gelişmiş ülkelerde konut kredisi ve mortgage diye ayrı kavramlar yok, ipotekli konut kredilerinin adı mortgage dir. Konut kredileri mortgage denen finansal araçlar aynı hazine bonolarında olduğu gibi ikincil piyasalarda el değiştirebilen menkul kıymetlerdir. Şöyle ki; bir banka çeşitli kaynaklardan elde ettiği (mevduat, sendikasyon kredileri v.b) tasarrufları ve uygun fiyatla elde ettiği kredileri konut sahibi olmak isteyenlere kredi olarak veriyor. Bu krediye ait pazarlama, gayrimenkul değerleme (ekspertiz) , ipotek tesisi, sigorta ve ödeme gibi hizmetler bankaca müşteriye veriliyor. Banka bu müşteri gibi birçok başka müşterisine de konut kredisi veriyor. Banka tüm bu müşterilerine verdiği bahsi geçen konut kredilerinin teminatını teşkil etmek üzere aldığı ipotekleri menkulleştirerek (yani sermaye piyasalarında işlem görebilecek tahviller haline getirerek) ülkemizde de kurulması planlanan Merkezi İpotek Kuruluşu gibi kuruluşlara (Alman Pfandbrief sistemi) üzerine bir miktar kar marjı ile satıyor. Ülkemizdeki konut kredileri ile mortgage arasındaki tek ve en önemli ana fark Türkiye de konut kredilerine dayalı olarak çıkarılacak tahvillerin henüz ikincil piyasa işlemlerinde alınıp satılamıyor olmasıdır.
Olaya banka açısından baktığımızda, banka vermiş olduğu kredilerin vadesinin dolmasını beklemeden ikincil piyasada değerlendirmiş oluyor. Bu nedenle piyasaya yeniden kredi olarak vermek üzere bir nakite sahip oluyor. Örneğin banka yıllık yüzde 30 faizle konut kredisi veriyor. Bu şekilde verdiği kredilerden sözgelişi 1000 adedini tahvil haline getirerek Merkezi İpotek Kuruluşuna yüzde 28 faizle satıyor, Merkezi İpotek Kuruluşu da elinde biriken portföyleri uzun vadeli fonlara para yatırmaya müsait kuruluşlara yüzde 27 faizle satıyor. Kimdir bu kuruluşlar? Emeklilik fonları, Sosyal Güvenlik Kuruluşları (Oyak gibi) Bu kuruluşlar neden bu fonlara yatırım yaparlar? Emeklilik kuruluşları ve Sosyal Güvenlik Kuruluşlarının aktiflerinde bulunan nakdi, DİBS (Devlet İç Borçlanma Senetleri) ile değerlendirmektedirler. Bugünkü koşullarda en yüksek DİBS faizi yüzde 24 olduğunu kabul edersek bu kuruluşlar ellerindeki nakit fonları yüksek faizle değerlendirebilecekleri bir enstrümana sahip oluyorlar. Bu tip şirket ve kuruluşlar ileriye dönük bu tip uzun vadeli fonlarını halihazırda değerlendirme olanağı kısıtlı olduğundan gelecek getiri oranlarını ancak tahmini verilere dayalı olarak verebilmektedirler. Ancak, 20 yıl vadeli finansal araçlara yatırım yaptıklarında ve bu enstrümanlara ait faiz oranları da baştan belli olduğundan bu tip yatırımcılar için bu fonlar kaçırılmayacak yatırım araçlarıdır. Ayrıca bu tip fonlara ipoteklerinin sağlam olması kaydıyla yabancı kuruluşların da ilgi göstermesi kaçınılmazdır. Gelişmiş ülkelerdeki konut kredisi enstrümanları ve faizleri daha detaylı incelendiğinde ülkemizde halihazırda uygulanan hazine bonosu faiz oranları gibi değişkenlik göstermektedir. Bu durumda müşteriler faiz oranları düştüğünde kredilerini kapatıp, yeniden (re-financing) daha düşük faizli konut kredisi alabilmektedirler. Ancak ülkemizdeki hukuk sistemi içerisinde borcunu ödemeyenlerin evinin haczedilip paraya çevrilmesi işlemi uzun bir süreç aldığından, ayrıca konut kredisi kullanmak için gerekli bürokratik işlemlerin fazlalığı halihazırda değişken faiz uygulamasının ani olarak hayata geçirilmesini engelleyecektir. Yine de SPK tarafından hazırlanan İpotekli Konut Finansman Sistemine İlişkin Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı Taslağında bu problemlerin önünün açılmasına gayret gösterilmiştir. Her ne kadar bu tip yasa ve yönetmelikler çıksa da ülkemizde reel faizlerin yüksek seyretmesi bu sistemin uygulamaya geçilmesindeki ön önemli engeldir. Çünkü; matematiksel olarak aylık kredi faizlerin yüzde 1 in, hatta yüzde 0,5 in çok altında bulunması ana gerekliliktir. Bunu şöyle açıklayabiliriz. Örneğin; aşağıdaki tabloda değişik vadeler ve faiz oranlarına göre aylık taksit ödemeleri sunulmuştur. Tablonun incelenmesinden anlaşılacağı üzere faiz oranının yüksek olduğu durumda vadenin artmasının tüketiciye hiçbir avantajı olmadığı gibi tam aksine boş yere uzun vadeli taksit ödemeye mahkum olmaktadır. Dolayısıyla günümüz kredi faizi koşullarında bu uzun vadeli krediden söz etmek mümkün değildir. Yani başka bir deyişle, 100 yıl vadeli kredi almak ile 10 yıllık kredi almak arasındaki yegane fark boş yere 90 yıl daha taksit ödemektir. Basında lanse edilen ve yıllık yüzde 6,5 (aylık yüzde yarım) gibi oranlara göre hesaplanarak yansıtılan ödeme planları bugünkü ve hükümetin ileriki yıllarda öngördüğü enflasyon hedeflerinin tutması durumunda dahi yakalanamayacak oranlardır.(Mortgage kredilerinin çoğunlukla kullanıldığı Amerika Birleşik Devletlerinde şu anda en elverişli oranlar 30 yıllık sabit ödemeli bir kredi için yıllık yüzde 5,625 dir.)
Bu koşullarda, reel faizlerde bir azalma olmaksızın bu sistemden bahsetmek hiçbir şey ifade etmemektedir. Ayrıca reel faizlerde yaşanacak düşme , ülkemiz gibi gayet kırılgan ekonomiye sahip ülkeler için reel faizlerin yeniden yükselme ihtimalini de hemen ortadan kaldırmamaktadır. O zaman, reel faizin düşmesi ve bu durumun birkaç yıl istikrarlı halde sürdürülmesi bu tip uzun vadeli konut kredilerinin kullanılmasını cazip kılacaktır.
Konuya ayrıca vade uyumsuzluğu tarafından bakıldığında da halen ülkemizdeki tasarruf mevduatı ve diğer mevduatın vade ortalamasının 1-3 ay arasında olduğu ve bu şekilde elde edilen fonların 20-30 yıl gibi uzun vadeli krediler için kullandırılması mümkün değildir. Vadenin uzaması yukarıda bahsettiğim gibi ancak ekonomideki iyi görünümün istikrarlı olarak devamı ile mümkün olabilecektir.
Son günlerde basında gördüğümüz ve kira öder gibi ev sahibi olma hayali yukarıda açıklanmaya çalışılan matematiksel veriler ışığında bugünkü şartlar dahilinde önümüzdeki birkaç yıl için mümkün görülmemektedir.

