‘Mortgage’da taviz olursa yeni konutzedeler oluÅŸur’
Monday, October 24th, 2005Emlak Bankası Tasfiye Kurulu BaÅŸkanı Zeki Sayın, geçmiÅŸteki olayları hatırlatarak “Yeni konutzedeler oluÅŸmaması için mortgage tasarısında evin devrinin kolaylaÅŸtırılması gerektiÄŸi” uyarısında bulundu
Finans Sohbetleri / KADİFE ŞAHİN
Kamu Bankaları eski Ortak Yönetim Kurulu Başkanı ve tasfiye halindeki Emlak Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Sayın, yılbaşında çıkması beklenen ipoteğe dayalı uzun vadeli konut kredisi yasa tasarısı (mortgage) hakkında ciddi uyarılarda bulundu.
Emlak Bankası’nda geçmiÅŸte yaÅŸanan olayları örnek gösteren Sayın, döviz ile konut alan insanların kurun yükselmesi sonucunda içine düştükleri zorlukları hatırlatarak “Acıklı durumlar oluÅŸtu. İnsanlar dernekler kurdular, politik baskılar yapıldı. Dövizden TL’ye geçildi. Yine de ödeyemediler. Hacizler yaÅŸandı” dedi.
Dar gelirli insanların mortgage yasasından ne oranda yararlanabileceği sorusunu yanıtlayan Sayın, sisteme ilişkin çok fazla reklam yapıldığını ve insanların büyük bir iyimserliğe itildiğini söyledi.
Aşırı iyimserliğin doğru olmadığını belirten Sayın, konut kredisi müşterilerine ve sistemin yasal altyapısını hazırlayan kurumlara uyarılarda bunlundu:
‘Allah kerimdir’ denmemeli
“Mortgage sisteminin ana meselesi alınan senetlerin menkul kıymetler borsasında deÄŸer kazanarak yeniden kaynak temin etmesidir. Sistemin esası budur. Kredi alacak olan kiÅŸinin evin bedelinin ez az yüzde 25′ini peÅŸinat olarak ödemesi lazım. Dar gelirli bir vatandaşın böyle bir birikimi varsa bu peÅŸinatı ödeyebilir.
Yoksa sisteme girmesi zor. Konut kredisi alan her ailenin bir kaç taksidini bir kenara koyması gerekir. Ama iki üç taksitten sonra ne olacak? Genellikle Türk halkı “Ben bunu ÅŸimdi alayım sonra Allah kerimdir” der. EÄŸer üçüncü taksitten sonra kendi kazancı ile ödemekte zorlanıyorsa iÅŸte o zaman sıkıntı doÄŸar. Üç ayı ödeyemeyen diÄŸer ödemeleri de yapamaz.”
“Bunlar yaÅŸandı. Emlak Bankası’ndan döviz ile alınan dairelerin bedelleri kurun yükselmesi sonucunda ödenemedi. Dernekler kuruldu, politik baskılar yapıldı, Türk parasına çevrildi. Yine ödenmedi. Konutzedeler çıktı. EÄŸer tasarıda bunlar iyi düzenlenmezse yine dernekler kurulacak ve siyasi baskılar baÅŸlayacak.
Finans kurumları zor durumda kalacak, icralar baÅŸlayacak. Acıma duyguları ortaya çıkacak. Basın bunları günlük konu haline getirecek. Bunların yaÅŸanmaması için bilinçlendirme çok önemli. Bu sistemle kredi alanların ÅŸunu kabul etmesi lazım, taksidini ödeyemiyorsa o evi devretmek zorunda. Bunlarda taviz verilirse mortgage sistemi yürümez.”
Sayın, aşırı iyimserliğin bankaların faiz rekabetinden kaynaklandığı eleştirisini ise şöyle yanıtladı:
‘HerÅŸeyde risk var’
“Vade çok uzun olduÄŸu zaman faiz bankalar için risk yaratıyor. Türkiye’de mevduat kısa vadeli. Mevduat sahipleri 5 veya 10 yıllığına para yatırmıyor. Ortalama vade 3 ay. Tabii ki faiz rekabetinde yaÅŸananlar bankaların uzağı görme kabiliyeti sonucudur.
Dünyanın her tarafında olağanüstü durum olabilir. Olağanüstü olaylar olacak diye uzun vadeli kredi vermekten vazgeçemezsiniz.
Bankacılıkta elbetteki uzağı görerek bir risk üstleneceksiniz. Risksiz hiçbir ticaret yok.”
EKONOMİ SERVİSİ