Feza VARLIK
Gayrimenkul Değerleme Uzmanı

Kaynak: Ekonomist

Mortgage için faiz % 1′in altına inmeli

Sunday, November 19th, 2006

Konut kredilerinde uzayan vadeler, hazırlığı yapılan mortgage sistemini andırıyor. Ancak 20 yıl ve üzerinde vadelere talep yok denecek kadar az. En yoÄŸun kredi talebi 5-7 yıllık vadelerde. Çünkü yüzde 1.30′un üzerindeki faizlerle uzun vadeli kredi kullanmak cazip deÄŸil. Bankacılar, mortgage sistemi için faizlerin yüzde 1′in altına düşmesi gerektiÄŸini söylüyor. Son günlerin en popüler konusu konut kredileri. Faizlerin 1.30′lu seviyelere düşmesi, vadelerin ise 25 yıla kadar uzamasıyla birlikte konut kredilerine yönelik talepte hızlı bir artış yaÅŸanıyor. Åžimdi gözler, halen çalışmaları süren ve yakında Meclis’ten çıkarak yürürlüğe girmesi beklenen Mortgage Yasası’nda. Kamuoyunda yasanın çıkmasıyla birlikte “kira öder gibi ev sahibi olma” döneminin baÅŸlayacağı gibi bir yargı oluÅŸmuÅŸ durumda. Ayrıca, yasa tasarısının getirdiÄŸi vergi avantajları, aylık ödemelerde bir miktar düşüş saÄŸlayacak.

Ancak bankacılar konunun yasayla değil, genel faiz düzeyiyle ilgili olduğuna dikkat çekiyorlar. Aslında vadelerin uzatılmasıyla mortgage sistemi fiili olarak uygulanmaya başlandı. Dışbank Bireysel Bankacılık Pazarlama Bölümü Yönetici Direktörü Pelin Atamgazi, banka olarak vadeyi 25 yıla çıkardıklarını, böylece mortgage vadelerini sistem başlamadan yakaladıklarını söyledi.

Mortgage sistemi nihayet yasalaşıyor

Sunday, November 19th, 2006

Konut finasmanı sistemi (mortgage) nihayet yasalaşıyor. Yasa, Bütçe ve Plan Komisyonu’ndaki düzeltmelerden sonra, Meclis Genel Kurulu’na geldi. Yasanın bu aÅŸamaya gelmesi için hem Devlet Bakanı Abdüllatif Åžener hem de Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) BaÅŸkanı DoÄŸan Cansızlar çok çalıştı.
Abdüllatif Åžener’i kabinenin en ayakları yere basan, ne söylediÄŸini bilen; üstelik, bildiÄŸini söylemekten de çekinmeyen bakanı olarak deÄŸerlendiriyorum. Hükümet içindeki duruÅŸu ve müsamahakâr tutumu onu geleceÄŸin lideri konumuna getiriyor.
DoÄŸan Cansızlar, mortgage yasasını çıkararak ülkeye en büyük katkıyı yapmaya ve adını unutulmazlar arasına sokmaya çalışıyor. SPK’nın içindeki bütün sıkıntılara raÄŸmen, bu konuda gösterdiÄŸi ısrar, heyecan ve özveri övgüye deÄŸer.
Son günlerde, bu konuda her kafadan bir şey çıkıyor:

  • Bazıları, gayrimenkul fiyatlarının gereÄŸinden fazla arttığını söylüyor. Oysa, fiyatlar bütün dünyada arttı ve bu eÄŸilim devam ediyor. Türkiye’deki gayrimenkul fiyatları, dolar bazında bile artmaya devam edecek.
  • Kâğıt üretilecek

  • Bazıları, bankaların halen rahatça konut kredisi verdiklerini, konut finansmanı yasası çıksa bile, fazla bir ÅŸey deÄŸiÅŸmeyeceÄŸini söylüyorlar. Yanlış. Yasa çıktıktan sonra, bankalar verdikleri konut kredileri karşılığında uluslararası piyasalarda satabilecekleri kâğıtlar üretecekler. Böylelikle, hem topladıkları mevduat ve aldıkları borç kadar kredi vermekten hem de vade uyumsuzluÄŸundan kurtulacaklar. Sonuçta, kredi miktarı çok artacak; kredi vadeleri çok uzayacak ve faizler uluslararası kredi seviyelerine inecek.
  • Bazıları, yasa çıksa da yabancı fonların yatırım için, Türkiye’ye gelmeyeceklerini, gayrimenkul yerine, borsaya yatırım yapacaklarını söylüyor. Yanlış. Åžu anda, konut finansmanı sistemi yasasını bekleyen onlarca yabancı fon var. Bunlardan sadece benim haberim olan birkaçının büyüklüğü 2 milyar doları aşıyor.
  • Yasa çıkar çıkmaz, bir yıl içinde ülkeye 15 milyar dolarlık fon gelebileceÄŸini sanıyorum. Yasa, Meclis tatile girmeden önce çıkarılabilirse, fonların yaratacağı talep nedeniyle, özellikle İstanbul’da iyi yerlerde ve plazalarda gayrimenkul fiyatları artacak. Yapılmış ve yapılmakta olan yüksek katlı binalar ve alışveriÅŸ merkezleri büyük prim yapacak. Yine, bu nedenle, bir süre daha cari açık önemli bir sorun olmaktan çıkacak, döviz fiyatları artmayacak.

    Hükümetin kozu olacak
    Bu yasa, önümüzdeki seçim için hükümetin en büyük kozu olacak. Hükümet, yasadan sonra karşılaşacağı gelişmeleri tahmin bile edemez.
    Yapılacak tek şey var: Konut finansmanı sistemi yasasını uluslararası standartlara uygun olarak çıkarmak. Ben olsam, sistemi vergi yükünden tamamen arınmış olarak çıkarır ve gelişmeleri beklerim. Kredi faizlerinin vergiden düşülmesini sağlarım. Hatta, bu kredilerde kullanılacak mevduatı, kanuni karşılıklardan muaf tutarım.
    Önümüzde seçim var. Bu süre zarfında, her aileyi kredilendirmek mümkün.

    Kaynak: Milliyet, Yaman Törüner

    Mortgage kredisinde vergi avantajı Maliye’ye takıldı

    Sunday, November 19th, 2006

    Süleyman DEMİRKAN/ANKARA

    TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Konut Finansmanı Yasa Tasarısı’nı (mortgage) kabul etti. Ancak, tasarının bu yasa kapsamına giren konutlarda “vergi ayrıcalığı” getiren maddesinin uygulaması 1 Ocak 2008’e ertelendi. Böylece, mortgage kapsamında kullanılacak banka kredilerinin faizleri ve konut giderlerinin vergiden düşülmesini düzenleyen 30. maddesinin uygulanması 2 yıl sonraya kaldı.

    Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın BaÅŸbakan Tayyip ErdoÄŸan’ı ikna ederek “vergi indirimi” getiren hükmün çıkarılmasını saÄŸladığı belirtildi.

    325 MİLYON YTL:

    Komisyondaki görüşmelerde, Hükümeti temsil eden BaÅŸbakan Yardımcısı Abdüllatif Åžener, vergi indiriminin kamu maliyesi aleyhine sonuçlar doÄŸuracağını, bütçe dengelerini bozacağını savunarak, 10 yıl içinde oluÅŸacak vergi kaybının 10 milyar YTL’yi bulacağını söyledi. Düzenlemenin hükümetin tasarısında bulunmadığını ve alt komisyonda eklendiÄŸini anımsatan Åžener, ÅŸu gerekçeleri dile getirdi: “Düzenlemeyle ücretlilerin aldıkları konut kredilerindeki faizi gelir vergisi matrahından düşmesi öngörülüyor. Yüzde 30’luk üst vergi diliminde olan bir ücretli, yüzde 1 faiz oranıyla 10 yıl vadeyle 75 bin YTL kredi aldığında ve bu sistemden 200 bin kiÅŸinin yararlandığı düşünülürse, devletin vergi kaybı 325 milyon YTL’ye ulaşıyor. Bu rakam ikinci yıl 650 milyon YTL’ye ulaşırken 10 yılın sonunda 3.5 milyar YTL’ye ulaÅŸacak. Bu durumda 200 bin kiÅŸi yararlanırsa; devletin vergi kaybı 10 katrilyona çıkacak.”

    ERKEN ÖDEME KOLAYLIĞI:

    Sistemin yürürlüğe girmesinden önce konut kredisi alan ve borcun tamamını kapatmak için başvuranlardan yüzde 2 erken ödeme ücreti alınmayacak. Ancak sistemin yürürlüğe girmesinin ardından kredi kullanan ve borcunu kapatmak için başvuranlar yüzde 2 erken ödeme ücreti ödeyecek.

    YABANCI KAYNAK GİRİŞİ:

    Tasarı, halen sabit faizle işlem gören konut kredilerinde tüketicilere değişken faiz olanağı sunacak. Bankalar konut kredileriyle oluşturdukları fonu, yurtdışı piyasalara satabilecek ve bu yolla sisteme yabancı kaynak girişi sağlanacak. Artan kaynağın yeniden sisteme dönmesiyle ise faizin düşürülmesi hedefleniyor.

    DÜZENLİ ÖDEYENE İNDİRİM:

    Sistem, kredi kullananlara ayrıca ’kişiye özel faiz’ olanağı veriyor. Bankalar müşterilerinin sicilini izleyerek, kredilerini düzenli ödeyenlere düşük, taksitlerini aksatanlara ise yüksek faiz uygulayabilecek. Tasarının yasalaşmasıyla birlikte, vergi indiriminin nasıl uygulanacağı, SPK’ca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenecek. Tasarının bu ay içinde yasalaşması hedefleniyor.

    Kaynak: Hürriyet

    Mortgage istismarı Åžener’den döndü

    Sunday, November 19th, 2006

    Son günlerde gazetelerde yer alan ilanlarda ‘Vakıfbank iÅŸbirliÄŸiyle Mortgage Sisteminin İlk Halkası’ ilanının, konut hayal edenleri ve mortgage sistemini istismar ettiÄŸini yazmıştım. Vakıfbank bir çok projede olduÄŸu gibi bu projede de isteyene konut kredisi veriyor, yani baÅŸka hiçbir iÅŸbirliÄŸi yok. Mortgage yasası ise daha çıkmadı.
    Konut hayal edenlerin umudu olan mortgage sisteminin ölü doğmasına neden olabilecek bu uygulamayı gündeme getirmemiz üzerine yetkililer anında olaya el koyup inceleme başlattılar.

    Åžener: Durdurun
    Devlet Bakanı ve BaÅŸbakan Yardımcısı Abdüllatif Åžener, telefonla beni arayarak gündeme getirdiÄŸimiz konuda haklı olduÄŸumuzu teyid etti . SPK’dan sorumlu Bakan olarak olaya el koyduÄŸunu, Vakıfbank Genel Müdürü ve firma yetkililerine bunun durdurulmasını istediÄŸini ve SPK’ya da inceleme talimatı verdiÄŸini söyledi. Daha sonra Bakan Åžener’in basın danışmanı arayarak, Vakıfbank’ın bilgisi dışında cereyan eden bu uygulamadan Vakıfbank’ın ismini çektiÄŸini, söz konusu firmanın da bu ilan ve afiÅŸlerini toplatarak deÄŸiÅŸtireceÄŸini belirtti.

    Vakıfbank: İşbirliğimiz yok
    Vakıfbank Genel Müdürü Bilal Karaman telefonla beni arayarak ilanın içeriğini onaylamadıklarını, ancak daha önceden birçok projede olduğu gibi bu projede de konut kredisi kullandırılması için Türkkonut ile Vakıfbank arasında bir protokol imzalandığını belirterek, bunun dışında ne mortgage sistemi, ne de başka bir işbirliklerinin bulunmadığını söyledi.
    Vakıfbank Genel Müdürü Bilal Karaman, yazımız üzerine yetkilileri aradıklarını, yanlış anlaşılabilecek bu uygulamadan vazgeçmelerini ve ilanlarda Vakıfbank işbirliği ibaresinin kaldırılmasını istediğini söyledi. Ancak ilanlarda Vakıfbank konut kredisi kullanabilecekleri ibaresini koyabileceklerinin altını çizdi.

    SPK soruşturma açtı
    SPK Başkanı Doğan Cansızlar da beni telefonla aradı ve bu uygulamanın yasal olmadığını, kamuoyunda yanlış yorumlara sebebiyet verebileceğinin altını çizdi.
    Cansızlar, konu hakkında inceleme başlattığını ve konuyu yakından takip edeceğini söyledi. SPK Başkanı ayrıca, konut sahibi olmak isteyenlere can simidi olabilecek mortgage sisteminin yara almaması için gerekli hassasiyeti göstereceklerini söyledi.
    BaÅŸbakan Yardımcısı Abdüllatif Åžener, SPK BaÅŸkanı DoÄŸan Cansızlar ve Vakıfbank Genel Müdürü Bilal Karaman’ın anında müdahalesi bizi mutlu etti.
    İlan sahibinin yetkililere, bu ilan ve afiÅŸleri deÄŸiÅŸtireceÄŸiz, bilgisini vermelerine raÄŸmen dünkü gazetelerde yer alan ilanlarda sadece mortgage kelimesini kaldırdıklarını gördüm. Ancak ‘ Vakıfbank İşbirliÄŸi’ ve ilanı verenin sanki Vakıfbank’mış gibi algılanması devam ediyor.
    Bugüne kadar binlerce kişiyi konut sahibi yapan ciddi bir kuruluşun, istismara neden olabilecek bu uygulamaya ısrarla devam etmesi yanlış anlamalara neden olabilir.
    Kaynak: Aydın Ayaydın, Sabah

    Mortgage ile neler olacak?

    Sunday, November 19th, 2006

    Mortgage, kesinlikle ucuz ve uzun vadede konut kredisi ile ev sahibi olmak isteyenlere çok yarayacaktır.
    Öte yandan, mortgage sistemindeki konutlar, belirli bir yapı güveliği, imarlı yapı gibi koşullar içerdiği için sağlıksız konutlar yerine sağlıklı ve yaşanabilir konutlara talep olacaktır. Bu konutlar deprem güveliği gibi konularda da belirli düzeyleri sağlayacağından güvenilir konutlar ve şehirler oluşmasında katkısı olacaktır.
    Mortgage ile, emlak piyasası, inşaat piyasası ve konutla ilgili tüm sektörler (perdeciden tutun da parkeciye kadar, döşeme ve dekorasyon işlerinden tutun da boyacılara kadar) hareketlenecek ve hem piyasa canlanacak hem de ekonomik büyüme ve iş sağlama olanakları doğacaktır.
    Mortgage ile konut satışları denetim altına alıncak ve böylece devlet daha fazla vergi toplayabilecektir.

    Mortgage ile ev aldınız, o ev sizin mi oldu?

    Sunday, November 19th, 2006

    Hem evet hem hayır. Mortgage ile aldığınız eve hemen yerleşebilirsiniz ve kira ödemekten kurtulursunuz. Ama yükümlülüklerinizi tamamlayıncaya kadar o ev sizin değildir. Ne zaman ki tüm kredi borcunuzu kapatırsınız o ev artık sizin olur.
    Ödeme güçlüğü çekmeniz durumunda tabii ki sistemden çıkışınız mümkündür. Yatırdığınız tüm parayı belirli koşullarda da belki daha fazlasını almanız mümkün olabilmektedir.
    Mortgage’in anlamı da zaten rehinli satış anlamını içermektedir.

    Mortgage Nedir?

    Sunday, November 19th, 2006

    Mortgage, bir taşınmazın, bu taşınmazı elinde bulunduran bir kişiden ya da kurumdan belirli koşullarda başka bir kişi ya da kurum eline geçmesi işidir.

    Mortgage, Türkçe morgıç diye okunmaktadır. Türkçe çeviri üzerinde çalışılsa da “İpotekli Konut Kredisi ya da Uzun Vadeli İpotekli Konut Kredi” olarak düşünülebilir. Son günlerde UDKE (Uzun Dönemli Konut Edindirme) olarak kullanılmaktadır.
    Her ne kadar İpotekli Konut Kredisi sistemine benzese de yasa çıktığında Mortgage’in çok farklı ve hem kullancıya hem de kullandırına yarar saÄŸlayacak özellikleri olacağını göreceÄŸiz.

    Bu koşullar her ülkede farklı uygulanmakla birlikte genel olarak şu konulara dikkat edilmektedir.

  • Konut, genel olarak mevcut konut kredilerinden daha uygun koÅŸullarda el deÄŸiÅŸtirebilmektedir.
  • Konut, oturulabilir ve saÄŸlam niteliktedir. Belirli bir yapı güveliÄŸi sözkonusudur.
  • Konut, hem alıcısı hem de satıcısı için güvenli bir ÅŸekilde el deÄŸiÅŸtirmektedir.
  • Konut alıcısı, kullandığı krediyi dilerse erken ödeme koÅŸullarında önceden kapatabilir.
  • Konut alıcısı, ödeme güçlüğü yaÅŸarsa yatırdığı paranın belirli bir kısmını geri alabilir durumda olacaktır.
  • Konut deÄŸeri, bir uzmanın görüşü ile belirlencektir.Türkiye’de kuralların nasıl iÅŸleyeceÄŸi belirli olmamakla birlikte, yukarıdaki ana maddelerin birçoÄŸunun olması kaçınılmazdır. İlgili yasa TBMM’de onaylanıp çıktıktan sonra bu konular netleÅŸecektir.
    Her nasıl çıkarsa çıksın, ev sahibi olmak isteyenler çok daha uzun vadede ve çok daha düşük faizle konut edinebileceklerdir. Bu işin finasmanı diğer yapılardan farklı olduğu için düşük faiz ve yüksek vade olanağı ile kredi kullanmak olasıdır. Belirli finans kuruluşları, alıcı ve satıcı arasında aracılık yaacaklar ve satışa konu olan taşınmaz için çıkartılan belgeler de IMKB gibi kuruluşlarda el değiştirebileceği için bundan da yararlanabileceklerdir. Öte yandan satılan konut Emlak uzmanlarınca incelenip aynı zamanda yapı güveliği konusunda da gerekli yeterliği taşıdıkları için, fazladan bir risk almayacaklarıdır.
  • Spor kulüplerine imar ayrıcalıkları

    Sunday, November 19th, 2006
    Spor kulüplerine imar ayrıcalıkları

    Son zamanlarda spor kulüplerimiz futbol ligleri ve Avrupa kupalarındaki performanslarından çok, talep ettikleri imar ayrıcalıklarıyla konuÅŸuluyorlar. Galatasaray Yöneticisi Adnan Polat’ın yaptığı konuÅŸmalar, kulüplerimizin sadece futbol karşılaÅŸmalarında deÄŸil imar ayrıcalığı talebinde de birbirleriyle nasıl rekabet ettiÄŸini ortaya koydu. Kulüplerimiz Türkiye ve Avrupa’da rekabet çıtalarını yükselttikçe yeni kaynaklar yaratmak zorunda kalıyorlar. Milyonlarca dolarlık futbol pazarında kendilerine saÄŸlam bir yer edinebilmek için futbolun endüstrileÅŸme seviyesi yeterli bir ölçüye gelmediÄŸinden, kulüplerimiz İstanbul’un deÄŸerli arazilerinde imar ayrıcalığı yarışına girmekte sakınca görmüyorlar. Galatasaray’ın Seyrantepe’de yapılacak yeni stat için TOKİ’yle yaptığı anlaÅŸma bu anlamda çok konuÅŸuldu. Ali Sami Yen’in yerinde yapılacak karlı bir yatırıma karşılık TOKİ “üst kullanım hakkı” Galatasaray’a ait olan Seyrantepe’deki araziye stat yapacak. Böylelikle hem Ali Sami Yen Stadının yerine Galatasaray yeni bir stada kavuÅŸacak hem de Mecidiyeköy’de hayli karlı bir ortaklığa zemin hazırlanacak. TOKİ burada kamu kaynağını yatırım için kullanacak. Yine Galatasaray’ın Riva’daki arazisi için iki yıl önce emsal artışı talebinde bulunması da hala hafızalarda. % 15 yapılaÅŸma hakkı olan arazi için kulübün % 25 talebi yetkili kurumlar tarafından uygun bulunmamıştı. Bu geliÅŸmeler yaÅŸanırken, acaba Galatasaray lehine haksız rekabet koÅŸulları mı yaratılıyor diye düşündüğümüz bir aÅŸamada Fenerbahçe’nin imar istekleri gündeme düştü. Önce Riva’da kulübün satın almayı planladığı bir arazi için elveriÅŸli imar haklarının verilmesi giriÅŸimlerinin yapıldığı haberleri yayıldı. Beykoz imar planlarında Fenerbahçe lehine bazı düzenlemelerin yapılacağı haberleri basında yer aldı. BaÅŸbakanın “tüm kulüplerimize benzer kolaylıklar saÄŸlansın” talimatı da bu geliÅŸmelere eÅŸlik etti. Daha Galatasaray Adasındaki tartışmalı imar düzenlemeleriyle saÄŸlanan fırsatlar yargı sürecini tamamlamamışken, ÅŸimdi de yeni bir tartışma Şükrü SaraçoÄŸlu Stadının yanı başındaki Kenan Evren Lisesi için yaÅŸanacaÄŸa benziyor. Fenerbahçe’ye tahsisiyle birlikte imar planında “küçük bir deÄŸiÅŸiklik” yapılması da söz konusu. Okulun yerine “otopark, alışveriÅŸ, spor ve kültür merkezi” yapılmasının önünü açacak bu plan deÄŸiÅŸikliÄŸi BüyükÅŸehir Belediye BaÅŸkanına da eÅŸine az rastlanır bir “takdir yetkisi” verecek. TopbaÅŸ’ın uygun göreceÄŸi büyüklükte yapılacak spor, kültür ve alışveriÅŸ merkezi, 55 bin kiÅŸilik stadın ve çevredeki ticari yoÄŸunluÄŸun yarattığı ulaşım problemlerine yeni bir halka eklemeye aday görünüyor. Bir de okul alanındaki tescilli kültür varlığı binalar var ki, onların bu projede nasıl deÄŸerlendirileceÄŸi daha doÄŸru düzgün düşünülmüş durumda bile deÄŸil. İmar ayrıcalıkları sıralanırken BeÅŸiktaÅŸ’ın adının geçmemesi kimseyi yanıltmasın. BeÅŸiktaÅŸ’ın Fulya tesislerinin de imar kurallarını ne derece zorladığı hafızalarda. Ayrıca tescilli tek stadımız olan İnönü’deki bazı eklentilerin Koruma Kurulu tarafından pek sıcak karşılanmadığı da biliniyor. Mali kriz içindeki kulüplerin futbol pazarındaki aşırı pahalılık karşısında kaynak yaratamadıklarını biliyoruz. Barselona kulübünün forma reklamı almaya tenezzül etmeyecek kadar büyük kaynaklar yaratabildiÄŸi bir pazarda kulüplerimizin biraz desteklenmesi makul görülebilir. Ama kulüplerimizin de ticari rant amaçlı plan deÄŸiÅŸiklikleriyle kentimizi daha fazla içinden çıkılmaz problemlerle yüz yüze bırakmamasını bekliyoruz.

    ERHAN DEMİRDİZEN

    Kaynak: Sabah

    Tren İstasyonu Lyon, Fransa

    Sunday, November 19th, 2006

    Tren İstasyonu Lyon, Fransa 1990-94 yılları arasında inşa edilen Lyon Satolas Havaalanı Tren İstasyonu dev boyutlu bir böceği andırıyor. Yapı içerisinde doğal ışık elde edebilmek için tasarımda bol bol cam kullanılmış.

    Araştırma Merkezi, Valencia

    Sunday, November 19th, 2006

    AraÅŸtırma Merkezi, Valencia İspanya’nın Valencia kentinde bulunan Bilim ve AraÅŸtırma Merkezi’nin inÅŸası tam on dört yılda tamamlandı. BeÅŸ farklı binadan oluÅŸan yapı kompleksi benzersiz bir tasarıma sahip.

    Art Museum Milwaukee, ABD

    Sunday, November 19th, 2006

    Art Museum Milwaukee, ABD Amacının insanlara binaların nasıl yapılması gerektiÄŸini öğretmek olmadığını söyleyen Calatrava, “Hedefim neyin mümkün olduÄŸunu göstermek” diyor.

    Konser Salonu Tenerife, İspanya

    Sunday, November 19th, 2006

    Konser Salonu Tenerife, İspanya Eserlerinde doğada bulunan objelerden faydalandığını söyleyen Calatrava, bu nedenle imzasını taşıyan yapıların insanlara itici gelmediğini söylüyor.

    Alamlillo Köprüsü Sevillia, İspanya

    Sunday, November 19th, 2006

    Alamlillo Köprüsü Sevillia, İspanya

    Calatrava’ya göre köprüler bir ihtiyaç sonucu oluÅŸur. Ancak köprüyü köprü yapan onun kimliÄŸidir. Usta, köprülerin yalnızca tasarımcısının hayallerine deÄŸil, kullanıcıların ihtiyacına da uygun olması gerektiÄŸini düşünüyor.

    Marifet eserde deÄŸil, onu sunuÅŸ ÅŸeklinde

    Sunday, November 19th, 2006

    İspanyol mimar Santiago Calatrava günümüzün en popüler mühendislerinin başında geliyor. Calatrava’nın imzasını taşıyan yapılar, yapı olmaktan çok birer sanat eserini andırıyor.

    İspanya’nın Valencia kentinde doÄŸan Santiago Calatrava yirminci yüzyıl mimarisi üzerinde büyük etki bırakmış az sayıdaki tasarımcının başında geliyor. Yaratıcılığın en üst seviyede kullanıldığı tasarımlarında, en son mühendislik teknikleri ve sanat adeta kaynaşıyor. Bu nedenle 55 yaşındaki mimarın eserleri, yapılara bakan kullanıcı veya ziyaretçilerin doÄŸrudan duygularına hitap ediyor. Calatrava ise çalışmalarında karmaşık formların mimaride nasıl kullanılabileceÄŸi sorusuna cevap aradığını söyleyerek, “Mimari ve tasarımın sosyal bir karakteri vardır. Bu karakter topluma hizmet etmektir” diyor. Gerçekten de Calatrava’nın dünya üzerinde birçok ülkede tasarımını yaptığı okul, köprü ve tren istasyonları gibi halka açık çok sayıda eseri bulunuyor.

    Heyecanın nedeni ilgi
    Bu tür eserlerin tamamlanmasıyla birlikte yapıları kullanacak olan insanlarda büyük bir mutluluk, büyük bir heyecan gördüğünü belirten Calatrava, oluÅŸan fenomeni şöyle açıklıyor: “Yaptığım eserlerin çoÄŸu halka hizmet eden tasarımlardır. Ancak bu eserleri kullanacak olan insanlarda ortaya çıkan mutluluk yalnızca yeni bir bina veya yapıyı kullanacak olmaktan kaynaklanmıyor. İnsanları asıl etkileyen, birilerinin bu yapıları tasarlarken onlara farklı bir ÅŸey vermek için çalıştığını fark etmeleri oluyor. Yani insanlar yalnızca ekmek istemez. İnsanlar aynı zamanda o ekmeÄŸin kendilerine sevgiyle verilmesini de ister. Kimi zaman sunuÅŸ ÅŸekli asıl üründen çok daha önemli olabilir. Mimari de böyle bir ÅŸey…”

    Yabancılık yaratmıyor
    Calatrava yaptığı eserlerin görünüş bakımından insan yapımı hiçbir binaya benzememesine raÄŸmen yine de kullanıcılarda bir yabancılaÅŸmaya neden olmamasını ise doÄŸal karşılıyor. İspanyol mimar, eserlerinde çıkış noktası olarak doÄŸada bulunan formları kullandığına dikkat çekerek, “İnsanlar bu formları hayatlarının bir aÅŸamasında mutlaka gördükleri için bu çizgileri zaten tanıyorlar. Bu nedenle doÄŸal çizgilere sahip hiçbir tasarım insanlara yabancı gelmiyor” diyor. Calatrava’yı meslektaÅŸlarından ayıran diÄŸer bir özellik ise İspanyol mimarın teknik vasıflarını yanı sıra sanatçı kimliÄŸinin de olmasında yatıyor. Hem ressam hem de heykeltıraÅŸ olan Calatrava sanatın da kendisine verdiÄŸi tüm yetenekleri mimari alana yansıtıyor. ABD’nin Milwaukee kentinde bulunan sanat müzesi, Calatrava’nın tüm özelliklerinin adeta dışa vuruÅŸunu temsil ediyor. Her açıdan farklı bir görünüme sahip olan bina baÅŸlı başına devasa bir sanat eserini andırıyor. İşte Calatrava’nın benzersiz eserlerinden seçmeler…

    MAHMUT SANCAK

    Kaynak: Sabah

    RE/MAX Gayrimenkul Rehberi geniÅŸledi

    Sunday, November 19th, 2006

    Re/Max iki ayda bir yayınladığı Gayrimenkul Rehberi’nin beÅŸinci sayısında, Antalya’dan Zonguldak’a, İzmir’den KahramanmaraÅŸ’a, 18 ildeki zengin portföyünü müşterilerine sunuyor. Kasım ayında beÅŸinci sayısı yayınlanan RE/MAX Gayrimenkul Rehberi’nde, İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya gibi büyük merkezlerin yanı sıra, EskiÅŸehir, Aydın, Bolu, TekirdaÄŸ, Kocaeli gibi bunların çevresindeki önemli kentlerde yer alan satılık ve kiralık gayrimenkul seçenekleri de yer alıyor.

    Futbol ve kadınlar

    Sunday, November 19th, 2006

    Gerçek şantiyelerden getirilen fotoğrafların kullanıldığı sergide ranzaların yanını, dolapların, duvarların üstünü güzel kadın ve futbolcu resimleri kaplıyor. Favoriler arasında Sibel Can, Berrak Tüzünataç, Madonna, Deniz Akkaya ve Hakan Şükür var. Kendilerine eldeki imkanlarla tahtadan bir seccade bile yapan işçiler renginin de mor olmasını tercih etmiş.

    ‘SevdiÄŸim yanımda olsun’

    Sunday, November 19th, 2006

    * Sabri Çevik-Bartın-demirci: SevdiÄŸim yanımda olsun isterdim. Evim de prefabrik olsun ya da ahÅŸap, depreme dayanıklı…

    * Birol Sorgun-Üsküdar-sıvacı: En çok bahçe içinde ev yapmayı seviyorum. Sağlam, güvenilir bina yapmak isterim. 2 katlı, müstakil evim olsun.

    * Ekrem Keleş-Van-sıva kalfası: Babamdan kalan eski bina var memlekette. Yaptığım inşaat depreme dayanıklı olur. Yeşil bir yerde tek katlı ev isterim.

    * Kenan Akınay-Van-demirci: Sitelerde alışveriÅŸ merkezi inÅŸa ederdim. BoÄŸaz’da büyük bahçeli villa isterim.

    * Yasin Arslan-Adana-kaynakçı: Yapacak olsam çelik bina yaparım. Esneme oranı var depremde. Ormanda yaÅŸamak isterim, torun tosunla…

    * Osman Adaklı-Ordu-kalıpçı: Ben de herkes gibi fındık bahçesinde yaşamak isterim.

    * Erhan Yeni-Kayseri-zemin işçisi: İlgi çekecek, faydalı bir yapı inÅŸa etmek isterdim. Emekli olunca bir ırmak kenarına gideceÄŸim, sessiz, sakin…

    * Abdullah Bozkurt-AÄŸrısıvacı: SevdiÄŸimle evlendim. 3 ay sonra da çalışmaya geldim İstanbul’a. Villa milla istemem. Çoluk çocuÄŸum, sevdiklerim yanımda olsun yeter. Bin 800 YTL maaÅŸ alıyorum ama burada hiçbir ÅŸey istemem.

    * Ali Kerim Ceylan-İstanbul- alçıpan: Bodrum’da aÄŸaçların arasında, deniz gören bir villa isterdim.

    İşte Sorular

    Sunday, November 19th, 2006

    Türkiye’nin hangi ÅŸehrinden geliyorsunuz? Memleketinizde hatırladığınız ve sevdiÄŸiniz bina/ yapı nedir?

    Seçme şansınız olsaydı, çalıştığınız bu inşaat alanına nasıl bir bina tasarlardınız ve şu anda tasarlanan ve inşa edilen bu bina hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

    Gelecekte nasıl bir evde yaşamak istersiniz ve bu evi nasıl bir çevrede hayal ediyorsunuz?

    Lükste gözüm yok, bir bahçem olsun yeter

    Sunday, November 19th, 2006

    Müteahhitler, mimarlar değil, bu kez inşaat işçileri konuştu. Nasıl bir evde yaşamak istedikleri soruldu. Hepsinin hayali aynıydı: Aman yüksek olmasın, ille de yeşillik olsun.

    Son 2.5 yılda konut sektöründe yaÅŸanan canlılıkta hep proje geliÅŸtiricilerin, mimarların, mühendislerin anlattıklarını dinledik. Oysa o rezidansların, havuzlu, tenis kortlu villaların işçileri de vardı. Hem de binlerce… Onlar o güzel evleri yapmak için memleketlerinden geldiler, eÅŸlerini, çocuklarını bıraktılar. Ve ilk kez bir inÅŸaat ÅŸirketi, işçilere mikrofon tuttu. 20 ayrı ilçede 20 farklı işçi ile röportaj yapıldı ve onlara hayatlarıyla, hayalleriyle ilgili ipucu veren 3 soru sordu. Bununla da kalınmadı, taşınabilir özelliÄŸe sahip inÅŸaat konteynırlarının bir araya getirilmesinden oluÅŸan sergi mekanında, işçilerden alınan eÅŸyalarla onların yaÅŸadığı ortamlar hayata geçirildi.

    Bu kez işçiler konuştu
    Toplumun her kesiminden insanın ‘bir fikri’ olduÄŸu inÅŸaat sektörünün emekçileri olan işçileri konuÅŸturma, onların yaptıkları iÅŸ ile ilgili düşüncelerine ışık tutup aktarma fikri İstanbul’da “Under Construction” adı altında güncel bir sanat mekanı dolaÅŸtıran Tepe İnÅŸaat ve bu mekana hayat veren KİT Sanat TopluluÄŸu tarafından oluÅŸturuldu. Zeytinburnu, Maltepe, Pendik, Bakırköy, BeÅŸiktaÅŸ, Kadıköy ve Kartal gibi İstanbul’un 20 farklı ilçesindeki inÅŸaatlarda çalışan 20 farklı işçi ile röportaj yapıldı. İşçilere; üç temel soru soruldu. En çok da nasıl bir evde yaÅŸamayı hayal ettiklerini anlatmaları istendi. Tepe İnÅŸaat’ın saÄŸladığı bir konteynırın içi işçilerin kullandığı gerçek eÅŸyalarla donatıldı; verilen cevapların yayınlandığı eski bir televizyon konteynırın içine yerleÅŸtirildi. Sergi, 39 metrekarelik alanda, Maçka’da Cumhuriyet Parkı’nın ortasında açıldı.

    Deprem dillerinden düşmüyor
    KonuÅŸulan 20 işçi konut, alışveriÅŸ merkezi, üniversite gibi deÄŸiÅŸik inÅŸaatlarda, farklı görevlerde çalışıyor. Hepsi de konuÅŸmalarında mutlaka ‘deprem’ kelimesini kullanıyor. Kayıtlarda, depremde zarar görmeyecek binalar inÅŸa etmek istediklerini ve ÅŸu an çalıştıkları binaların dayanıklılığı hakkındaki düşüncelerini söylüyorlar. Yine hepsinin yaÅŸamak istediÄŸi ev tipi de orman içinde, en azından bahçeli ve tenha bir yerde. İşçiler, ’sevdiklerim yanımda olsun, etraf da sessiz olsun’ düşüncesine sahip. 20 işçiden genç olan ikisi dışında hiçbiri lüks peÅŸinde deÄŸil. Onlar ise bir gün BoÄŸaz’da yaÅŸamanın hayalini kuruyor.

    Fındık bahçesinde sevdiÄŸiyle…

    İşçilerin maaÅŸları bin 800 YTL’yi buluyor. Ama bu onları mutlu etmeye yetmiyor. Kimi memleketinde bıraktığı fındık bahçesini, kimi de 3 aylık evliyken ayrılmak zorunda kaldığı sevdiÄŸini özlüyor. Kurdukları hayalin kaba tasviri ise ‘çoluk çocuk bir arada, yeÅŸillikler içinde, saÄŸlam bir evde yaÅŸamak’.

    MENEKŞE ATASELİM

    Kaynak: Sabah